Siirt gibi yerde, çok sayıda engelli hemşerilerimizle tanıştığımız, görüştüğümüz olmuştur. 50-60 yıl öncesinde Şehrimizde trahomun yaygın olduğu yıllarda çok sayıda a’ma (iki gözü görmeyen) hemşerilerimiz vardı. Bu elleri öpülesi engellilerin büyük bir ekseriyeti, Kur’an-ı Kerimi hıfzederek,
HÂFIZ
olur, Kur’an bülbülü kesilir ve Kur’an dersi verirlerdi. Özellikle Ramazan aylarında başka illere giderek, zengin ailelerin evlerinde hatimler okuyarak geçimlerini sağlayan hafızlar vardı. Bu gibiler, kimselere yük olmak şöyle dursun, bu çalışma metotlarıyla Kur’an-ı Kerimin yayılmasına da büyük katkı sağlarlardı.
(MELLE ŞIKRİ, MELLE FIĞRİ, MELLE
ETHEM, MELLE LITFİ VE DİĞERLERİ.)
İki gözü de görmeyen engellilerimiz arasında Tellallık yapan
(Ammo Musa),
nohut pişirerek çarşı-pazar dolaşıp satan
(Ammo Abdalla)
vardı. Ammo Musa’nın Cuma günleri, Cuma namazı konusunda halkı uyarmak için yaptığı çağrısı meşhurdu.
(YA ZEKİRİN IZKIRU ALLAH = EY ZİKİR EHLİ,
ALLAH’I ZİKRE KOŞUN…)
diye başlayan söylemi meşhurdu! Hele Ammo Abdalla’nın bardak usulü sattığı pişirilmiş nohudun tadı hala damağımdadır.
(HIMMOS-IL ĞAVĞ, SEĞNİN U MEHRUSİN = ŞEFTALİ GİBİ NOHUT, HEM SICAK, HEM DE
KIVAMINDA PİŞMİŞ)
diye seslenerek başta helvacılar çarşısı olmak üzere, çarşıları adımlar, haşlanmış nohut satarak kendisinin ve ailesinin geçimini sağlardı.
Şehrimizde işitme engelliler de vardı. Onlara toplumun hitap şekliyle ve Siirt Arapçasıyla
(LELO = DİLSİZ)
derdik. Bu dilsizlerin hiç birinin el açıp dilendiğini görmedim. Siirt’in 50-60 yıl öncesinin en tanınmış çayhanelerinden biri
(KAHVIT-IL LELO =
DİLSİZİN KAHVESİ)
olarak bilinen, bugünkü Cumhuriyet Caddesinin üzerindeydi. Siirt’in ekabirinin uğrak yeriydi.
Sabahın erken saatlerinde, yine Cumhuriyet Caddesi üzerinde köşe başında kış mevsiminin soğuklarına aldırmadan süt, simit satarak geçimini sağlayan dilsiz kardeşler hâlâ gözlerimin önündedir. Orada, ayaküstü süt içip, simit yediğimi dün gibi anımsıyorum. Kasaplığı, terziliği, ayakkabıcılığı meslek edinen dilsiz hemşerilerimiz vardı. En güzel, en sağlam ve fiyatı en uygun ayakkabıyı bu dilsiz hemşerimize sipariş edebilirdiniz.
Bedensel engelli
AMMO ABDALLA
adında bir hemşerimiz vardı. Fahr camiinin
KULLATEYN HAVUZUNUN
SORUMLUSUYDU.
Havuzun dış avlusunda bir döşek üzerinde oturur, havuza girenlerin verdikleri ücreti toplar, yarısını kendisi alır, yarısını camiin ihtiyaçlarının giderilmesi için görevlilere verirdi.
Evet, bizim 50-60 yıl öncesi Siirt’imizde engellilerin ne el açtıklarını ne dilendiklerini görmedim. Hemen hepsi de aktif ve çalışkan insanlardı. Engellileri koruyup gözetlemek elbette toplumsal bir görevdir. Onları, pasifize etmeden ve rencide edecek davranışlar sergilemeden toplumun aktif bireyleri haline getirmek mümkündür. Aslında, engellilerin toplumdan istedikleri de budur. Bunu bilelim ve engellilere bu duygularla yaklaşalım…
Unutmayalım, engelli duruma düşmek riski her yaştaki ve her branştaki insanlar için bir soluk kadar yakındır.
TAŞLAMA
MESCİD-İ AKSA NEDEN
HÂLÂ ESİR DURUYOR
AHMAK MÜSLÜMAN NEDEN
BİRBİRİNİ VURUYOR
BİRBİRİMİZE DÜŞSEK
OLACAĞI BU ELBET
ONBEŞ MİLYON YAHUDİ
VAR DÜNYADA DİKKATET
HANÇER GİBİ SAPLANDI
BAĞRINA MÜSLÜMANIN
ELBET PAYI VAR BUNDA
AB’IN VE SAM AMCANIN
İKİ MİLYAR MÜSLÜMAN
NÜFUS VARKEN DÜNYADA
ONBEŞ MİLYON YAHUDİ
YİNE REST OKUMAKTA
İKİ MİLYAR MÜSLÜMAN
GERÇEK MÜSLÜMAN OLSA
TÜKÜRÜKLE BOĞAR BİL
İSRAİL’İ BİR ANDA
ABD’NİN EMRİNDE
OLUN8CA LİDERLERİ
MÜSLÜMANIN ELLERİ
KOLLARI BAĞLI BELLİ