Bir ara, çok üstün zekâlı olduğunu vehmeden biri
“DOLAR 3 TL’Yİ AŞARSA
YÜZÜMÜ TÜKÜRÜN”
demişti de, biz de inanmıştık.
“Bilge geçinen bu adamın elbette bir bildiği var”
diyerek biriktirdiğimiz(!) sandığmızın bir köşesinde duran 250 Bin ABD dolarını götürdük, bozdurduk. Dolar düşecek, yine dolar alacak ve parayla para kazanacaktık! Ama, dolar bir türlü düşmedi, düşmek şöyle dursun, füze gibi fırlamağa devam etti. 1 ABD Doları bu satırların yazıldığı an itibarıyla 7.7186 TL seviyesine ulaştı! Avro'nun satış fiyatı ise 8,9910 lira oldu.
Yılbaşından bugüne bakıldığında TL’deki kayıp yüze 22 ile benzer para birimleri arasında en üstlerde bulunurken son 5 yıla bakıldığında ise TL yüzde 60’ın üzerinde kayıpla benzer para birimleri arasında açık ara en çok kaybeden para birimi oldu.
Birilerinin, dış ülkelerdeki bankalarda gizli hesaplarda külliyetli miktarda dolarları olduğu söyleniyor. Hatta, hesaplarında 100 milyon doların üzerinde hesapları olanlar dahi varmış!
Peki, “bunca doları nasıl toplamışlar” diye merak edenlere cevap verelim. Bu kadar para, elbette çalışmayla ve alın teriyle toplanamaz. Böyle paralar ancak vurgun, talan ve rüşvetle edinilebilir.
Evet, “DOLAR 3 TL’Yİ AŞARSA YÜZÜME TÜKÜRÜN” diyen birilerine kanan ortadirek birçok vatandaş, döviz cinsinden birikimini bozarken, gerçeği bilen birileri de topladılar, rüşvet, vurgun ve talan birikimleriyle birlikte dış ülkelerdeki bankaların gizli hesaplarına yatırdılar. Yani, birikimi az olanlar, kaybederken, birikimleri yüksek olanlar, parayla, para kazandılar! Hem de, hiçbir ticarette kazanılamayacak ölçülerde!
Türkiye ekonomisini bu dar boğazdan çarmanın aslında bir yolu var! Kanun hükmünde bir kararname çıkarılarak,
“kimin dış ülkelerin bankalarındaki gizli hesaplarda parası varsa getirsin, kaynağı araştırılmadan, rüşvet parası, kara para demeden hepsi kabulümüz”
denilirse ve dış ülke bankalarındaki gizli hesaplarındaki paralarını getirirlerse, emin olun Türk ekonomisi girdiği çıkmazdan kurtarılabilir! Ama “ne olur, ne olmaz” derler de yine getirmezler.
Bu gibilere bir hatırlatma yapalım. Paralarını yatırdıkları bankalara pek güvenmesinler, bu gibi kirli işleri organize eden bankalar, kaynağı belirsiz ve ispatlanamayacak bu gibi paraların üzerine rahatlıkla çöreklenebilirler. Örnek mi istiyorsunuz. ABD bankalarında özellikle Arap ülkesi zenginlerinin trilyonlarla paraları olduğu, ancak, ABD’nin bu paralara bloke koyduğu, her yıl ancak faizi bile olmayacak çok cüzi miktarının çıkışına izin verdiği gerçeğiyle karşı karşıyayız!
Bu bakımdan, dış ülkelerdeki bankaların gizli hepaslarında paraları olan vatandaşlara diyoruz ki, o paraları sakın kendinizin zannetmeyiniz!
ANEKDOT
Bankaların yaygın olmadığı geçmiş yıllarda Siirt’te
“EMANETÇİ”
olarak tanınan muteber kimseler varmış. Bu emanetçiler, genelde zengin kimselermiş.
İşte, yine geçmiş yıllarda Şehrimizde bulunan bu emanetçilerden birine, kadıncağızın biri kocasından habersiz biriktirdiği altınları götürerek teslim etmiş. Ama, teslim ederken:
-Kocamın da, başkasının da haberi yok. Ne olur, yine kimsenin haberi olmasın!
diye sıkı, sıkıya tembihlemiş.
Kadının, teslim ettiklerinden hiç kimsenin haberdar olmadığını öğrenen emanetçi, kendisine emanet edilen altınları bir daha vermemek konusunda niyeti bozmuş.
Aradan zaman geçmiş, kadının ihtiyacı olmuş, altınları geri almağa gelmiş. Ama emanetçi:
-Ne altınları Kadın!
diyerek kadıncağızı, kocasına şikâyet etmekle tehdit etmiş. Tabii, kadıncağız ağlaya, sızlaya geri dönmüş. Kadının çok samimi ve gerçekten sırdaşı olan bir arkadaşı varmış. Durumu ona anlatmış.
Beriki kadın:
-Sen hiç merak etme. Kimsenin haberi olmadan emanetçiden altınlarını almak boynumun borcu olsun!
demiş. Eve gidip, kocasına, hiç kimseye söylemeyeceğine dair yemin verdirdikten sonra durumu anlatmış ve arkadaşı olan kadının emanetçideki altınlarını nasıl kurtaracağının plânlarını birlikte yapmışlar.
Yapılan plân gereğince, kadın tekrar emanetçiye gönderilmiş. Hemen ardından diğer kadın emanetçinin yanına girmiş. Birbirlerini hiç tanımıyorlarmış gibi bir hava estirmişler. İkinci kadın çok acelesi varmış gibi davranarak, emanetçiye bir bohça dolusu altını vererek:
-Güvenilir bir kişi olarak senden istirham ediyorum. Benim bu altınlarımı sakla. Kocamın veya bir başkasının haberi olmasın demiş.
İlk kadın ise fırsatı değerlendirerek:
-Ben, emanetlerimi almağa gelmiştim!
deyince, yeni kadının getirdiği altınların, ilk kadının getirdiklerinin yaklaşık on katı kadar fazla olduklarını görünce, yeni kadının gözlerini boyamak için:
-Hiç merak etme, bak, bu kadıncağız da bana altın emanet etmişti. Şimdi, emanetlerini almaya gelmiş. Onun emanetlerini vereyim, sonra, senin emanetlerini alıp saklayayım!
demiş. İçeri odaya girip, birinci kadının altınlarını getiren emanetçi, tam kadının eline altınlarını geri verirken, evin kapısı hızlı, hızlı çalınmış. Emanetçi, mecburen gidip kapıyı açmış. Kapıyı çalan, ikinci kadının kocasıymış. Kocası, sanki her şeyden habersiz ve bir plânın parçası değilmiş gibi davranarak:
-Sen benden habersiz altın biriktirir, emanetçide saklamaya getirirsin ha!
diyerek, Karısını sözde dövmeye başlamış ve elindeki altınları almış. İlk kadın da, emanet ettiği altınlarını bu oyun sayesinde
ÜÇKÂĞITÇI EMANETÇİDEN kurtarmış!
TAŞLAMALAR
DOLAR ÇILDIRMIŞ GİBİ
YÜKSELDİKÇE YÜKSELİR
TÜRK LİRASI BUZ GİBİ
GÜNEŞ VURMUŞ Kİ ERİR
DOLAR ÜÇ TL OLSA
YÜZÜME TÜKÜRÜN DİYEN
BİRİLERİ VARDI YA
TÜKÜRSEK Mİ GERÇEKTEN
EKONOMİ RAYINDA
DİYENLER VARSA HALA
YA APTALDIR, YA SAFTIR
BAŞKA NE DENİR ONA
PANDEMİ DE TÜY EKTİ
GERÇEKTEN YARAMIZA
BİR DABE DE ONDANDIR
BİL İNDİ PARAMIZA