Koronavirüs pandemisi bütün dehşetiyle devam ederken ve sonbahar mevsiminin yağışları şiddetli sağanaklar halinde başlamışken, Cuma namazı konusunda birkaç satır yazı yazmak ihtiyacını hissettim. Bilindiği gibi, yaz mevsimi boyunca, hatta, geçtiğimiz Cuma gününe kadar, sosyal mesafenin korunması açısından bir rahatlama vardı. Spor sahalarında, camilerin bulunduğu alandaki yollarda, sokaklarda namaz kılınabiliyordu. Artık, mevsim yağışları başladı. Bundan böyle daha da şiddetli yağışlar olacak. Haliyle camilerin içinde sosyal mesafeye uyulması mümkün olmayacak.
Pandeminin tavan yaptığı ve her dört kişiden birinin koronavirüs mikrobu taşıdığı düşünülürse, bu şartlar altında Cuma namazlarının kılınması, pandeminin yayılmasının hızlanması açısından büyük tehlike arzedecektir. Gerçekte, Diyanet İşleri Başkanlığı Fetva Kurulunun konuyla ilgili açıklama yapması ve bu şartlar altında Cuma namazının kılınıp kılınmaması gereğine açıklık getirmesi zorunluluğu vardır. Vatandaşlar, tereddüt içinde. Diyanet İşleri Başkanlığı Fetva Kurulunun bir açıklama yapması durumunda, Müslüman kardeşlerimiz de buna göre davranacaklardır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Fetva Kurulunun konuyla ilgili vereceği karar, Müslüman kardeşlerimzin tereddüde düşmemelerinin sağlanması açısından önemlidir. 77 yaşında bir birey olarak, bu yaşıma kadar, zorunlu haller dışında Cuma namazına devam etmiş olmama rağmen, ben kendim bu Cuma günü, Cuma namazına gitmedim. Kış mevsimi boyunca da Cuma namazına gitmemek kararlılığındayım. Sadece kendi açımdan değil, Cuma namazına gideceklerin sağlıklarını riske atmlamak açısından da bu kararı aldım. Bu kararı alırken, kendi durumumu değerlendirdim. Sağlık Bakanlığı tarafından grip aşısı verilecek öncelikli kronik hastalar listesine dahil olduğuma göre, riskli gruptayım. Ben ve benim gibi Sağlık Bakanlığının e-nabız sitesinde riskli hastalar grubunda yer alanlara da tavsiyem, hem kendilerini, hem başkalarını tehlikeye atmamak açısından koronavirüs pandemisi devam ettiği sürece, kış mevsimi boyunca Cuma namazlarına gitmesinler.
Koronavirüs salgını açısından Siirt’in risk haritasına bakınız, her taraf kırmızı kesilmiş.
(Kırmızı)
demek, tehlike demektir.
(Kendi elinizle, kendinizi
tehlikeye atmayınız)
buyruğuna uyarak, ben kendim için bu kararı aldım ve özellikle, benim gibi riskli gruba dahil olanları uyarmak istedim. Elbette, sözlerime inanmak zorunda değilsiniz. İyisi mi gidin, durumunuzu kendisi de Pandemiye yakalanan ve uzun süre yoğun bakımda tedavi gören Siirt Müftüsüyle paylaşın, ne derse, onu yapın!
Bu arada, sesimi duyurabileceğimi bilsem Diyanet İşleri Başkanlığı Fetva Kuruluna da bir çağrım olacak. Bir zahmet, konuya açıklık getirin artık!
TAŞLAMALAR
AKİL OLAN TOPLUMLAR
HAKKEDER ADALETİ
APTAL OLANLAR İSE
KOYUN SÜRÜSÜ GİBİ
YANDAŞLAR, YANDAŞLARI
KOLLUYOR ANLAŞILAN
HAK, HUKUK VE ADALET
DEĞİRMENDE UN OLAN
Bİ TARAF OLAN ELBET
BERTARAF EDİLECEK
İŞLER BÖYLE GELMİŞTİR
VE DE BÖYLE GİDECEK
ZANNETMEYİN GÜN GELİR
DÖNER DEVR-İ ADALET
BU GİDİŞLE HESAPLAR
MAHŞERE KALIR ELBET