Ahmet Arıtürk

ERDOĞAN'IN DOĞUM GÜNÜ (12 ARALIK1997)

Ahmet Arıtürk

Türkiye Cumhuriyetinin Banisi, tek Başöğretmeni, tek Başkomutanı Mustafa Kemal ATATÜRK

(Yüce ALLAH’IN rahmeti üzerine

olsun)

bir konuşmasında buyurmuş ki;

(BENİM ASIL DOĞUM TARİHİM 19 MAYIS 1919’DUR.)

Atatürk’ün bu tarihe vurgu yapması ve 19 Mayıs 1919’u doğum günü olarak ilân etmesi, o tarihte düşmanların istilâsı altında inim-inim inleyen Vatan topraklarını kurtarmak açısından attığı ilk adım olmasıydı. Mustafa Kemal bir Osmanlı Paşası olarak o gün Samsun’a çıkmaz ve işgal altındaki vatan topraklarını istiladan kurtarmak için çalışmalara başlamasaydı, büyük bir ihtimalle

(ATÜTÜRK)

kimliğiyle ortaya çıkan biri de olmayacaktı.

Zaman-zaman gazetemizin koleksiyonlarını karıştırır, geçmiş zamanda yaşanmış önemli olayları anımsamağa çalışırım. Koleksiyonları incelerken, gördüm ki, bugün Cumhurbaşkanlığı makamında olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan 12 Aralık 1997 günü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Şehrimize gelmiş ve yaptığı konuşmada okuduğu bir şiir yüzünden bilahare mahkûm edilmişti. Büyük Atatürk’ün  (BENİM DOĞUM TARİHİM 19 Mayıs 1919’dur) özdeyişinden ilham alarak kendi kendime dedim ki, bu böyle ise Bugün Türkiye Cumhuriyetinin 12 Cumhurbaşkanı olan ve 20 yıldan beri ülkeyi yöneten Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da doğum tarihi 12 Aralık 1997’dir. Bu tarihin, Sayın Erdoğan’ın hayatında en önemli  dönüm noktası olduğu muhakkak. Çünkü o gün geldiği Siirt’te yaptığı konuşma ve okuduğu şiir yüzünden bilahare hapis cezası almasaydı, büyük bir ihtimalle, bugün bulunduğu makamlarda olmayacaktı.

Bu bir gerçektir ki haksızlığa uğrayan veya haksızlığa uğradıkları izlenimini veren kişiler, halkın gözünde kahramanlaşırlar. Bu kural, her devirde ve bütün topluluklarda geçerlidir. Hele, bizim milletimiz gibi

MİLLET-İ MERHUME

olan bir toplumda, bu duygular çok daha kuvvetlidir.

Her ne kadar inkâr etseler de, gerçekte, Milli Nizam Partisinin devamı olan AKP’ye ve onun Genel Başkanına bakın nerelerden, nereye geldi. Milli Nizam kapatıldı, yerini Milli Selâmet aldı. O kapatıldı, Refah geldi. Refah da AKP ve Saadet partisini doğurdu. Varsın AKP’liler

“Biz milli görüşçü değiliz, o gömleği çıkardık”

desinler. Sonuç itibarıyla Milli Nizam Partisinin uzantısı olduklarını inkâr edemezler.

Siyasi Partiler kapatıldıkça, adeta budanan ağaçlar gibi daha da güçlü olarak neşv-ü nema bulurlar. Çünkü millet haksızlıkları sevmiyor. Mağdur durumda görünenlere şefkat kanatlarını geriyor. Hatta öyle ki, haksızlıklar bazen en basit insanları bile kahramanlaştırıyor!

Bugün, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, MSP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak 12 Aralık 1997’de Siirt’e gelmeseydi ve yaptığı konuşmada

Ziya Gökalp’e ait okuduğu:

MİNARELER SÜNGÜ, KUBBELER MİĞFER

CAMİLER KIŞLAMIZ, MÜ'MİNLER ASKER

BU İLAHİ ORDU DİNİMİ BEKLER

ALLAHU EKBER, ALLAHU EKBER"

dörtlüğü yüzünden mahkûm edilerek, mazlum duruma düşürülmeseydi, acaba bugün  Cumhurbaşkanlığı makamında olabilir miydi. Kim aksini iddia ederse etsin ben

(HAYIR)

diyorum.

Evet, kişileri kahramanlaştırmanın en etkin yollarından biri, onları mazlum konumlara düşürmektir. Bu milletin, mazlumlara el verip kaldırması gibi bir hasleti vardır. Ama mazlumken el verip el kaldırdıkları mağrur duruma evrilirlerse, onlara gereken dersi vermesini de bilir.

Bu açıdan, Sayın Erdoğan’ın yerinde olsak, 12 Aralık günlerini

(DOĞUM GÜNÜ)

niyetine kutlardık. Gerçi, doğum günü pastasından bugüne kadar

Siirt’e BİR DİLİM bile ulaşmış değil.

Biz yine de, bu zaman dilimi içinde Siirt’in ve Türkiye tarihinin canlı şahitleri olarak Sayın Erdoğan’a

(DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN)

diyoruz…

DİNİMİZİN ÖZÜNDE (İMAM NİKAHI) DİYE BİR KAVRAM YOKTUR!

(İMAM NİKÂHI)

adı altında bir takım haltlar işlenirken ve 6 yaşındaki kızların, babaları yaşlarında erkeklerle evlendirildikleri(!) ortalığa saçılırken, gerçeğe açıklık getirelim istedik. Öncelikle belirtelim ki dinimizin özünde

(İMAM NİKÂHI)

diye bir kavram yoktur. Kim var diyorsa, yalan söylüyor. Dinimize göre nikâh kıymak işi için müftüye, imama, din görevlisine de ihtiyaç yoktur. Resmi nikâh, imam nikâhından çok daha sahih, çok daha İslamidir.

Dinimize göre, bir Müslüman genç ile bir Müslüman bayanın evlenmeleri için öncelikle her ikisinin de reşit olmaları gereği vardır. İster aileleri tarafından tanıştırılmış olsunlar, ister birbirlerine âşık olmuş bulunsunlar, bir çiftin evlendirilmesi için rızalarının olması da şarttır. Hiçbir baba oğlunu ya da kızını, zorla istemediği biriyle evlendirmek hakkına sahip değildir. Nikâh kararı alan çiftin akitlerinin gerçekleşmesi için bir topluluk içinde en az iki şahidin huzurunda birbirleriyle evlenmek istediklerini ilan etmeleri, şahitlerin de hazır bulundukları bir ortamda ister bir din adamı, ister resmi dairenin görevlisi huzurunda mehir durumlarını da beyan ederek, akitlerinin yapılması yeterlidir. Dini nikâh adı altında imamlara, müftülere, tarikat şeyhlerine veya dini unvanı olan birilerine nikâh kıydırmak gibi bir zorunluluk asla dinimizin kuralı, olmazsa olmazı değildir. Hatta bizzat damat adayının şahitler huzurunda evleneceği kıza-kadına faraza (Sen Hacı Mehmet kızı, Ayşe Hanım, Yüce Allah’ın emri ve Peygamber Efendimizin sünneti üzere ben Hacı Ahmet oğlu Cüneyt’i 10 Cumhuriyet altını mehri muaccel ve 10 cumhuriyet altını mehri mühher ile zevcin olarak kabul ediyor musun) demesi, kızın veya kadının da (evet, ben Hacı Mehmet Kızı Ayşe olarak, Yüce Allah’ın Emri ve Peygamber efendimizin sünneti üzere Ahmet Oğlu Cüneyt’i beyan ettiği mehirler üzerinden zevcim olmasını şahitler huzurunda kabul ediyorum) demesi yeterlidir. Nikâh akdinde dualar okunması da şart değil, sünnettir. Bu soruların, devletin görevlisi durumundaki nikâh memuru tarafından sorulması, evlenecek kızın-kadının ve erkeğin soruları

(EVET-KABUL EDİYORUM)

diye cevaplandırmaları yeterlidir.

Nikâhlanan çiftin, nikâhlarını ilan etmeleri de şarttır. Yani, nikâh gizli olmaz. Çevrelerinin, nikâhtan haberdar olmaları, onların karı-koca durumunda bulunduklarına tanıklık etmeleri gerekir. İmam nikâhı ile resmi nikâhlı oldukları eşlerinden habersiz ikinci, üçüncü eş alanların nikâhları sakattır. Çünkü ikinci bir hanımla evlendiklerini, birinci hanımlarından gizlemiş, yani nikâhın olmazsa olmazlarından olan nikâhı ilan etmek mecburiyetini yerine getirmemişlerdir.

Zaman-zaman görüyor ve duyuyoruz ki, resmi nikâhlı kadınlarından habersiz, imam nikâhı ile kendilerine ikinci, üçüncü, hatta dördüncü hatunlar alanlar var.

Evlenecek bütün gençlere tavsiyemizdir. Siz, siz olun

RESMİ NİKÂHTAN ŞAŞMAYIN.

Ha, dini açıdan kendinizi rahat hissetmek istiyorsanız, resmi nikâhtan sonra bir imam efendiye, müftüye veya şeyh hazretlerine giderek, imam nikâhınızı da yaptırabilirsiniz…

ANEKDOT

Medrese eğitimi verilen binaya bir erkek ile bir bayan birlikte girerler. Erkek, Medresenin hocası durumundaki zata:

-Ben, falan oğlu filancayım. Bu yanımdaki bayan da zevci ölmüş falanca kızı filancadır. Biz, kendi aramızda ve gönül rızası ile evlenmek kararı aldık. Nikâhımızı kıyar mısınız der.

Medrese Hocası tereddüt ederek nikâhlarını kıyamayacağını söyleyince, erkek, medrese hocasının ve medresede bulunan fakihlerin huzurunda beraberinde getirdiği dul kadına anlaştıkları gibi ve herkesin duyacağı yüksek bir sesle:

-Sen filanca kızı falan, Ben falanca oğlu filanı Allah’ın emri ve Peygamber efendimizin sünneti üzerine 10 Reşat altını mehri müeccel ve 10 Reşat altını mehri müehher ile zevcin olmamı kabul ediyor musun diye sorar.

Medrese Hocası ve fakihler şaşkınlık içinde olanları izlerken, kadın cevap verir.

-Evet, ben filanca kızı, falancayım. Sen falanca oğlu filancayı belirttiğin mehir üzerinden Allah’ın emri, Peygamber Efendimizin kavli,  medrese hocası ve fakihlerinin de şahitlikleriyle zevcim olmanı kabul ediyorum, diye cevap verir ve geldikleri gibi birlikte medreseden çıkarlar. Fakihler, Hocalarına sorarlar:

-Hocam, şimdi bu nikâh akdi oldu mu!

Hoca cevap verir:

-Oldu, oldu, bal gibi oldu…

TAŞLAMA

(İMAM NİKÂHI) DİYE

BİR KAVRAM YOK İSLAMDA

RESMİ NİKÂH KAT BE KAT

HAYIRLIDIR BİL HATTA

(İMAM NİKÂHI) DİYE

NE DOLAPLAR DÖNÜYOR

DİYANET BAŞKANLIĞI

SUSPSTUR, SEYREDİYOR

(İMAM NİKÂHI) DİYE

ÜÇ-DÖRT KADIN ALANLAR

BULUNUYOR BİLİNEN

GERÇEKLERDİR HEP BUNLAR

İMAM NİKÂHI DEĞİL

RESMİ NİKÂHTIR ASIL

BU (İMAM NİKÂHINDAN)

ÇOK HALTLAR OLUR HASIL

Yazarın Diğer Yazıları