Ahmet Arıtürk

'EY YER SUYUNU YUT, EY GÖK SUYUNU TUT'

Ahmet Arıtürk

6 Şubat 2023 günü saat 04.17’de 7.7 şiddetindeki depremlerle sarsılan ve en az 10 ilimizde büyük can ve mal kaybına yol açılan ülkemizde aynı gün saat 13.24’te 7.6 şiddetinde yaşanan ikinci depremde yine can pazarı yaşandı, binalar sözün tam anlamıyla enkaza dönüştü. Resmi rakamlara göre bu ilk iki depremde yaşamlarını yitiren canlarımızın sayısı 45 bini, yaralıların sayıları 100 bini aştı.

6 Şubat günü 9 saat arayla yaşanan iki şiddetli depremin ardından artçılar hiç durmadı. Ta ki, 20 Şubat gününe kadar. Maalesef 20 Şubat günü saat 20.04’te ana merkezi Hatay olan 6.4 şiddetinde bir deprem ve 3 dakika sonra yine ana merkezi Hatay olan 5.8 şiddetinde ikinci bir deprem daha yaşandı.

Evet, güzel yurdumuzda 15 gün arayla 4 şiddetli deprem meydana geldi. Bu depremlerin büyük can ve mal kaybına yol açtığı iller Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Şanlıurfa, Malatya, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Kilis ve Diyarbakır’dır. Ancak, daha artçılar devam ediyor. Bilim adamlarına göre 6 şiddetinde artçılar yaşanabilir. Hatta, bu artçılar 1 yıl süreyle devam edebilir, deniliyor. Yani, zaten enkaza dönmüş olan bu illerimizde yaşanan can pazarının henüz sonu gelmiş değildir.

Depremler, elbette yaşadığımız yeryüzünün gerçekleridir ve tabii afetler kapsamında ilk sırayı alırlar. Depremler yanı sıra tsunamiler, seller, volkan patlamaları ve benzeri büyük felaketler zaman-zaman yaşanmaktadır. İnsanoğlu, bu felaketlere karşı önlemler alarak, bu gibi afetleri en az zararla atlatmanın bilimsel yollarını bulmuştur. Ancak, kimi ülkeler tabii afetlere karşı gerekli önlemleri maksimum düzeyde almışlarken, maalesef ülkemizde minimum düzeyinde bile tedbirler alınmadığı depremlerde yaşanan yüksek orandaki can ve mal kaybından anlaşılmaktadır. Dileriz ki, 6 Şubat 2023 tarihi itibarıyla karşı karşıya kaldığımız deprem felaketleri milat olur ve aklımızı başımıza getirerek, ciddi tedbirler alınması konusunda gerekli dersi vermiş olsun.

Tedbirleri en üst düzeyde almak şartıyla, elbette dua etmeyi de ihmal etmemeliyiz.

Hazret-i Nuh

(Peygamber Efendimize ve cümle peygamberlere salat ve selam olsun) tufanının sonunu getiren ilahi

fermanı anımsayalım.

Yüce Rabbimiz (EY YER SUYUNU YUT VE EY GÖK SEN DE SUNUNU TUT) buyurmuş, yer suyunu yutmuş, gök de suyunu tutmuştu.

Şimdi biz de her ne kadar günahkâr olsak da YÜCE RABBİMİZDEN FAY HATLARINA ARTIK SAKİN OLMALARI EMRİNİ VERMESİNİ NİYAZ EDİYORUZ.

ŞEHRİMİZİN TERKEDİLEN  GÜZEL ADETLERİ

60-70 yıl öncesi Siirt’te fakir çoktu ama dilenci yoktu. Çocukluk yıllarım gözlerimin önüne geldiğinde, hiçbir sokak başında, cami önünde, çarşıda, caddede dilenci gördüğümü anımsamıyorum. Öyle ev-ev, dükkân-dükkân dolaşan, yoldan gelenleri geçenleri rahatsız edercesine ve peşinden koşarak dilenen hiç yoktu dersem, inanınız!

Geçmişte kalan o güzel yıllarda, biz Siirtlilerin çok güzel bir gelenekleri vardı. Bu geleneğin adına

(EŞET-IL IMMAT =

ÖLÜ YEMEĞİ)

denilirdi. Sadece zenginler değil, orta halli, hatta fakir aileler bile bu yemeği çıkarırlardı.

Yazımın başlangıcında belirttiğim gibi Şehrimizde fakir çoktu ama dilenci yoktu. Mahalleliler olarak kimin fakir olduğu zaten bilinirdi. Bugün aynı apartmanda oturanların bile birbirlerini tanımadıklarına bakmayınız. O yıllarda, herkes birbirini tanır, sadece komşusunu değil, yeddi ceddini sayabilirdi.

Hiç aklımdan gitmez. Rahmetli babaannem fakir bir aileye tabak, içinde bir yemek götürelim diye görevlendirince şöyle derdi:

-Ölülerin ruhları, akşam saatlerinde evlerinin kapısına gelirler. Kendileri için çıkarılacak yemeğin gönderilmesini beklerler. Gönderilen yemeği gördükten sonra, rahatlamış olarak geri dönerler.

Babaannemin bu sözüne yürekten inanarak, sanki ben daha bebekken Rahmeti Rahmana kavuşmuş olan Babama yemek götürür gibi, fakir aileye yemeği götürür, ben onu görmüyor olsam bile kapının eşiğinde

EŞET-IL IMMAT’IN

gönderilmesini bekleyen Babamın ruhunun beni gördüğüne inanır, sevinirdim.

Evet,

EŞET-IL IMMAT (ÖLÜ

YEMEĞİ)

dediğimiz buydu. Hemen her akşamüstü, o günkü yemeğimiz her neyse mahalledeki fakirlere mutlaka bir tabak gönderilirdi. Hem de ölülerimizin o yemeğin karşılığını manen alacaklarına inanılarak en güzel kısmından verilirdi. Öyle evde kalmış, kokuşmuş, bayatlamış yemek gönderilmezdi.

İnanır mısınız, kendilerine yemek gönderilen fakirler de, ihtiyaç fazlası gönderilmiş olan yemekleri, diğer fakirlere dağıtırlardı. Şimdi düşünüyorum da.

EŞET-IL IMMAT (ÖLÜ

YEMEĞİ)

dediğimiz, ne güzel bir dayanışma, ne güzel bir adetti.

ANEKDOT

Buzdolaplarının bulunmadığı, bulunup da yaygınlaşmadığı yıllarda, Siirtli hemşerilerimiz et ve sair kokuşabilecek gıdaları, kuyulara sarkıtarak, bir süre için tazeliklerini muhafaza etmeye özen gösterirlerdi.

İşte o yıllarda, zengin bir aile, ev ihtiyacı için aldıkları eti kuyuya sarkıtmış ve aradan birkaç gün geçtikten sonra çıkarmışlar. Bu durum, Yaz mevsiminin en sıcak günlerinin yaşandığı bir ortamda gerçekleştiği için, etin hafifçe koktuğu anlaşılmış.

Evin sahibi Hacı Ahmet, Hanımına:

-Et hafif kokmuş, en iyisi bunu kedilerin önüne koy, yesinler, demiş.

Hanımı ise:

-Bence, komşularımız olan Ammo Mahmut’lara gönderelim. Onlar fakir, zaten, ette çok hafif bir koku var, fark etmezler bile. Onlara gönderelim. Muhakkak pişirir, yerler!

diyerek fakir komşularına vermeyi teklif etmiş.

Kocası:

-Ayıp olmasın, sonra bize kokmuş et gönderdiler! Diye bizi rezil etmesinler!

demişse de, kadın bildiği gibi yapmış ve hafif kokmuş olan eti, kapı komşuları olan Ammo Mahmut’lara götürmüş.

Ertesi gün, Ammo Mahmut’la, zengin komşusu Hacı Ahmet yolda karşılaşmışlar. Ammo Mahmut, Hacı Ahmet’e Arapça (Siirt’çe) olarak söylenmiş:

-Ems, kekilbeeften arroh ımmatken, ĞAYR ĞAMMUM! (Dün ölülerinizin ruhuna kokuşmuş bir hayır göndermiştiniz!”

Haliyle, Hacı Ahmet de cevap verecek söz bulamamış ve başını önüne eğmiş…

TAŞLAMA

TUFAN-I NUH’TA, RABBİM

YERE ŞU EMRİ VERDİ

“EY YER SEN SUYUNU YUT”

VE YER ALDI BU EMRİ

SONRA GÖKLERE “EY GÖK

SUYUNU TUT” BUYURDU

GÖK SULARINI TUTTU

VE YER SULARI YUTTU

RABBİMİZ FAY HATTINA

EMİR VER SAKİNLEŞSİN

ÜLKEMİZDE YAŞANAN

DEPREMLER SONA ERSİN

KUDRETİN VAR İNANDIK

FAY HATTINA EMİR VER

SAKİNLEŞSİN, DURULSUN

RABBİM BU AZAP YETER

Yazarın Diğer Yazıları