Ahmet Arıtürk

ELEKTRİK KESİNTİLERİ!

Ahmet Arıtürk

Türkiye genelinde durum nedir bilemiyorum ama, İlimizde ve bölgemizde elektriklerin sık-sık hem de 5-6 saat gibi uzun sürelerle kesildikleri yaşanan gerçeklerdendir. Nitekim geçen Cumartesi günü de bu uzun kesintilerden biri daha yaşandı. Yenimahalle’de ve kısmen Bahçelievler'de uzun süreli bir elektrik kesintisi oldu. Saat 04:00’te başlayan kesinti, saat 09:00’a kadar devam etti.

Elektrikler kesilince yaşamımızda neler olduğunu kısmen de olsa dile getirelim. Elektrik olmayınca, sular akmıyor, asansörler, buzdolapları, çamaşır makinaları, klimalar, vantilatörler çalışmıyor. Elektrikle çalışan ev aletlerinin tümü atıl hale geliyor. İnternet devreden çıkıyor.

Buzdolabında yemek veya et varsa, uzun süreli kesintiler sonucu kokuşuyor. Gerçi, bu ekonomik buhranda buzdolaplarında et olan vatandaş pek yok ya! Ama mesela jeneratörleri olmayan kasaplar, marketler ne durumlara düşerler bir düşünününüz.

Avrupa ülkelerinde uzun süre yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönüş yapan hemşerilerimiz var. Bu hemşerilerimizin ifadelerine göre ABD’de, Almanya’da, Fransa’da, Norveç’te hatta Yunanistan da bile hiç elektrik kesintisi yaşanmıyor.  Avrupa ülkelerini bir yana bırakın, Arap ülkelerinde bile elektrik kesintileri artık tarihe karışmış. Peki, Türkiye neden bütün bu ülkelerden çok daha gerilerde kaldı. Hâlâ uzun süreli elektrik kesintileri yaşanmakta. Üstelik bu en hayati sektörü kalkmış özelleştirmişiz. Bir ara seçim günü uzun süreli bir elektrik kesintisi yaşanmıştı da, neler olduysa olmuş,

(TRAFOLARA

KEDİLER GİRMİŞ)

esprisiyle(!) kesintinin gerçek sebebinin üstü örtünmüştü.

Kesintinin sebebini sormak için elektrik arızayı arıyoruz, bin dereden su getirerek sorular soruyorlar. Elektrik tesis numarası, cadde, sokak, ev kapı numarası ve akıllara gelecek daha bir sürü sorular. Elektrik arızasının sebebini, süresini öğrenebilmesi  için vatandaşın bütün bu soruların cevaplarını bilmek zorunda mu!

ELEKTRİK NOSTALJİSİ

10 Ağustos 2024 Cumartesi günü şehrimizin büyük bir bölümünde yaşanan elektrik kesintisi bizi elektrikler konusunda bir nostalji yapmaya götürdü. Geçmiş günlerimizi analım, anımsatalım ve yeni nesile aktaralım istedik.

Şehrimize elektrik, 1950’li yıllarda geldi. Gecenin belli saatlerinde verilen elektrik en geç saat 24:00’te kesilirdi. Bugün Sakıp Beygo Okulunun bulunduğu Şeyh Musa Mezarlığına yakın arsa üzerinde Şehre elektrik verecek motorlar kurulmuştu. Allah Rahmet etsin, elektrik motorlarını çalıştıran

VAHİT ARDA

adlı bir hemşerimiz vardı. Zaten, bunun için de adı

“MOTORCU VAHİT”E

çıkmıştı.

Evlere elektrik çekme işi de 1950’li yıllardan sonra yaygınlaştı. Elektrik öncesinde evlerde genelde gaz lambaları yakardık. En çok tüketilen araçlardan biri de gaz lambalarıydı. Lambalar numara, numaraydı. Küçük numaralı lambalar, daha ekonomikti. Anımsadığım kadarıyla 1, 2, 3 hatta 4 ve 5 numaralı gaz lambaları vardı. Durumları iyi olanlar, gazı tenekeyle alırlardı. Fakirler ve orta halliler ise, şişe işi alır ve kullanırlardı. O zamanlar, Şehrimizde teneke usulü satış yapanlar yanında, perakende gaz satışı yapan hayli esnaflar vardı. Hatta hemen her bakkal dükkânında bile satışa sunulurdu.

Gaz lambaları dışında, adlarına (kandil) dediğimiz aydınlatma araçları da vardı. Kandiller, genelde gece gezilerinde kullanılırdı. Yollar zifiri karanlık olduğu için gece vakti bir yere gidilecekse, kandiller yakılır, ellerde tutularak gidilirdi. Lambaların da, kandillerin de fitilleri vardı. Yakılış süresine göre fitiller yenilenir, başlangıçta, uçlarından makasla kesilerek, iyi alev almaları sağlanırdı. Bir de, bal mumundan yapılan, mevcut mumların dışında bir aydınlatma aracı daha vardı. Mahalli lisanla adına (ŞEM’) diyorduk. İnce bir serçe parmağı kalınlığındaydı. Helezoni bir şekilde sarılır, yakıldıkça yeni bir parçası açılırdı.

Elektrik öncesi yılların en iyi aydınlatma aracı ise

LÜKÜSTÜ

. Lüküs, genelde zenginlerin konaklarında ve gece çalışan kahvehanelerde aydınlatma aracı olarak kullanılırdı. Düğün evleri için, lüküslerin ödünç olarak götürüldüğü çok olurdu. Lüküslerin, sık-sık dökülen bir keseleri vardı. Lüküslerin yakılması için önce ispirto dökülür ve yakılarak pompalanırdı. Şimdilerde, kesintiler sırasında özellikle kahvehanelerde ve camilerde yine aydınlatma aracı olarak kullanılan küçük tüplerin bir benzeriydi amma, kullanılması daha zor ve meşakkatliydi.

Evet, elektriksiz yaşadığımız çok yıllarımız oldu. Bu bakımdan

“elektriksiz hayat olmaz”

diyenlere bir sözümüz var. Varlık içinde olduğunuza şükredin. 20. yüzyılın ikinci yarısında bile, yıllarca elektriksiz yaşadık. Tabii o zamanlar evlerde buzdolapları, televizyonlar, bilgisayarlar yoktu. Pillerle çalışan radyolarımız vardı.

TAŞLAMA

SARI İNEĞİ BİRKEZ

KAPTIRDIK MI İŞ BİTTİ

AĞLAYALIM GELİNİZ

İNEKLER İÇİN HAYDİ

MİLLET SARI İNEĞİ

VERDİ Mİ ASLANLARA

İNANIN Kİ KURTULUŞ

KALMAZ ARTIK ONLARA

PEKİ DÖNÜŞÜ YOK MU

GİRİLEN BU YOLDAN HİÇ

BİR YOLU YOKTUR ELBET

BİL Kİ SANDIKTAN HARİÇ

SARI İNEĞİ VERDİK

ALACALIYI İSTER

BİLİNİZ Kİ DOYMAZLAR

VARKEN BUNCA KERİZLER

Yazarın Diğer Yazıları