Seçim yatırımları cümlesinden bir hamle olarak, en düşük emekli maaşının 7.500 TL’ye yükseltileceği açıklandı. İşin gerçeği şu ki, 7.500 TL mevcut hayat şartlarına göre oldukça yetersizdir. Asgari ücretin 8.500 TL olmasına karşılık, en düşük emekli maaşı 5.500 TL idi. Şimdi, en düşük emekli maaşını 7.500 TL yapacaksınız da ne olacak. Yine yetersiz.
Ancak, burada bir püf noktası var. En düşük emekli maaşına yüzde 36 zam yaparak 7.500 TL’ye çıkarıyorsunuz da, zaten 7.500 TL ve üstü maaş alanların durumu ne olacak. Onların bir elleri yağda, bir elleri balda mı ki, maaşlarına zam yapılmayacak. Bu büyük bir haksızlık olmaz mı! An itibarıyla 5.500 TL maaş alanlar genelde SSK ve Bağ-Kur emeklileri. 7 bin TL ve üzeri maaşı alanlar ise memur emeklileri. Aradaki fark hizmet yılı ve pirim gün sayısından kaynaklanmakta. Yıl itibarıyla iki kat hizmet yapmış, pirim yatırmış emekli ile 3.600 gün pirimi olan emekliyi eşit tutarsanız, bunun adına ADALETSİZLİK denilir.
Evet, asgari ücretin bile 8.500 TL olarak saptandığı düşünülürse (ki bu bile açlık sınırının altında kalan bir rakamdır) en düşük emekli maaşının 7.500 TL’ye çıkarılması yetersiz de olsa, hiç yoktan iyidir. Ama bunun yanında diğer emeklilerin de durumlarının ele alınması ve açık bir ADALETSİZLİĞE yol açılmaması gerekir. Zam yapılacaksa, yüzde 36 oranındaki artış, bütün emeklilere teşmil edilmelidir.
Burada, etkililere ve yetkililere bir tavsiyemiz de şu olacak. En düşük emekli maaşının tabanı ASGARİ ÜCRET olmalı ve bu müeyyide yasal çerçeveye bağlanmalı, emekli maaşları hizmet yılı ve prim gün sayısına uygun olarak arttırılmalıdır.
Bu ülkede milletvekilleri ve üst düzey bürokratlar dışında bütün emeklilerin geçim sıkıntısı içinde olduklarını da anımsatalım.
IRKÇILIK TAASSUBU!
Kur’an-ı Kerim’in Hucurât suresinin 13. Ayetinde CENAB-I ALLAH (Celle celelühü) mealen şöyle buyurur:
“Ey insanlar! Muhakkak ki Biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah’ın indinde en çok kerim olanınız (ikram olunanınız, en şerefli olanınız), (ırk ya da soy olarak değil) en çok takva sahibi olanınızdır. Muhakkak ki Allah, en iyi bilen ve haberdar olandır.”
Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED de (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun) bir hâdis-i şeriflerinde mealen şöyle buyururlar:
“Arabın Arap olmayana, beyazın siyaha, takva ‘
Allah'tan korkma’
dışında hiç bir üstünlüğü yoktur.
İnsanlar, tarağın dişleri gibi eşittirler:
Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Hazret-i Adem Peygamber'in çocuklarısınız.
Hazret-i Adem ise, topraktandır.
Allah katında en kıymetliniz, takvası en çok olanınızdır.
Arabın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur.
Üstünlük,
ancak takva iledir.
İnsanların kendi aralarında filan dinli, filan dinsiz gibi ölçüde bulunması asla kabul olmayan bir davranıştır.”
Bir başka hâdis-i şerifin meali ise şöyledir:
“Sizin en hayırlınız, insanlara en faydalı olanınızdır.”
Görüldüğü gibi hem Kur’an-ı Kerim’de, hem hadis-i şeriflerde
IRKÇILIK TAASSUBU
kesinlikle yasaklanmıştır,
Bu arada, bir başka gerçeği vurgulamakta da yarar vardır. Kaç yaşında olduğu bile bilinmeyen Dünyamızda, zaman-zaman meydana gelen TUFANLAR ve benzeri afetler sonucu göçler yaşanmış, insanlar, yaşadıkları topraklardan çok uzaklara giderek yerleşmek zorunda kalmışlar. Başka topluluklara karışıp kaynaşmışlar, kimlik değiştirmişler.
İnsanların, diğer insanlar nezdinde de, Allah ve Peygamber nezdinde de en hayırlı olanları, hangi dilden, dinden, ırktan olurlarsa olsunlar, insanlığa en yararlı hizmet edenlerdir. Bunu bilerek
IRKÇILIK TAASSUBUNDAN KENDİMİZİ KURTARALIM.
Bölgemizde
KÜRTÇE
konuşan ve bu sebeple kendilerini
KÜRT
olarak tanıtan birçok ailelerin
SEYYİD, ŞERİF, ÖMERİ, HALİDİ,
HAMZEVİ, ABBASİ
ve benzeri unvanlarının olduğu gerçeğini kim inkâr edebilir.
Peki,
(SEYYİD)
kime denilir.
Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed’in (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun) torunlarından Hazret-i Hüseyin’in soyundan gelenlerin unvanlarıdır. (ŞERİF) ise yine Peygamber Efendimizin torunlarından Hazret-i Hasan’ın soyundan gelenler için kullanılan unvandır.
Aynı şekilde ÖMERİLER, Hazret-i Ömer’in; HALİDİLER, Hazret-i Halid Bin Velid’in, HAMZEVİLER, Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed’in Amcası Hazret-i Hamza’nın; ABBASİLER, Hazret-i Abbas’ın soyundan gelmektedirler. Bunlar da genelde Kürtçe konuşurlar, ama unvanlarından belli olan odur ki, köken itibarıyla Arap’tırlar.
Büyük bir ihtimalle, Arabistan’dan, bölgelerimize göç etmelerinin sebebi, halkı irşat yanında, Emevi zulmunden kaçışın etkisi büyüktür.
Aynı tespitleri
(TÜRK), (ARAP)
veya başka soydan olduklarını iddia edenler için de yapabiliriz. Sözün özü, ayırımcılığı bir yana bırakarak, Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşları kimliğimizle birbirimizi kucaklayalım, birlik ve beraberliğimizi bozmayalım, bozulmasına müsaade etmeyelim.
TAŞLAMA
YÜZBİN İMZA TOPLAMAK
HİÇ DE KOLAY DEĞİLDİR
KİMİ ADAY ADAYI
AKP DESTEKLİDİR
AKP’DEN DESTEKLİ
BİRİ MUHARREM İNCE
SEBEBİ ANLAŞILIR
AZICIK DÜŞÜNÜNCE
PARTİSİNDEN OY ALAN
TEK KİŞİ ERBAKAN’DIR
ONA DAHİ BU MİRAS
BİLİN BABASINDANDIR
NECMETTİN ERBAKAN’IN
OĞLU OLMAZSA FATİH
BİN OY DAHİ ALMAZDI
DOLDU, DOLUYOR TARİH
AHMET ÖZAL’A YAZIK
BİN OYU DA BULMADI
HANİ BİR ZAMANLARIN
PAPATYALARI VARDI
ANLAŞILAN ODUR Kİ
ADAY ADAYLARINDAN
ADAYLIĞA TERFİ YOK
BELLİDİR BU DURUMDAN