Devlet Baba, koronavirüs pandemisi dolayısıyla sözde vatandaşlara destek olurken, yaptığı en bariz iş borçlandırmak yoluyla kendisine bağımlı hale getirmektir. Bir süre için vergilerden, harçlardan muaf tutmak yerine borçlarını öteleyerek, sözde destek oluyor. Akıl var, mantık var! Vergisini, KDV’sini, sigorta primlerini, muhtasar beyannamesini, diğer borçlarını, taksitlerini zamanında ve muntazam ödeyemeyen mükellef, ödemeler üst üste yığılınca ne yapacak!
Bu durum, bana bir anekdotu anımsattı. Bir arkadaşıma ait iş yerinde, işin bütün ağırlığını çeken, bir işçi, daha doğrusu bir
USTABAŞI
vardı. Her bir iş ondan sorulurdu. Gerçekten işinin erbabıydı. İşten ayrılması durumunda iş yeri, kapısına kilit vurulacak bir duruma düşebilirdi. İşveren arkadaşım da bunu biliyor ve takdir ediyordu. Ustabaşı bir ara hasta düştü, birkaç günlüğüne işe gelemeyince, bütün işler askıda kaldı. Arkadaşım dert yakınarak:
-Elim, kolum bağlandı, bir an önce iyileşse de işin başına dönse! Yoksa halim harap olur!
diye yakınmaktaydı. Samimi olduğumuz için kendisine sordum:
-Peki, ya bir gün işi bırakmak, yanından ayrılmak isterse ne yapacaksın?
Sinsice gülümseyerek cevap verdi:
-Yok, bunu yapamaz. Öncelikle ona gerçekten de hakkettiği miktarda maaş ödüyorum. Ayrıca bir taktiğim var. Baş ustayı devamlı olarak kendime borçlu bırakıyorum. Ev alması, araba alması, tatile çıkması, üniversitedeki çocuğunun harçlığını göndermesi, hatta kızını evlendirmesi için bile devamlı BORÇ VERİYORUM. Yani, parasal açıdan bana bağımlı. Anlayacağın, hep borçlum durumunda! Benden ayrılmak isterse, öncelikle borçlarını ödemesi gerekir ki, buna da gücü yetmez! Yani, borçlu olduğu sürece işini terkedemez!
Bizim Devlet Babanın, daha doğrusu mevcut iktidarın da yaptığı galiba bu! Vatandaşları kendisine borçlu hale getirerek, dizginlerini ellerinde tutmak! Doyurma, ama aç da bırakma! Destek ol ama borçlandırarak destek ol! Ki daime elin başının üzerinde olsun! Diklenmeğe kalkışırsa
“Ya borcunu, ya da oy’unu!”
diyebilsin!
Taktik, bu taktik. Ne doyur, ne aç bırak! Bunun için vatandaşı borçlandırmak en iyi tuzak!!!
ANEKDOT
Nasreddin Hoca bir ahbabından borç almış. Elde avuçta olsa Hoca hemen ödeyecek ama yoksulluğun iki gözü de kör olsun. Daha vadesi gelmeden adam alacağı için Hoca’nın kapısını aşındırmaya başlamış. Bir böyle iki böyle derken yine bir gün adam borcunu istediğinde, Hoca:
–Şu anda yok ama çok yakında ödeyeceğim
demiş.
Böylesi düşman başına, adam yüzsüz mü yüzsüz:
–Söyle Hoca, ne zaman vereceksin, kimden bulup vereceksin!
diye üsteleyince de Hoca şu cevabı vermiş:
–Evin önüne çalı ektim! Koyun sürüsü geçerken yünleri çalıya takılacak. Bizim hatun bu yünleri toplayacak, yıkayacak, tarayacak, eğirecek, dokuyacak, çorap yapacak, eldiven yapacak, kese yapacak! Ben de pazara götürüp satacağım. Senin paranı o zaman öyle ödeyeceğim!
Hoca’nın bu cevabı üzerine alacaklı kasıklarını tuta tuta gülmeğe başlayınca Hoca söylenmiş:
–Gidi hâlden bilmez, halden anlamaz köftehor! Peşin parayı gördün ya gül bakalım!
TAŞLAMALAR
VATANDAŞI NE DOYUR
VE NE DAHİ AÇ BIRAK
HEP SANA MUHTAÇ OLSUN
NASIL MUTİ OLUR BAK
SADAKA EKONOMİSİ
BİLİN Kİ BUNUN ADI
YÜZDE DOKSAN VATANDAŞ
SADAKANIN MUHTACI
VATANDAŞI BORÇLANDIR
CENDEREYE SOK ONU
SÖMÜRÜCÜ ZİHNİYET
YAPMAKTADIR HEP BUNU
AÇ İNSANI YÖNETMEK
TOK İNSANDAN ÇOK KOLAY
BİR PARÇA EKMEK İLE
SUSTURMAK BUDUR OLAY