Ahmet Arıtürk

GENEL SEÇİMLERİN SATH-I MAİLİNDE!

Ahmet Arıtürk

Altılı Masa bileşenlerinin 5 Ocak’ta gerçekleştirdikleri toplantıdan sızan haberler var. Bu haberlerin en dikkat çekici olanı ise seçim formülleri üzerinde gerçekleşen yoğunlaşmadır.

Seçimlerin, güya mevsim şartları dolayısıyla erkene çekileceği ve büyük bir ihtimalle Mayıs ayının 7 veya 14’üncü günlerine tekabül eden Pazar günü yapılacağı anlaşılmaktadır. Seçimlerin erkene alınabilmesi için Meclis kararı veya doğrudan Cumhurbaşkanının meclisi feshetme yetkisini kullanması gereklidir. Meclis kararı alınabilmesi için 360 milletvekilinin oylarına ihtiyaç vardır. Millet ittifakı bileşenleri ise 2 Nisan’dan sonrası için yapılacak erken seçim çağrısına ret oyu kullanacaklarını açıklamış bulunmaktadırlar. Bu durumda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğrudan meclisi feshederek ülkeyi 60 gün içinde seçime götürmesi alternatifi kalıyor. Öyle bir karar alınması için vakit daralmıştır. Cumhur ittifakı gerçekten 7 veya 14 Mayıs’ta genel seçimlere gidilmesine taraf ise, erken seçim teklifinin bir an önce meclise sunulması gerekmektedir. Böyle bir teklif seçim tarihinden en az 60 gün önce yapılacak ki, Mayıs’ın 7’sinde veya 14’ünde genel seçim kararı alınabilsin. Bu demektir ki, en geç Mart ayının ilk haftasında ya meclis genel kurulundan genel seçim kararı çıkacak ya da Cumhurbaşkanı yetkisini kullanarak, 60 gün içinde ülkeyi genel seçime götürecek. Yani, çok sıkışık bir seçim tarihiyle karşı-karşıya kalabiliriz.

İşte, bu baskın seçim olasılığından hareketle altılı masa bileşenlerinin 5 Ocak toplantısında özellikle seçim formülleri üzerinde durdukları sızan haberler arasındadır.

Yine toplantıdan sızan kulis bilgilere göre, altılı masanın 2 veya 3 parti ile seçime girmesi önerisi üzerinde mutabakata varılmış gibi. İkili formüle göre 6 masa bileşenleri CHP ve İYİ Parti amblemleri altında seçimlere girecekler. Üçlü formüle göre ise CHP ve İYİ Parti yanında DEVA Partisinin de seçime girmesi ön görülmektedir. İkili formül uygulanırsa, CHP ve İYİ Parti listelerinde, 20’şer kontenjan diğer parti adaylarına kazanacakları sıralardan tahsis edecek. Üçlü formül uygulanırsa DEVA, GERÇEK, SADET ve DP tek bir isim altında seçime girecek, her ilin şartlarına göre ortak listeler oluşturacak.

Evet, artık genel seçimlerin sath-ı maili içindeyiz. Ne yapılacaksa, bir an önce yapılmalı, altılı masanın cumhurbaşkanı adayı da artık açıklanmalı…

YAZDIKLARI SEBEBİYLE ŞEHİT EDİLEN GAZETECİLER!

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde sadece gerçekleri yazdıkları için suikastlara kurban giden ve öldürülen Gazetecileri anımsamamak büyük eksiklik olur.  Şehit Gazetecilerin ilki elbette Hasan Tahsin’dir. Şehit edilmesi olayı İşgalci Yunanlılara karşı ilk kurşunu sıkmasıdır. Ancak, işgale karşı yazdığı yazılarla ne kadar vatansever bir Gazeteci olduğunu ispatlamış ve canını vererek bunu kanıtlamıştır.

Yine Gazeteci olan ve yazdığı yazılar sebebiyle hedef haline gelen bir Kahraman Gazeteci de Sabahattin Ali’dir. Asıl mesleği Öğretmenlik olan, ancak, gördüğü baskılar yüzünden öğretmenlikten istifa ederek, değişik işlerde çalışan Sabahattin Ali çeşitli mizah dergilerinde ve gazetelerde çalışmış, bu işlerde başarı sağlayamayınca yurt dışına gitmek istemiş, fakat yurtdışına çıkması için izin verilmeyince illegal yollara başvurmuştu. 1948'de Bulgaristan'a kaçmak için yola koyulan Sabahattin Ali Bulgaristan'a gittiğinde Ali Ertekin adlı kişi tarafından öldürülmüştür. Sabahattin Ali yazdığı romanları ile Türk Edebiyatı'nda unutulmayacak isimler arasında yer almaya devam etmektedir. Katili olan Ali Ertekin, Sabahattin Ali’yi yazıları sebebiyle öldürdüğünü itiraf etmişti.

Milliyet Gazetesi'nde genel yayın müdürlüğü yapan Abdi İpekçi de Şehit Gazeteciler safında yer almıştır. Abdi İpekçi, 1979'da birileri tarafından hedef gösterildiği için, yazılarından dolayı Mehmet Ali Ağca tarafından şehit edilmiştir.

Asıl adı Garip Tatar olan Ümit Kaftancıoğlu da Gazetecilik mesleğini icra ettiği için öldürülenlerdendir. Asıl mesleği öğretmenlik olan Kaftancıoğlu, öğretmenlikten istifa ederek TRT'de çalışmaya başlamış ve hazırladığı televizyon programları ile pek çok ödülün sahibi olmuşken 11 Nisan 1980'de işe gitmek için evden çıktığı sırada Ahmet Mustafa Kıvılcım isimli kişi tarafından öldürülmüştür. Ahmet Mustafa Kıvılcım yakalandıktan sonra ise ifadesinde Ümit Kaftancıoğlu'nu solcu olduğu için öldürdüğünü belirtmiştir.

Gazeteci Musa Anter de 20 Eylül 1992'de öldürülerek, katledilen gazeteciler zincirinin halkası oldu.

Gazetecilik görevi sebebiyle öldürülen Gazetecilerden biri de Uğur Mumcu’dur. 1993'te aracına yerleştirilen patlayıcı nedeniyle hayatını kaybetmişti. Cinayetin failleri hala yakalanmış değil.

Kültür Bakanlığı da yapan Gazetecilerden Ahmet Taner Kışlalı 21 Ekim 1999'a uğradığı bombalı saldırı sonucunda hayatını kaybetmiştir. Ahmet Taner Kışlalı'nın da failleri henüz bulunamamıştır.

Görüldüğü gibi, Gazetecilik mesleği, gerçekten tehlikeli ve riskli meslekler arasında. Tabii, yazılarında patlıcanın faydalarından veya zararlarından bahsedenlere bir şey olmaz…

TAŞLAMA

SEÇİM SATH-I MAİLİ

İÇİNE GİRİLMİŞTİR

YEDİ YA ONDÖRT MAYIS

TARİHİ BİÇİLMİŞTİR

ALTILI MASA ARTIK

ADAYI KİM OLACAK

AÇIKLASIN GEREKTİR

YOKSA ÇOK GEÇ KALACAK

MECLİS KARAR ALMAZSA

BİR ERKEN SEÇİM İÇİN

ERDOĞAN’IN MECLİSİ

FESHİ GÜNDEMDE BİLİN

ERDOĞAN FESHEDERSE

MECLİSİ ALTIMŞ GÜNDE

SEÇİMLERE GİDİLİR

OYUN BUDUR ELBETTE

Yazarın Diğer Yazıları