Gazetecilik, hakkı vererek yapılırsa, gerçekte kutsal bir meslektir. AKP iktidarında nispeten gücünü yitirmiş ve susturulmuş olsa bile, mesleklerini gerçek anlamda icra eden gazeteciler yine de vardır. Medyanın ne kadar önemli olduğunu bilen AKP iktidarı, ilk iş olarak gazeteleri, televizyonları yandaşları adına satın alarak
HAVUZ MEDYASINI
oluşturdu. Mümkün mertebe muhalif ses çıkmasını önlemek için her türlü yöntemi uyguladı. Kimilerini parayla, kimilerini sopayla tedip etti. Bugün Türkiye’de gerçekleri yazan, söyleyen gazete ve televizyon sayısı bir elin parmağı kadardır. Merkez Medya dedikleri de sindirilmiş ve susturulmuştur. Türkiye’nin, en çok gazetecinin tutuklu ve hükümlü olduğu ülke olması bundan kaynaklanmaktadır.
Bir zamanlar
DÖRDÜNCÜ KUVVETİ
olarak tanımlanan
MEDYANIN
düşürüldüğü duruma bir bakınız. Parayla ve sopayla hizaya getirilen gazetecilere bakıyoruz da, ne durumlara düşürüldüğünü anlıyoruz.
OYSA GERÇEK ANLAMDA GAZETECİ KAMUOYUNUN HEM SAVCISI, HEM AVUKATI HÜKMÜNDEDİR.
Savcı, vatandaşların sorunlarına sahip çıkan, kanuna aykırı faaliyetleri şikâyete bile gerek görmeden araştıran, hukuk adamıdır. Peki, gazetecinin yaptığı nedir. Gazeteci de, aynen savcının yaptığı gibi, burnuna gelen pis kokuların üzerine yürüyen, devlet kurum ve kuruluşlarında veya özel sektörde yaşanan yolsuzlukları, haksızlıkları elinde sağlam kanıt varsa, doğrudan yayan, ya da ihbar olacak mahiyette gündeme taşıyan kişidir.
Gazeteci, aynı zamanda halkın avukatıdır. Halkın sorunlarına bigane kalanları uyarmak, yapılan yolsuzlukları, hukuksuzlukları gündeme taşıyarak haksızlıklara uğrayan kesimlerin haklarını aramak gerçek gazetecilerin yaptıkları işler cümlesindendir. Yani, halkın avukatı hükmündedir.
Anayasamızda "Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır." denilmektedir. Basın hürriyetine bu kadar önem verilmesinin nedeni, medyanın kamuoyu oluşturmadaki etkisidir. Basın hürriyetinin olmadığı toplumlarda, halk doğru bilgi alamaz. Bu nedenle de doğru kamuoyu oluşamaz.
İşlerini doğru dürüst yapan iktidarların, gerçek medyadan korkuları olmaz. Ancak, pisliklere bulaşmış olanlar, yağmacı, talancı, yalancı iktidarların korkulu rüyası gerçek gazetecilerdir. Bunun için bir yerde halkın hem savcısı, hem avukatı hükmünde olan gazetecileri hep susturmak istemişlerdir.
Türkiye’nin, basın özgürlüğünde sınıfta kalmış olmasının ve dünyada en çok tutuklu-hükümlü gazetecinin bulunduğu ülke olmasının sebebi nedir, bu sorunun cevabını hiç düşündünüz mü!
TAŞLAMALAR
(DÜNYA BARIŞ GÜNÜ)YMÜŞ
BU GÜN BAKARSAN SÖZDE
AMA SAVAŞLAR DEVAM
ETMEKTEDİR HERYERDE
AKDENİZ’DE SAVAŞ VAR,
SURİYE’DE, LİBYA’DA
ORTADOĞU YANIYOR
(BARIŞ) LÂFTADIR, LÂFTA
BARIŞ YOLUYLA ÇÖZMEK
GEREKTİR SORUNLARI
KİME ANLATACAĞIZ
DOSTUM SÖYLE BUNLARI
BARIŞ OLSA SİLAHLAR
KİMLERE SATILACAK
SAVAŞI KIŞKIRTANLAR
SİLAH TÜCCARLARI BAK