Ahmet Arıtürk

EKMEK NOSTALJİSİ!

Ahmet Arıtürk

EKMEK fiyatlarına

sessiz sedasız zamlar yapılmakta. Vatandaşlar artık en temel gıda maddesi olan Ekmeği bile çok hesaplı tüketmeğe bakıyor. Fiyatlar yüksek mi, değil mi, onun değerlendirmesini bir yana bırakalım.

Söz ekmekten açılmışken, istedik ki, Siirt’te 50-60 yıl öncesine bir nostalji yapalım ve o yıllardaki ekmek durumunu anımsayalım. O yıllarda, şehrimizde iki, üç fırın dışında ekmek üretimi yapan iş yeri yoktu. Fırınlarda üretilen ekmeği de, genelde Şehrimizde görev yapan kamu görevlilerinin aileleri tüketirlerdi. Siirt’in yerli ailelerinin fırınlardan ekmek almaları çok enderdi. Şehrimizde, gelişmiş bir ekmek kültürü vardı. Büyük evlerin hemen hepsinde ekmek tandırları mevcuttu. Fakir, dar gelirli veya tandır kurmağa müsait alanları bulunmayan aileler, komşularının tandırlarını kullanırlardı. Ekmek tandırları yapmak da, başlı başına bir meslekti. Son olarak evimize

AMMO KOLO (Allah rahmet etsin)

adlı bir ustanın geldiğini ve tandır yaptığını hatırlıyorum.

Tandır, kırmızı topraktan yapılırdı. Toprağa özel maddeler katılıp katılmadığı konusunda bilgim olduğunu söylesem yalan olur. Tandırı yaparken, süslemeye gayret ederlerdi. Üzerlerine desenler işlenen tandırlar vardı.

Aileler, nüfuslarına göre haftada, on günde veya onbeş günde bir tandırı yakar, ekmek pişirirlerdi. Tandırı yapmak işi sanat olduğu gibi, ekmeği yapmak da sanat işiydi. Hemen bütün mahallelerde adlarına

(ĞEBBEZE)

denilen, ekmek yapan kadınlar vardı. Bizim mahallenin

SON ĞEBBEZESİ AZİZE MISTE (Allah rahmet etsin)

adlı çok temiz, titiz ve işini en iyi şekilde yapan bir kadındı. Ekmeği yoğurmak, mayalamak ve tandırda pişirmek

ĞEBBEZELERİN

işleriydi.

Ekmek yapılacağı gün, evde erken saatlerde kalkılırdı. Önce hamur yoğrulur, mayalandıktan sonra tandıra atılacak şekilde temiz bir sergi üzerine yumaklara bölünürdü. Siirt ekmeği,

KEPEKLİ BUĞDAY UNUNDAN

yapılırdı. Bu bakımdan çok sağlıklıydı. Tandırı ısıtmak ve ekmeği pişirmek için bütün evlerde adına

SEVERİĞ

dediğimiz çalı-çırpı yığınları vardı. Tandırda kullanılmak için o kadar çok çalı çırpı kullanılırdı ki, bu çalı çırpıların satıldığı bir de çarşımız vardı. Çarşının adı da

SOK ISSEVERİĞ

idi. Çarşı, bugün

İNÖNÜ İLKÖĞRETİM OKULUNUN BULUNDUĞU GENİŞ BİR MEYDANLIKTI.

Köylerinden, merkep sırtında çalı çırpı getiren köylüler, bu meydanlık yerde satışını yapar, pazarlık kesildikten sonra, satın alan kişinin evine kadar götürürlerdi. Hemen her evde,

SEVEREĞ

adı verilen çalı çırpıların istif edildiği bir köşe vardı.

SEVEREĞ

ile yakılan Tandıra önce

IĞBEYZ

IMRAVVOH

atılırdı. Ekmek, tandırın iç duvarına yapıştırılır takribi yarım saat kaldıktan sonra çıkarılırdı. Bu ekmeğin ömrü kısaydı. Yaz mevsiminde 2-3 gün, kış mevsiminde ise 1 hafta kadar dayanırdı.

IĞBEYZ IMRAVVOHTAN SONRA, IĞBEYZ KEEK’E

sıra gelirdi.

IĞBEYZ KEEK (KURU EKMEK)

yapıştırıldıktan sonra gece de tandırda bekletilir, tandırın içinde korlaşmış ateşin ısısıyla hem pişer, hem kururdu. Tandırda bir gece bekletilen

IĞBEYZ KEEK

bir ay kadar dayanırdı.

Şimdi, artık biz Siirtliler de fırınlardan ekmek alır hale geldik. Gerçi, şimdi köylerden gelenler ve bazı fırınlar sözde tandır ekmeği yapıyorlar amma, eski Siirtlerin yaptıkları ekmeklerin ayarında olması mümkün değil. Eski Siirtlilerin yaptıkları

IĞBEYZ IMRAVVOH VE IĞBEYZ KEEK

ile şimdi yapılanlar arasında tat ve kalite yönünden o kadar çok fark var ki. Ancak, o zamanın ekmeğini yiyenler bu farkı bilebilirler.

TAŞLAMA

EYVAH Kİ, BİNLER EYVAH

BU ZAVALLI SİİRT’E

KAHROLURDU ÖLENLER

KALKIP SİİRT’İ GÖRSE

KİMLERE KALDI BAKIN

SİİRT DENİLEN BELDE

ESKİLERDEN KİM KALDI

HANİ ESKİLER NERDE

ÖLENLER KALKIP BAKSA

GÖRSELER HALİMİZİ

EVLATLIKTAN REDDEDER

İNANIN Kİ BİZLERİ

SİİRT, SİİRTLİLERİN

OLMAKTAN ÇIKTI ARTIK

SİİRTLİLER TERKEDİP

GİDİYOR ŞEHRİ YAZIK

MİNARELER YATMIŞTIR

VE BOŞ ÇUVALLAR KALKMIŞ

MİNARENİN YERİNE

ÇUVALI KOYMAK YANLIŞ

(ASİLİ AL, HASIRA

SAR) DEMİŞTİR ATALAR

ASİL OLANI SIKSAN

BİL Kİ YİNE BAL DAMLAR

KİŞİNİN ASALETİ

KENDİ ERDEMLİĞİDİR

ERDEMLİĞİ OLMAYAN

KİŞİ KÖPEK GİBİDİR

HER İŞ ASLINA DÖNER

BUDUR İŞİN GERÇEĞİ

KOKUSUNU BİLMEZSİN

KOKLAMAZSAN ÇİÇEĞİ

Yazarın Diğer Yazıları