9 Şubat Çarşamba günü gecesi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çektiği, sosyal medya ve bazı TV kanallarında da yayınlanan video ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çağrıda bulunarak,
"Erdoğan 31 Aralık'ta imzaladığı zamları geri çekinceye kadar ben bugünden itibaren gelen elektrik faturalarımı ödemeyeceğim" diye seslendi.
Kılıçdaroğlu’nun bu söylemi, aslında elektrik faturalarının mağduru bütün vatandaşlara yapılmış bir çağrı gibidir. Peki, elektrik faturalarının mağduru milyonlarca vatandaş, tahakkuk eden faturalarını ödemezlerse ne olur. İlgili şirketler, elektriklerini keserler mi! Tabii, burada önemli olan sayıdır, bir nevi dolaylı grev gibi olur. Böyle bir eylem, suç da teşkil etmez. Sonuç itibarıyla faturasını ödemeyen vatandaş
“PARAM YOK, ÖDEYEMEDİM”
diyecektir. Peki, elektrik işini özelleştirme yoluyla devralmış şirketler, sayının milyonları bulması durumunda faturalarını ödeyemeyen vatandaşların elektriklerini kesmek cesaretini gösterebilirler mi…
Elektrik kesintisi yüzünden DONARAK ÖLÜMLERİN YAŞANDIĞI düşünülürse, faturalarını ödemeyenlerin elektriklerinin kesilmesi durumunda DONARAK ÖLÜMLER YAŞANMASI İHTİMALİ VAR MI, YOK MU! ELBETTE VAR!
Tabii, vatandaş da kendi durumunu düşünmek zorunda. Elektriğinin kesilmesi halinde, evinde bebekleri, küçük çocukları, yaşlı bireyleri, hastaları var ise bu kış kıyamette neler yaşanabileceğini hesaplamak gerekir. Bir formül de, faturalarını ödememek kararı alan ailelerin dayanışmasıdır. Örnek olarak bir apartmanda yaşayan bütün bireyler, geçici süre için ortak bir dairede toplanırlar. boşaltılan dairelerin faturalarını ödemezler. İlgililerin ve yetkililerin nasıl davranacağını beklemeğe koyulurlar. Ama, bu elbette çok zor uygulanacak bir formüldür. Zaten, milletçe böylesine bir dayanışma ruhuna sahip olsaydık, bütün bu kötü durumlar yaşanır mıydı!
CHP Genel Başkanının evine tahakkuk eden elektrik faturalarını ödememesi, kendisi açısından sıkıntı olmaz. Evinde jeneratör vardır. Kılıçdaroğlu, sadece kendi şahsı için değil de, bütün CHP’lilere bu konuda çağrıda bulunsa, işin rengi başka olurdu.
Hem bildiğimiz ve duyduğumuz kadarıyla, bazı ülkelerde böylesi uygulamalar yaşanmış, o ülkenin vatandaşları elektrik faturalarını ödemeyerek, zamların geri alınmasını sağlamışlardır. Ama, burası Türkiye!!!
KILIÇDAROĞLU, CUMHURBAŞKANI: AKŞENER, BAŞBAKAN!
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in MİLLET İTTİFAKININ Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunda anlaştıkları söyleniyor. Kulislere sızan bilgilere göre mevcut sistem içinde önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı seçilmesi sağlanacak, parlamenter sisteme geçilecek süreye kadar da Cumhurbaşkanlığı birinci Yardımcısı görevini Akşener üstlenecek.
Mevcut sistem içinde, Cumhurbaşkanlığı birinci yardımcısının düşük profilli bir nevi BAŞBAKAN görevi üstlendiği ortada. Parlamenter sisteme geçildikten sonra da, Akşener’e (BAŞBAKANLIK) görevi verilecek.
Tabii, bu formülün tutması için 12 Şubat Cumartesi günü yapılacak liderler toplantısında muhalefet partilerinin diğer liderlerinin ikna edilmelerine, yapılacak erken veya zamanında seçimin kazanılmasına bağlı.
Bu arada, seçimin erkene alınmaması durumunda, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına aday olup olamayacağı tartışmaları sürüp gidiyor. Sonuç itibarıyla, seçim normal zamamında yapılır ve Erdoğan yeniden aday olursa, yapılacak itirazı görüşecek merci, Yüksek Seçim Kurulu olacaktır.
Yüksek Seçim Kurulunun tüm üyelerinin Erdoğan ve AKP tarafından bu göreve atandıklarını hatırlatmamıza gerek var mı!
İBADETHANELERİN GİDERLERİ
Anayasamızda, Türkiye Cumhuriyetinin laik olduğu vurgusu vardır. Laiklik ilkesi, Devletin bütün dinlere, dillere, mezheplere eşit mesafede olmasının ifadesidir.
Ancak, bu ülkede Devletinin imkânlarının sadece İslam Dini için kullanıldığı gerçeği ortadadır. Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatı bütçesinin, birkaç bakanlığın bütçelerinin toplamından bile yüksek olduğu bilinen bir gerçektir. Bizim, buna bir itirazımız yok. Ancak, İslam dininin dahi sadece SÜNNİ mezhebini esas alan anlayış elbette yanlıştır. ALEVİLERİN Cem evlerinin, camilere ve mescitlere tanınan mali olanaklardan mahrum bırakıldıkları bir gerçektir. Kaldı ki, laik olan ülkemizde Kiliselere ve Havralara da gerekli desteğin yapılması zorunludur. Ya bütün dinlerin ibadethanelerine yardım yapılacak, ya da hiç birine!
Peki, bu ülkede yaşayan Aleviler, Hristiyanlar, Yahudiler vergi ödemiyorlar mı! Bir zamanlar Türkiye’nin vergi şampiyonunun Ermeni kökenli GENELEV PATRONİÇESİ MANKUNYAN olduğunu anımsıyorum da, acaba, Mankunyan ve benzerleri, vergilerinden sadece Müslümanların sünni mezhebine mensup din adamlarına maaş ödenmesini helal ediyorlar mı, sorusu zihnimde çağrışım yapıyor.
Biz Kiliselere ve Havralara yardım yapılmasından vazgeçtik, bari, İslam dininin bir görüşü olan ALEVİLERİN CEM EVLERİNİ DIŞLAMAYALIM.
TAŞLAMALAR
MİLLET İTTİFAKININ
ADAYI BELLİ GİBİ
KILIÇDAROĞLU REİS
OLMAK İÇİN HEVESLİ
AKŞENER DE BAŞBAKAN
OLMAYA TALİP DÜNDEN
PEŞİN TEBRİK EDEYİM
HER İKİ LİDERİ BEN
LÜTFEDEREK BANA DA
BİR BAKINLIK VERSİNLER
KÜLTÜR BAKANI OLSUN
HAKKIMI YEMESİNLER
TOPLANTININ SONUNDA
ALINACAK KARARLAR
KARAR BELLİ OLACAK
İKİ GÜNLÜK SÜRE VAR