Ahmet Arıtürk

GAVUR İZMİR!!!

Ahmet Arıtürk

Şu edepsizliğe, şu aymazlığa, şu hayasızlığa bakınız! İzmir’de 30 Ekim 2020 günü yaşanan ve çevre illeri de etkileyen 7 şiddetindeki depremi ağızlarında dolayarak, İzmir’e ve İzmirlilere sosyal medyada hakaret anlamında yorumlarda bulunanlar var. Allah’tan korkmayan ve kuldan utanmayan birilerinin depremi, İzmirlilere ilahi bir ceza olarak yorumlamaları ne kadar elem vericidir!

Van’da deprem olur, (Terörist hainler) diye yorum yapılır, Tunceli’de deprem meydana gelir, (Aleviler ölsün) diye alkış tutulur, yahu kardeşim sizde hiç arlanma, haya, merhamet, diye bir duygu yok mu. Depremlerde ve benzeri felaketlerde bebeler, çocuklar, alnı secdede yaşlılar da can vermiyorlar mı! Kur’an-ı Kerim’de haber verilen Kavimlerin helak olma sebepleri; peygamberlerini yalanlamaları, putlara tapmaları, zulüm ve sapkınlıkta ileri gitmeleri ve Allah’a isyan etmeleri şeklinde sıralanabilir.

Âd, Semûd ve Şuayb (Medyen ve Eykeliler) kavimlerinin helakı, Sebe kavmini perişan eden Arim seli, Ashâbu’l-Uhdûd hadisesi ve Fil olayı, Arap toprakları olarak bilinen Bilâdü’l-Arap’ta meydana gelen helak hadiseleridir.

Musa aleyhisselâm’ın düşmanları olan Firavun ve adamlarının helaki ile Karun ve Haman’ın yok edildiği yer, Mısır topraklarıdır.

Lût kavmini yok eden o dehşetli felaket ile helak yerine daha hafif bir cezaya çarptırılan İlyas aleyhisselâm kavmi’nin başına gelenler, Bilâdü’ş-Şâm topraklarında meydana geldi.

Semûd, Lut, Eyke, Ashâbu’l-Karye, Ashâbu’s-Sebt, Ashâbu’l-Uhdûd gibi kavimlerin helak edildikleri Kur’an-ı Kerim’in işaret ettiği gerçeklerdir. Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin kibirli insanları; peygamberlerle mücâdele eden, kendisinin tanrı olduğunu iddiâ eden ve sonunda bir avuç suda helâk olan Firavun; bir sineğin mağlûb ettiği Nemrud bütün bunlar Peygamberlere verilen mucizeler kabilinden gerçekleşmiştir.

Ancak, İslâmiyetten sonra ne bir Peygamberin gelmesi, ne de mucizelerle  insanların helak edilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Kaldı ki, İzmir ve çevresindeki illerin bütünü de Müslüman beldelerdir. Bu beldelerde camiler, mescitler, Kur’an Kursları, namaz kılan, oruç tutan, hacca gitmiş olan, zekat veren dini bütün insanlar vardır. Bütün bunların cezalandırılmış olmalarını düşünmek,

YÜCE ALLAH’IN RAHMETİNE MUGAYİR DEĞİL MİDİR!

Kur’an-ı Kerim’de mealen:

“Eğer Allâh, insanları zulümleri yüzünden cezâlandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı…”

buyrulmaktadır.

Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun) bir hadis-i şeriflerinde

mealen:

“Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi, Allâh, onun hatâlarını bağışlamaya vesîle kılar”

buyurmaktadırlar.

Allâh rızâsı için çalışıp-çabalayan kimsenin karşılaştığı sıkıntılar, onun sadece günahlarına keffâret olmakla kalmaz, bunun yanı sıra Allâh indindeki derecesini de yükseltir. Bir de işin bu yönüne bakalım. Yaşanan deprem felaketinin, bağışlanmaya vesile olacağını düşünelim. Depremi, felaket olarak değil, günahlara kefaret gibi yorumlayalım.

Felaketler üzerinden kin kusmanın, faydası yok, zararı çoktur. Hele-hele felaketleri siyasi konulara istismar için kullanmak gafletine asla düşmeyelim…

TAŞLAMALAR

İZMİR’E (ĞAVUR İZMİR)

DİYEN GAVURUN OĞLU

İNSAN OLAN İNSANDA

OLUR RAHMET DUYGUSU

İZİMİR TÜRKİYEMİZİN

KALBİ GİBİDİR KALBİ

ANAN NASIL DOĞURMUŞ

SENİN GİBİ BİR KELBİ(*)

UTANMAN, ARLANMAN YOK

ALLAH'TAN DA KORKMAZSIN

BEBEKLER BİLE ÖLDÜ

SÖZÜNDEN UTANMAZSIN

ACILARI PAYLAŞMAK

GEREKLİDİR İNSANA

ANAN-BABAN BÖYLE Mİ

TERBİYE VERDİ SANA

(*)KELB=KÖPEK

Yazarın Diğer Yazıları