FATİH SULTAN MUHAMMED HAN İSTANBUL'U FETHETTİ (29 MAYIS 1453) ATATÜRK'ÜN ASKERLERİ DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTARDI (6 EKİM 1923)
Ahmet Arıtürk
Miladi takvime göre 29 Mayıs 1453 gününün tarihimizde çok önemli bir yeri vardır. Çünkü bugün İstanbul’un fethedildiği tarihtir. Dolayısıyla bu yıl İstanbul’un 570. fetih yıldönümünü kutlayacağız. Evet, Kostantiniye’nin fethi veya
FETH-İ MÜBİN BU TARİHTE GERÇEKLEŞMİŞTİR.
Bilindiği gibi, Sultan Muhammed Han’a
(FATİH)
unvanını kazandıran, İnsanlığın Orta çağdan, yeniçağa geçişinin sebeplerinden biri olarak kabul edilen İstanbul’un, sadece Türk tarihi içinde değil, İslâm ve dünya tarihi açısından da çok önemli ve ayrıcalıklı bir yeri vardır. İslami açıdan bu fethin önemi
Peygamber Efendimiz HAZRET-İ MUHAMMED’in (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun)
İstanbul’un alınacağını müjdelemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Peygamber Efendimizin bir hadis-i şeriflerinde:
(LE TUFTEHEN EL KOSTANTİNİYE FELENİM EL EMİR-U EMİRUHA, FELENİM EL CEYŞ-U SALİH EL CEYŞ) buyurdukları ve bu buyruğun sahih hadisler kapsamında olduğu bilinmektedir.
“KOSTANTİNİYE (İSTANBUL) MUTLAKA FETHOLUNACAKTIR. O’NU FETHEDECEK EMİR (PADİŞAH) NE GÜZEL BİR EMİRDİR VE ONUN ASKERLERİ NE GÜZEL ASKERLERDİR”
anlamına gelen bu hadis-i şerif olmasaydı, herhalde Müslümanlar İstanbul’un fethi konusunu pek düşünmez ve dert edinmezlerdi.
Ama Hazret-i Peygamberin müjdelediği
EMİR
ve askerler olmak
uğruna, tarihin akışı içinde birçok Müslüman ülkelerin padişahları Osmanlı Padişahı Sultan Muhammed Han’dan önce defalarca İstanbul’u kuşatmış, ancak, almaya muvaffak olamamışlardı.
Bilindiği gibi, İslam tarihi içinde İstanbul’a düzenlenen ilk sefere katılanlar arasında
EBA EYYÜP EL ENSARİ HAZRETLERİ
bulunmaktadır.
Mekke-i Mükerreme’den, Medine-i Münevvere’ye
göç ettiklerinde
PEYGAMBER EFENDİMİZİ
evlerinde misafir etmek şerefine mazhar olan
Eba Eyüp hazretleri,
Kostantin’e düzenlenen sefer sırasında o zamanlar İstanbul’un surları dışında olan ve bugün
EYYÜP
olarak adlandırılan mevkide şehit düşmüştü.
Eba Eyüp el Ensari Hazretlerinin katıldıkları bu seferi müteaddit seferler takip etmişse de, İstanbul’u fethetmek ancak
Osmanlı Padişahı Sultan Muhammed Han’a
nasip olmuştur.
İşte bu yıl da o muazzam fethin yıldönümünü idrak etmenin heyecanı içindeyiz. Sultan Muhammed Han tarafından İstanbul’un fethedilmesi, dünya tarihine de yön veren önemli olaylardan biridir. Bir çağın kapanışı, yeni bir çağın başlangıcıdır.
İstanbul’un, Müslümanlar tarafından fethedilmesi aynı zamanda
HAZRET-İ MUHAMMED’İN (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun) BİR MÜJDESİNİN TAHAKKUKUDUR.
Müslümanlar, bu hâdis-i şerif çerçevesinde, sahabe-i kiram devrinden başlayarak, Kostantin’e müteaddit seferler düzenlemişlerdir. Bundan amaçları, PEYGAMBERİN ÖVDÜĞÜ EMİR VE ASKERLER OLMAKTI! EBA EYYÜB-İ EL ENSARİ HAZRETLERİ BUGÜN İSTANBUL’DA METFUN İSE BUNU BU HÂDİS-İ ŞERİFİN SIRRINA MAZHAR OLABİLMEK İÇİN DÜZENLENEN SEFERE KATILMIŞ OLMASINA BORÇLUYUZ.
Sultan Muhammed Han’a
(FATİH) unvanını tescil ettiren bu büyük olay,
tarihimizin en şanlı sayfalarından biridir. Şüphesiz, İstanbul’un manevi fatihlerinden biri de, Muhammed Han’ın Hocası
AKŞEMSEDDİN’dir.
Eba Eyyüp El Ensari Hazretlerinin mezarının yerini keramet göstererek, tespit eden de
AKŞEMSEDDİN olmuştur.
Şunu da belirtmekte yarar var. Fetihten sonra Osmanlı başkenti olan İstanbul, önce 13 Kasım 1918, sonra 16 Mart 1920 olmak üzere iki kez işgal edilmiştir. İstanbul’u işgalden kurtaran ve tekrar Türk Milletine ve âlem-i İslam’a kazandıran
Mustafa Kemal Paşa’nın (ATATÜRK)
ASKERLERİDİR.
6 Ekim 1923
'te Şükrü Naili Paşa komutasındaki 3. Kolordu İstanbul'a girerek işgali sonlandırmış, 4 yıl 10 ay 23 gün süren işgalin sonlandırılması sonucu her yılın 6 Ekim günü İstanbul'un kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.
Yani, bir yerde Mustafa Kemal Paşa (ATATÜRK) İstanbul’un ikinci fatihidir. Fatih Sultan Muhammed Han, İstanbul’u aldı, ATATÜRK’ÜN ASKERLERİ de düşman işgalinden kurtardı.
Bu açıdan bakıldığında, Sultan Muhammed Han’ı ve askerlerinin aziz ruhlarını şad etmek yanında Mustafa Kemal ve Askerlerinin de ruhlarını şad etmemiz gerekeceğini unutmayalım.
Fethi Mübin’in yıldönümünde, bize bu güzel Şehri armağan eden FATİH SULTAN MUHAMMED HAN’I, BÜTÜN ASKERLERİNİ RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ. Ne mutlu onlara ki, HAZRET-İ MUHAMMED’İN ÖVDÜĞÜ EMİR VE ASKERLER OLMAK ŞEREFİNİ KAZANMIŞLARDIR. Onlara, bu övgü yeter.
EBU EYÜP EL ENSARİ HAZRETLERİNİN
MEZAR YERİNİN TESPİT EDİLMESİ!
Bilindiği gibi, İslam tarihi içinde İstanbul’a düzenlenen ilk sefere katılanlar arasında
EBU EYYÜP EL ENSARİ
HAZRETLERİ
vardır.
Mekke-i Mükerreme’den, Medine-i Münevvere’ye
göç ettiklerinde Peygamber Efendimizi evlerinde misafir etmek şerefine ulaşan Ebu Eyüp hazretleri, Kostantin’e düzenlenen sefer sırasında o zamanlar İstanbul’un surları dışında olan ve bugün
EYYÜP
olarak adlandırılan mevkide şehit düşmüştü.
Ebu Eyüp el Ensari Hazretlerinin katıldıkları bu seferi müteaddit seferler takip etmişse de, İstanbul’u almak
Osmanlı Padişahı Sultan Muhammed Han’a
nasip olmuştur. Sultan Muhammed Han tarafından İstanbul’un fethedilmesi, dünya tarihine de yön veren önemli olaylardan biridir. Bir çağın kapanışı, yeni bir çağın başlangıcıdır.
İstanbul’un, Müslümanlar tarafından fethedilmesi,
HAZRET-İ MUHAMMED’İN (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun) MÜJDESİNİN TAHAKKUKUDUR. (Kostantiniye mutlaka fetholunacaktır. O’nun Fetheden kumandan ne güzel bir kumandan ve onun askerleri ne güzel askerlerdir) hadis-i şerifini emir telakki eden Müslümanlar, bu hâdis-i şerif çerçevesinde, sahabe-i kiram devrinden başlayarak, Kostantin’e seferler düzenlemişlerdir. Bundan amaçları, PEYGAMBERİN ÖVDÜĞÜ EMİR VE ASKERLER OLMAKTIR! EBU EYYÜB-İ EL ENSARİ HAZRETLERİ BUGÜN İSTANBUL’DA METFUN İSE BUNU BU HÂDİS-İ ŞERİFİN SIRRINA MAZHAR OLABİLMEK İÇİN DÜZENLENEN SEFERE KATILMIŞ OLMASINA BORÇLUYUZ.
Şüphesiz, İstanbul’un manevi fatihlerinden biri de, Muhammed Han’ın Hocası
AKŞEMSEDDİN’dir.
Ebu Eyyüp El Ensari Hazretlerinin mezarının yerini keramet göstererek, tespit eden de
AKŞEMSEDDİN olmuştur.
Peygamberimizin zamanında yaşayan Ebu Eyyüb El-Ensari, hicretten sonra Hazreti Peygamber'i Medine'deki evinde ağırlayan ilk sahabedir. Hicretin 52’nci yılında, yaşı çok ilerlemiş olmasına rağmen Müslümanların Konstantiniye'nin fethi için çıktığı sefere katılmış ve kuşatma sırasında şehit olmuştur.
Katıldığı kuşatma sırasında şehit olan Ebu Eyyüb El-Ensari'nin mezarının surların dışında bir yerlerde olduğu öteden beri söylenmekte, fakat nerede olduğu bilinmemekteydi.
Fatih Sultan Muhammed, fetihten sonra Ebu Eyyüb El-Ensari'nin mezarının bulunması için hocası mana sultanı Akşemseddin'den yardım ister.
Padişahın yardım isteği üzerine tefekküre dalan Akşemseddin, haliç yakınlarındaki bir yeri belirterek mezarın burada olduğunu söyler.
Akşemseddin ve Fatih Sultan Muhammed, yanındakilerle beraber belirtilen yere giderler. Kısa bir araştırmadan sonra yer tespit edilir. Hatta bu sırada orada bulunan bir çobanın:
-Ben yıllardır bu alanlarda çobanlık yaparım. Otlattığım koyun sürüsü, bu mezar yerinin olduğu yere geldiğinde üzerinden geçmez. Sürü, mezarın iki yanından geçip gider. Hiçbir zaman üzerinde bir hayvanın otladığını da görmedim
diyerek, o zamana kadar şahit olduklarını anlatır.
Tespit edilen yere, işaret olarak bir ağaç dalı dikilir. Vakit epeyce ilerlediği için topluluk, mezarın bulunduğu yerden ayrılır.
Akşemseddin, Fatih ve yanındakiler, ertesi sabah tekrar mezarın bulunduğu yere giderler. Akşemseddin, mezarın üzerine diktiği ağaç dalının yerinin değiştirilmiş olduğunu manevi bir hisle anlar. Ağacın dalını yeni konulduğu yerden alır, daha önce tespit ettiği yere götürür. Meğer Fatih Sultan Muhammed Han, Akşemseddin’i denemek için ağaç dalının yerini değiştirmiştir.
Akşemseddin'in manevi işaretiyle tespit edilen mezar yeri, Fatih Sultan Muhammed’in ve Akşemseddin'in gözetiminde kazılmaya başlanır. Birkaç metre sonra bir mezar taşı çıkar. Taşın üzerinde Arapça olarak
"Bu Ebu Eyyüb'ün
kabridir."
anlamındaki yazı vardır. Aynı mezardaki bir başka taşta ise Latince
"Burası
Halid Bin Zeyd'in mezarıdır"
anlamında yazı bulunmaktadır.
Bunun sebebi Akşemseddin'e sorulduğunda, o:
-Ebu Eyyüb El-Ensari Hazretleri şehit olduğu zaman bir rahip peygamberimizi rüyasında görür. Peygamberimiz, rahipten Müslüman olmasını ister ve ona;
"Ashabımdan Halid Bin Zeyd, şehit oldu ve filan yere gömüldü. Onun mezarını gurbet ellerde işaretsiz bırakma."
diye buyurur
.
Gördüğü rüyanın etkisiyle uyanan rahip, gece vakti surların üzerine çıkar. Rüyasında belirtilen yere doğru bakar. Ebu Eyyüb El-Ensari Hazretlerinin kabrinin bulunduğu yerdeki ışığı görür. Sabahleyin oraya giderek, onun mezarının üzerine bu taşı işaret olarak yazar, diye Fatih Sultan Muhammed Han’a bilgi verir.
Daha sonra Ebu Eyyüb Hazretlerinin mezarı tamamen gün yüzüne çıkartılarak, düzenlenir. Üzerine bir türbe, yanına da bir mescid ve medrese yapılır. İşte, bugün İstanbul’daki Ebu Eyyüb El Ensari Camiinin ve türbesinin serüveni budur.
ANEKDOT
Öyle anlatılır ki, İstanbul muhasarası sırasında
YENİÇERİ HASAN’a,
ön saflarda değil, orta saflarda yer verilmişti. Bundan çok müteessir olan Ulubatlı gider ve kendisine neden ön saflarda değil de orta saflarda yer verildiğini sorar. Yeniçeri başı cevap verir:
-Bu sorunun cevabını, savaşırken öğreneceksin!
Kuşatma devam ederken, ön saftakilerin hemen hepsi şehit düşmüş, sancak tutmak sırası
YENİÇERİ HASAN’A
gelmiştir. Yeniçeri Hasan, bayrağı surlara dikince, Yeniçeri Başının ne demek istediğini anlar. Sancağı surlara dikerken üzerine yağan oklarla ağır yaralar alır, kendisi yere düşür ama Bayrağı eliyle sıkı sıkıya kavrayarak yeni kahramanlar gelinceye kadar elinden düşürmez…
TAŞLAMA
FATİH SULTAN MEHMED’E
EŞİT BİR TEK İSİM VAR
MUSTAFA KEMAL PAŞA
TARİHİ GERÇEK BUNLAR
MUHAMMED HAN BELLİ BU
KOSTANTİNİ ZAPTEDEN
MUSTAFA KEMAL PAŞA
KURTARANDIR İŞGALDEN
FATİH SULTAN MUHAMMED
İSTANBUL’U ALMIŞTIR
MUSTAFA KEMAL PAŞA
İŞGALDEN KURTARMIŞTIR
İKİ BÜYÜK KUMANDAN
FATİH İLE ATATÜRK
BU İKİ KUMANDANLA
ÖVÜNMELİDİR HER TÜRK
TARİHTE TEK BİR FATİH
VARDIR MUHAMMED HANDIR
KOSTANTİNİ ALARAK
“İSLAMBOLA” YAPANDIR
TARİHE MÜHÜR VURAN
KAHRAMANLAR VAR ELBET
ANILANLAR ONLARDIR
ELBET EBET-MÜEBBET
OSMANLI’DA FATİH VAR
SELİM VAR, SÜLEYMAN VAR
TÜRKİYE’DE TEK OLAN
ATATÜRK’TÜR O KADAR