EKMEK fiyatlarına
sessiz sedasız zamlar yapılmakta. Vatandaşlar artık en temel gıda maddesi olan Ekmeği bile çok hesaplı tüketmeğe bakıyor. Fiyatlar yüksek mi, değil mi, onun değerlendirmesini bir yana bırakalım.
Söz ekmekten açılmışken, istedik ki, Siirt’te 50-60 yıl öncesine bir nostalji yapalım ve o yıllardaki ekmek durumunu anımsayalım. O yıllarda, şehrimizde iki, üç fırın dışında ekmek üretimi yapan iş yeri yoktu. Fırınlarda üretilen ekmeği de, genelde Şehrimizde görev yapan kamu görevlilerinin aileleri tüketirlerdi. Siirt’in yerli ailelerinin fırınlardan ekmek almaları çok enderdi. Şehrimizde, gelişmiş bir ekmek kültürü vardı. Büyük evlerin hemen hepsinde ekmek tandırları mevcuttu. Fakir, dar gelirli veya tandır kurmağa müsait alanları bulunmayan aileler, komşularının tandırlarını kullanırlardı. Ekmek tandırları yapmak da, başlı başına bir meslekti. Son olarak evimize
AMMO KOLO (Allah rahmet etsin)
adlı bir ustanın geldiğini ve tandır yaptığını hatırlıyorum.
Tandır, kırmızı topraktan yapılırdı. Toprağa özel maddeler katılıp katılmadığı konusunda bilgim olduğunu söylesem yalan olur. Tandırı yaparken, süslemeye gayret ederlerdi. Üzerlerine desenler işlenen tandırlar vardı.
Aileler, nüfuslarına göre haftada, on günde veya onbeş günde bir tandırı yakar, ekmek pişirirlerdi. Tandırı yapmak işi sanat olduğu gibi, ekmeği yapmak da sanat işiydi. Hemen bütün mahallelerde adlarına
(ĞEBBEZE)
denilen, ekmek yapan kadınlar vardı. Bizim mahallenin
SON ĞEBBEZESİ AZİZE MISTE (Allah rahmet etsin)
adlı çok temiz, titiz ve işini en iyi şekilde yapan bir kadındı. Ekmeği yoğurmak, mayalamak ve tandırda pişirmek
ĞEBBEZELERİN
işleriydi.
Ekmek yapılacağı gün, evde erken saatlerde kalkılırdı. Önce hamur yoğrulur, mayalandıktan sonra tandıra atılacak şekilde temiz bir sergi üzerine yumaklara bölünürdü. Siirt ekmeği,
KEPEKLİ BUĞDAY UNUNDAN
yapılırdı. Bu bakımdan çok sağlıklıydı. Tandırı ısıtmak ve ekmeği pişirmek için bütün evlerde adına
SEVERİĞ
dediğimiz çalı-çırpı yığınları vardı. Tandırda kullanılmak için o kadar çok çalı çırpı kullanılırdı ki, bu çalı çırpıların satıldığı bir de çarşımız vardı. Çarşının adı da
SOK ISSEVERİĞ
idi. Çarşı, bugün
İNÖNÜ İLKÖĞRETİM OKULUNUN BULUNDUĞU GENİŞ BİR MEYDANLIKTI.
Köylerinden, merkep sırtında çalı çırpı getiren köylüler, bu meydanlık yerde satışını yapar, pazarlık kesildikten sonra, satın alan kişinin evine kadar götürürlerdi. Hemen her evde,
SEVEREĞ
adı verilen çalı çırpıların istif edildiği bir köşe vardı.
SEVEREĞ
ile yakılan Tandıra önce
IĞBEYZ
IMRAVVOH
atılırdı. Ekmek, tandırın iç duvarına yapıştırılır takribi yarım saat kaldıktan sonra çıkarılırdı. Bu ekmeğin ömrü kısaydı. Yaz mevsiminde 2-3 gün, kış mevsiminde ise 1 hafta kadar dayanırdı.
IĞBEYZ IMRAVVOHTAN SONRA, IĞBEYZ KEEK’E
sıra gelirdi.
IĞBEYZ KEEK (KURU EKMEK)
yapıştırıldıktan sonra gece de tandırda bekletilir, tandırın içinde korlaşmış ateşin ısısıyla hem pişer, hem kururdu. Tandırda bir gece bekletilen
IĞBEYZ KEEK
bir ay kadar dayanırdı.
Şimdi, artık biz Siirtliler de fırınlardan ekmek alır hale geldik. Gerçi, şimdi köylerden gelenler ve bazı fırınlar sözde tandır ekmeği yapıyorlar amma, eski Siirtlerin yaptıkları ekmeklerin ayarında olması mümkün değil. Eski Siirtlilerin yaptıkları
IĞBEYZ IMRAVVOH VE IĞBEYZ KEEK
ile şimdi yapılanlar arasında tat ve kalite yönünden o kadar çok fark var ki. Ancak, o zamanın ekmeğini yiyenler bu farkı bilebilirler.
TAŞLAMA
EYVAH Kİ, BİNLER EYVAH
BU ZAVALLI SİİRT’E
KAHROLURDU ÖLENLER
KALKIP SİİRT’İ GÖRSE
KİMLERE KALDI BAKIN
SİİRT DENİLEN BELDE
ESKİLERDEN KİM KALDI
HANİ ESKİLER NERDE
ÖLENLER KALKIP BAKSA
GÖRSELER HALİMİZİ
EVLATLIKTAN REDDEDER
İNANIN Kİ BİZLERİ
SİİRT, SİİRTLİLERİN
OLMAKTAN ÇIKTI ARTIK
SİİRTLİLER TERKEDİP
GİDİYOR ŞEHRİ YAZIK
MİNARELER YATMIŞTIR
VE BOŞ ÇUVALLAR KALKMIŞ
MİNARENİN YERİNE
ÇUVALI KOYMAK YANLIŞ
(ASİLİ AL, HASIRA
SAR) DEMİŞTİR ATALAR
ASİL OLANI SIKSAN
BİL Kİ YİNE BAL DAMLAR
KİŞİNİN ASALETİ
KENDİ ERDEMLİĞİDİR
ERDEMLİĞİ OLMAYAN
KİŞİ KÖPEK GİBİDİR
HER İŞ ASLINA DÖNER
BUDUR İŞİN GERÇEĞİ
KOKUSUNU BİLMEZSİN
KOKLAMAZSAN ÇİÇEĞİ