Kim aksini söylerse söylesin, ben diyorum ki,
“ENFLASYON, DOLAYLI HIRSIZLIKTIR!”
Cebimizdeki yüz liranın satın alma gücü bir çırpıda 70 liraya düşüyorsa, 30 lirası çalınmış demektir. Özellikle dar ve sabit gelirlilerin durumları bundan ibarettir.
1 Ocak 2022’de 1 Cumhuriyet altını 5.155 TL idi. Bugün 6.900 TL olmuş. Aradaki farkı ve satın alma gücündeki düşüşü görüyor musunuz. İster gıda, ister giyim, ister akaryakıt alın. Bütün fiyatlar sadece 6 ay öncesine göre yüzde 70-80 düzeyinde yükselmiş, cebinizdeki para da bu ölçüde değer kaybetmiştir.
Enflasyonun yüksek olması kimin işine geliyor. Elbette ve öncelikle devlet maliyesinin ve dolayısıyla zenginlerin. Şimdi bir deyim icat ettiler.
(ENFLASYON BAŞKA, PAHALILIK BAŞKA
ŞEY)
diyorlar. Hadi oradan be! Bu kelime oyunlarıyla kimi kandırıyorsunuz. 1 Ocak 2022 tarihinde lokantaya gittiğimde, yemeğin porsiyonu 25 TL idi. Şimdi, 50 TL olmuş. Üstelik lokantacılar porsiyonu küçültmüş. Onlar da haklı!
Devlet Babanın eli memurların, emeklilerin, işçilerin cebinden çıkmıyor. Hemen her fırsatta bir şeyleri alıp götürüyor. Devletin görevi zenginden alıp, fakire vermek iken, tam aksini yapıyor, fakirden alıp, zengine veriyor. Bunu gözleri ışıl-ışıl parlayan Maliye Bakanımız bizzat itiraf etti.
Geçmişte, vatandaşların orta halli yüzde 60 dilimi, ülke gelirinin yüzde 40’ını alırken, şimdi, bu yüzde 60’lık dilimin toplam gelir içindeki payı yüzde 30’lara düşmüş. Bunu ben değil, maliye bilimcileri söylüyorlar. Yani, yoksul giderek daha da yoksullaşırken, zengin, giderek zenginleşiyor.
Vatandaşlarının KEFEN PARASINA bile göz diken bir zihniyetle karşı-karşıyayız. Sanki varmış gibi
(YASTIK ALTINDAKİ ALTINLARI, DÖVİZLERİ ÇIKARIN)
diyorlar.
Anlatılan bir anekdot var. Haylaz, işsiz oğlu annesini sıkıştırmış. Sandıkta saklı bir şey varsa istemiş. Oğlunun durumuna dayanamayan kadıncağız, kefen parası için sakladığı küpelerini verirken söylenmiş:
-Oğlum, bir bunlar kalmış. Bunları da KEFEN PARASI diye saklıyordum.
Küpeleri alan çocuk söylenmiş:
-Merak etme anne, ölüleri artık belediye gömüyor…
Evet, milletin hal-i pür melali bu. Bakalım, bu Temmuz ayında emekliye, memura, işçiye ne verilecek. Kepçe-kepçe alınanların yerine normal kaşıkla mı, çay kaşığı ile mi verilecek.
Yandaş ve yalaka basına kalırsa TEMMUZ AYI ZAMLARI İÇİN BÜYÜK MÜJDELER VAR!!!
Bekle ki göresin!!!
BETONA, TOHUM EKMEK!!!
Ülkenin bunca kaynakları nerelere harcandı derseniz, durum ortada. Yandaşlara yaptırılan DÖVİZ ENDEKSLİ, YOLCU, HASTA GARANTİLİ KÖPRÜLERE, HASTANELERE…
Torunlarımızın bile borçlandırıldıkları bu UÇUK YATIRIMLAR yüzünden, vatandaşlar işsiz, aşsız bırakıldılar. Ne sanayi gelişti, ne toprak ekilip biçildi.
Bir şarkının sözleri vardır. Bu sözler, bugün için çok daha anlamlı hale geldiler. Bakın o şarkının, ilgili bölümünü okuyucularımın dikkatlerine sunayım.
“AŞKI SEVDA CÜMLE DERDE BAŞ İMİŞ
BEN GÖNLÜMÜ TOPRAK SANDIM TAŞ İMİŞ
MEĞER TAŞA TOHUM EKİLMEZ İMİŞ
EKİLMEZ İMİŞ, EKİLMEZ İMİŞ, EKİLMEZ İMİŞ”
Bizim yöneticiler, tohumu taşa da değil, BETONA ekmişler!!!
TAŞLAMA
ENFLASYON DEDİK DE
DEVE ÇIKTI SIRITTI
CEPTEKİ YÜZLÜKLERİN
YETMİŞİNİ YÜRÜTTÜ
ENFLASYON BAŞKA İMİŞ
PAHALILIK BAŞKAYMIŞ
BU VECİZEYİ SİZCE
KİM, NEDEN YUMURTLAMIŞ
ENFLASYON HIRSIZLIKTIR
DOLAYLI BİR HIRSIZLIK
ELİNİZİ ÇEKİNİZ
CEPLERİMİZDEN ARTIK
ZENGİN, ZENGİNLEŞİYOR,
FAKİR, FAKİRLEŞİYOR
DEVLET, FAKİRDEN ALIP
ZENGİNLERE VERİYOR