Ahmet Arıtürk

EYT VEYA 23 YIL DEVAM EDEN HAKSIZLIĞIN SON BULMASI!

Ahmet Arıtürk

Kısa tanımı EYT olan, açılımı EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR olarak bilinen 23 yıllık haksızlık,  2023 yılının seçim yılı olması sebebiyle de olsa çözüme kavuştu. 28 Aralık Çarşamba günü gecesi bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) için herhangi bir yaş sınırı uygulanmayacağı, 8 Eylül 1999 öncesi işe girişi olanlardan kadınlar için 5 bin prim günü ve 20 yıl sigortalılık süresi, erkekler için 5 bin prim günü ve 25 yıl sigortalılık süresi dışında bir kıstas uygulanmayacağı açıklandı. Açıklamanın bizzat Cumhurbaşkanı tarafından yapılması, bu kararın alınmasının 2023 yılının seçim yılı olmasından kaynaklandığı gerçeğini adeta haykırmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanının müjdeli haberleri bizzat vermek gibi bir adete sahip olduğunu da artık hepimiz biliyoruz.

Her ne kadar

(Geciken adalet, adalet değildir)

deyiminden yola çıkarak, 23 yıllık bir mağduriyetin ardından seçim için de olsa böyle bir kararın alınması, gasp edilen bir hakkın iadesi açısından önemlidir.

Evrensel hukuk kurallarına göre, yasalar geriye yönelik işletilemez. Ancak, 1999 yılının Eylül ayında çıkan bir yasa 23 yıldan beri geriye yönelik olarak işletilmiştir. EYT’liler, hak gaspına uğratılmış, emekli olmaları ve emekli maaşı almaları gerekirken, bunun yanında şayet bir şekilde sigortalı veya bağ-kur’lu olamamışlarsa tedavi haklarından da yararlanamamışlardır.

EYT sorunu 2,5 milyona yakın vatandaşı doğrudan etkileyen bir durumdur. Açıklama yapıldı ama kararın TBMM’nden geçmesi ve Resmi Gazete’de yayınlanmasından sonra yürürlüğe girmesi gerekmektedir. Temenni ederiz ki, Cumhurbaşkanı tarafından dolaylı olarak seçim müjdesi mahiyetinde yapılan açıklama bir an evvel  ete kemiğe büründürülsün, yasal kılıfla taçlandırılsın.

Yazımı noktalarken EYT mağduru tüm kardeşlerimizi tebrik ediyor, haklarını almak için verdikleri mücadeleyi ve bu mücadeleye destek veren muhalefeti de selamlıyorum.

MEKKE’NİN FETİH TARİHİ MİLADİ TAKVİME GÖRE

31 ARALIK DEĞİL, 11 OCAK’TIR

Kimi çevrelerin Mekke’nin Fethi’ni kutlamak için 31 Aralık gününü kullandıkları bilinmektedir. Gerçekte Mekke’nin fethi Hicret'in 8. yılında, Ramazan ayının 13. gününde gerçekleşmiştir. Mekke’nin fethi kutlamalarının kimi çevreler tarafından 31 Aralık itibari ile başlatılması gerçekte YILBAŞI KUTLAMALARINA ALTERNATİF bir uygulamadır.

İslam Âleminin kalbi hükmünde olan

MEKKE’nin,

miladi 630 yılının 11 Ocak tarihinde fethedildiği tarihi bir gerçektir. İslam dininde mübarek kabul edilen üç şehir vardır. Bunlar

MEKKE-İ MÜKERREME,

Medine MEDİNE- MÜNEVERE ve Kudüs’tür.

Kudüs’e islami tabirle (KUDÜS-Ü ŞERİF) denilir.

Mekke-i Mükerreme’nin şeref bulması

(KÂBE-İ MUZAZAMA)’dan

kaynaklıdır. Bilindiği gibi,

Kâbe Hazret-i İbrahim (Cümle Peygamberlere salat ve selam olsun)  tarafından YÜCE ALLAH’A ibadet için inşa edilen ilk

mabettir.

Hac farizasının ifa edildiği makamdır.

Medine-i Münevvere’de ise, Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED’in (O’na ve cümle Peygamberlere salat ve selam olsun) mübarek kabirlerinin bulunduğu Şehir olması açısından mübarek şehirlerden biri olmuştur.

Kudüs ise Müslümanların Beyt-i Maktis veya Beytü'l Makdis denilen bölgeye verdiği isimdir. Hz. Süleyman ve Hz. Davut'tan beri gelen Yahudi peygamberlerinin çıktığı bölgenin adıdır. Peygamberler Şehridir.

Medyaya yansıyan haberlerden anlaşılan o ki bu yıl da Mekke’nin fetih yıldönümünü 31 Aralık 2022 günü gecesi kutlayanlar olacak. Kutlamalar bazı TV kanalları tarafından da yayınlanacak. Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları arasında yer alan (Diyanet takvimi) de 2015 yılına kadar Mekke'nin Fethini, Miladi takvime göre 1 Ocak tarihine denk getirmekteydi. Ancak, bu konuda tarihi gerçekler saptanarak asıl tarih ortaya çıkınca 1 Ocak tarihini Mekke’nin fethi olarak göstermekten çark etti.

1 Ocak, (Mekke’nin Fethi için Medine’den hareket tarihi)

olarak gösterilmeğe başladı. Yapılan eleştiriler sonucu Mekke’nin fetih tarihinin miladi takvime göre 1 Ocak değil, 11 Ocak olduğu gerçeğini Diyanet İşleri Başkanlığı da böylece hazırladığı Diyanet takviminde ikrar etmek zorunda kaldı.

Gerçekten, Diyanet İşleri Başkanlığının garip taktikleri vardır. Bazı etkinlikleri hicri, bazılarını miladi takvime göre kutlamak gibi! Dikkat edildiğinde, bu uygulamaları

ALTERNATİF KUTLAMALAR İÇİN YAPTIĞI HİSSİ UYANMAKTADIR.

Hicri takvime göre (Mevlit Kandili - yani Peygamber Efendimizin Doğum Günü) her yıl değişkenlik arzederken, miladi takvimde 20 Nisan günü de Peygamber Efendimizin doğum günü olarak gösterilmektedir.

Geçmiş yıllarda, böyle uygulamalar yoktu. Dini günler, geceler Hicri takvime göre kutlanır, bunun sonucu olarak Miladi takvime göre yıl içinde değişken olurlardı. Diyelim ki Diyanet İşleri Başkanlığı, Miladi takvimi esas almağa başladı. Buna da (eyvallah) diyeceğiz amma, kutlamaları hem hicri, hem miladi takvime göre düzenlerse, o zaman vatandaşların da zihinlerinde istifhamlar oluşur, özellikle, miladi takvime göre yapılan kutlamaları, alternatif etkinlikler olarak görmeğe başlar. Daha önceki yıllarda Mekke’nin Fethi’nin miladi takvime göre 1 Ocak olarak belirlenmesinin, yeni yıl kutlamalarına bir alternatif kutlama olduğunu öne sürenler vardı. Uzun bir süre Kutlu doğum Haftası adı altında yapılan kutlamaların Nisan ayının 20’sine tekabül eden hafta olarak düzenlenmesi, 23 Nisan etkinliklerine alternatif uygulamalar olarak yorumlanmaktaydı. Kaldı ki, Türkiye’deki bu uygulama, başka hiçbir İslam devletinde yoktur. Yani Türkiye, şeriatla yönetildiklerini iddia eden Müslüman ülkelerden daha mı Müslüman! Yoksa Diyanet İşleri Başkanlığının bu uygulamaları, Cumhuriyete karşı duyulan rahatsızlıktan mı kaynaklanmaktadır!

Konuyu, Mekke’nin fethiyle başlattık. Onunla sürdürelim. Mekke’nin Fethi, muhakkak ki, İslam tarihinin en önemli olaylarından biridir.

Hz. Muhammed (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun),

Mekke'yi fethederek İslam dininin yayılmasının önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmıştır. İslam dininin Hz. Muhammet'ten sonra yayılıp kurumlaşmasında Mekke'nin fethi gerçekten büyük bir etkiye sahiptir. Bu bakımdan Müslümanların bu önemli tarihi hatırlamaları, hatta kutlamaları son derece doğaldır.

Ancak, Mekke’nin fethi, tarihi kaynaklara göre;  (İbn İshâk, İbn Hişâm, Belâzûrî, Vâkıdî, İbn Esir, İbn Kesir, Taberî gibi pek çok tarihçinin ittifakla verdiği tarih) Hicrî takvime göre 20 Ramazan 8’de (Hicretin 8. yılı) gerçekleşmiştir. Bu Hicri fetih tarihi Milâdî takvime uyarlanınca 11 Ocak 630 tarihi elde edilmektedir.

Diyanet'in "resmi sitesi" de bu tarihsel gerçeği "Peygamberimizin Hayatı-Mekkenin Fethi"  adlı (Web Kütüphanesi) dosyada "f) Mekke'ye Giriş (20 Ramazan 8 H./11 Ocak 630 M.)" başlığı altında doğrulamaktadır.

Buraya kadar her şey normal, anormallik bu önemli günün Türkiye'deki kutlamalarında karşımıza çıkmaktadır. Çünkü ülkemizde uzun yıllar Mekke'nin fetih tarihi "birileri" tarafından 10 gün önceye çekilerek Miladi 31 Aralık/1 Ocak'ta kutlanmaya başlanmıştı. Bu kutlamalar

"alternatif yılbaşı"

diye adlandırılmıştı. Oysa İslam tarihi kaynaklarına göre Miladi 1 Ocak'ta Mekke fethedilmemiş, Hz. Muhammed’in Ordusu fetih için daha yeni Medine’den yol almıştı.

"Rasûlüllah (s.a.s.), Hicretin 8'inci yılı, Ramazan'ın 10'uncu Pazartesi günü 10 bin kişilik muazzam bir ordu ile Medine'den çıktı. (319) (1 Ocak 630)"

Görülen o ki ülkemizde son yıllarda siyasal İslam’ın, daha doğrusu "din istismarının" ve "Allah ile aldatmanın" yükselmesine paralel yaşanan "uydurma" alternatif dini kutlamalardan biri de Mekke'nin fethi olmuştu.

Gözü dönmüş din bezirganlarının, kısır dünya görüşleri için İslam dinine, Kuran'a, Hz. Muhammed'in anısına saygısızlık ederek bu "tarihi çarpıtmaları" maalesef ülkemizin din istismarcısı, yandaş aydınları, gazetecileri, yazarları ve basını tarafından da uzun yıllar görmezden gelindi. Kuran'ın ifadesiyle "hak ve hakikat gizlenmektedir". Ancak

Kuran'a göre "Hakkı ve hakikati gizlemek küfürdür".

(Bakara, 42). Uzmanlık alanım olmadığı halde bu konuya dikkat çekmemin temel nedeni "sözde" dindar diye geçinen ülkemiz yandaşlarının "hak ve hakikati gizlemeleridir".

İslam tarihini bile çarpıtmaktan çekinmeyen bu "küfre batmışlar", sabah akşam "tarihle yüzleşme" adı altında "gerçekleri çarpıtarak" Atatürk ve Cumhuriyet'e küfretmektedirler.

Ancak, Allah'ın Peygamberinin hayatını bile çarpıtmaktan korkmayanların Müslüman Türk milletinin kurtarıcısının hayatını çarpıtmalarına şaşırmamak gerekir. Milletimizin bu "uyanık yalancıları" artık tanıması, onlara karşı uyanık olması gerekir.

Mekke’nin fethi, elbette ki kutlanmaya en layık olaylardan biridir. Amma, tarihini çarpıtarak ve alternatif kutlama olarak değil!!!

Evet, Miladi takvime göre 11 Ocak 630 Mekke’nin fetih tarihidir. Bu durumda 11 Ocak 2023 günü Miladi takvime göre Mekke’nin Fethi’nin 1393. Yılı olmakta. Son yıllarda Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri gibi, Mekke’nin Fethi kutlamaları da alternatif kutlamalar olarak yaygınlaşmıştı.

Dinin özünde olmayan bidatlerle sözde dine hizmet ediliyor! Kutlu Doğum Haftasının, aslında bir

FETÖ PROJESİ

olduğu ortaya çıkmıştır. İslam Tarihinin hiçbir döneminde ve hiçbir Müslüman ülkede uygulanmayan

KUTLU DOĞUM HAFTASI

1989′da FETÖCÜLER tarafından

başlatıldı.

İlk yıllarda hicri takvime göre kutlamalar yapılır ve Mevlit Kandilinin hemen arkasındaki hafta uygulanırken 1994 yılından itibaren, diğer dini günlerin aksine miladi takvime göre kutlanmaya başlandı. İddialar odur ki, Fethullah Gülen’in doğum günü 27 Nisan’dır. Böylece Kutlu Doğum Haftası adı altında yapılan kutlamalar da Fethullah Gülen’in doğduğu haftaya denk getirilmişti. Bir FETÖ Projesi olduğu anlaşılan Kutlu Doğum Haftası uygulamalarının bir amacının da 23 Nisan etkinliklerine gölge düşürmek olduğu açıktır.

Yani, asırlar boyunca dünyanın hiçbir Müslüman ülkesinde uygulanmayan Kutlu Doğum Haftası,

TÜRK İCADI

olarak ortaya çıkarılmıştı. Bütün dini günler hicri takvime ve kameri ay’a göre hesaplanırken, kutlu doğum haftası etkinlikleri miladi takvime göre düzenlenir olmuştu.

Mekke’nin Fethi de, Kutlu Doğum Haftası gibi sadece Türkiye’de kutlanmaktadır. Mekke’nin fetih tarihi Miladi takvime göre 11 Ocak 630 olduğu halde, 10 gün erkene alınarak ve alternatif olarak YILBAŞI GECELERİ kutlanmağa başlanmasından vazgeçilmesi iyi olmuştur. Tarihi çarpıtmanın bir anlamı yoktur. Hem, Mekke’nin fethi, Türkiye dışında hiçbir Müslüman ülkede, hatta Suudi Arabistan’da ve Mekke-i Mükerreme’de bile kutlanmıyor. Peki, Türkiye’de Mekke’nin Fethi kutlamaları ne zaman başladı. Kutu Doğum Haftası etkinliklerinin start aldığı yıllarda!

Diyanet İşleri Başkanlığı takviminde 1 Ocak tarihinin önemli olaylara işaret eden bölümünde (Mekke’nin Fethi için Medine’den hareket - M 630) ibaresi yer alırken, 11 Ocak tarihli yaprağında (Mekke’nin Fethi - M. 630) ibaresi yer almaktadır. Yani, Diyanet İşleri Başkanlığı da Mekke’nin Fethinin Miladi takvime göre 11 Ocak 630 olduğunu ikrar ediyor. Peki, gerçek tarih bu iken, kutlamalar neden 1 Ocak günleri yapılmaktadır. Elbette, yılbaşı kutlamalarına alternatif olsun diye!

Hıristiyanlığın neden bozulduğunu anımsatalım. Çünkü Hıristiyan din adamları, kendi akıllarınca uydurmalar, ilaveler yaparak dini takviye(!) yoluna girdiler. Dinin özünde olmayan işleri, dinin gereği gibi ortaya sürdüler. Hıristiyanlık, bu eklemeler yüzünden hak din olmaktan çıktı.

İslam Dinine hizmet ettiklerini zannederek, dinin özünde olmayan ilaveler yapmak yoluna gidenleri uyaralım! Kutsal dinimizi kendi sadeliğiyle bıraksınlar. İlavelerle dine hizmet ettikleri vehmine kapılmasınlar. Babalarımızın, dedelerimizin, atalarımızın yapmadıkları kutlamalarla, dine kuvvet kazandırdıklarını zannetmesinler. FETÖ ve benzerlerinin ipiyle kuyuya inmesinler. Hurafelerle, kutsal Dinimize yazık etmesinler!

Evet, 31 Aralık gününü Türkiye’nin muhtelif illerinde hala MEKKE’NİN FETHİ olarak kutlayanlar olduğunu özellikle sosyal medyaya düşen haberlerden öğreniyoruz.   Suudi Arabistan dahil Türkiye dışında hiçbir ülkede (Mekke'nin Fethi) adı altında bir etkinlik düzenlendiği vaki değildir. Mekke, Suudi Arabistan’da ama her ne hikmetse onlar böyle bir günü kutlamıyorlar!

Türkiye’nin dışında hiçbir ülkede kutlanmayan MEKKE’NİN FETHİ son yıllarda neden Türkiye’de 31 Aralık günlerinde kutlanmağa başlanmıştı derseniz, bu sorunun cevabı gayet açıktır. Yılbaşı kutlamalarına alternatif bir etkinlik olarak! Biz, Yılbaşı kutlamalarının da anlamsız olduğuna inanmakla birlikte, varsın isteyenler yine de kutlasınlar diyoruz!

Mekke’nin Fethi için Hicretin 8. yılı olan 630 yılında, Ramazan ayının 10. günü 12 bin kişilik büyük bir ordu ile Medine'den çıkan İslam birlikleri Mekke şehrini kuşatmış ve bu ani kuşatma karşısında Mekkeli müşrikler neye uğradıklarını şaşırarak savaş hazırlığı yapmağa bile fırsat bulamamışlardı. Mekkeliler korkularından şehri savunamazlarken Müslümanlar hiç kan dökülmeden Arabistan'ın en büyük ve İslam âleminin en kutsal şehrini savaşsız fethetmişlerdir. Bundan sonra Mekke halkının tamamı Müslüman olmuş ve İslâm dinini kabul etmişlerdir.

Peygamber Efendimiz HAZRET-İ MUHAMMED (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun)

Mekke'deki eski düşmanlarına karşı bile çok merhametli davranmış ve kutsal beldeyi bir sulh memleketi haline getirmiştir.

Kâbe etrafında 360 civarında put vardı. Bunların en büyüğü

"HUBEL"

adındaki Puttu. Kâbe'nin üstüne konulmuştu. Diğer putlar Kâbe'nin etrafına ve içine yerleştirilmişlerdi. Her kavmin ayrı putu vardı. Mekke’nin fethinden sonra ilk iş putların yıkılması olmuştur. Putların yıkılması durumunda, başlarına büyük felaketler geleceğinden korkan müşrik Mekkeliler, hiçbir şey olmadığını görünce taptıkları putların kendilerini bile korumaktan aciz olduklarını görerek İslam’a girmiş ve Müslüman olmuşlardır. Yüce Allah'ın mübarek kıldığı, İslam Dininin merkezi olan bu belde, böylelikle şirkten, putperestlikten ve bütün diğer hurafelerden arındırılmış yeni bir hayata kavuşmuştur.

Evet, Mekke’nin Fetih tarihi Miladi takvime göre 11 Ocak 630’dur. Yılbaşı kutlamalarına alternatif bir kutlama için tarihi saptırmaya gerek yoktur. Kaldı ki, Mekke’nin Fethi, Türkiye dışında hiçbir İslam ülkesinde kutlanmadığı gibi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde dahi kutlanmamıştır.

Sadece Türkiye’ye özgü olan MEKKE’NİN FETİH YILDÖNÜMÜNÜ bu vesileyle yine de kutluyoruz!

TAŞLAMA

EYT HAK GASPIYDI

DÜZELTİLDİ SONUNDA

BU İŞTE GECİKEN BİR

ADALET VAR ASLINDA

23 YIL BOYUNCA

HAKLARI GASPEDİLDİ

HAKKI İADE İŞİ

SUNULUR LÜTUF GİBİ

EYT DEYİMİ DE

TARİH OLACAK ARTIK

DUA EDİN SEÇİM VAR

EYET’LİLER YIRTTIK

MÜJDELİ HABERLERİ

HEP ERDOĞAN VERİYOR

KÖTÜ HABERLER VERMEK

BAKANLARA KALIYOR

Yazarın Diğer Yazıları