Ahmet Arıtürk

(DEVLETİN DİNİ ADALETTİR)

Ahmet Arıtürk

Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek açısından belirteyim ki

YÜCE ALLAH’A

şükürler olsun Müslüman bir kimliğe sahibim. Kendimi bildim bileli İslamın ve imanın şartlarını mümkün mertebe yerine getirmek çabası içindeyim. Bunu belirttikten sonra asıl konuya gelelim. Adli Yılın açılış töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın el açarak dua etmelerine bir anlam veremedim. Elbette, el açıp dua etmek güzeldir. Ancak,

“DEVLETİN DİNİ ADALETTİR”

özdeyişinden hareket edersek, bu tabloda Türkiye’deki bütün gayri müslim unsurlar dışlanmış olmuyor mu!

Yargıtay Başkanının "Bizim görevimiz, duyguyla, coşkuyla, ön yargıyla davranmak değil, Türk hukuk sisteminin son yıllarda büyük bir başarı ile yükselttiği insan haklarına ilişkin standartlardan taviz vermeden objektif delillere göre karar vermektir.

Tamamen bir güven mesleği olan hakimlik ve savcılık mesleğini icra edenlerin yaklaşık 1/3'ünün terörist faaliyetlerin odağında yer alması, halkın gözünde yargıya olan güveni elbette sarsacak bir durumdur. Toplumun en çok güven duyması gereken meslek mensuplarının bir terör örgütünün amaçları doğrultusunda hareket etme ihtimali dahi, tek başına bir toplumun şaşkınlık ve sarsıntı yaşamasına yeterlidir.

Emanete ihanet ederek, kamu görevini ve özellikle yargı yetkisini belli bir örgütün amaçları doğrultusunda kullananlara adaletten başka bir borcumuz bulunmamaktadır. Bu kişilerin, adil bir şekilde yargılanması, hukukumuzda öngörülen cezalara çarptırılması ve sarsılan kamu düzeninin yeniden tesisi kuşkusuz sağlanacaktır" derken

FETÖCÜLERE

işaret ettiği muhakkaktır.

İyi de FETÖCÜLERİ O MEVKİLERE GETİRENLER KİMLERDİ!

Asıl derdi iş ve aş olan zavallı milleti oyalamak için son günlerde çok önemli bir hizmet ifa edilecekmiş gibi, anayasa değişikliği de gündeme getirilmekte. Bilindiği gibi daha önce de Anayasa değişikliği gündeme getirilirken, Anayasanın değişmez ilk üç maddesinin de değiştirilmesi gerektiğini söyleyenler olmuştu. Bunlardan biri de Ayasofya Camiinin Baş İmamı iken bu görevden ayrılan Prof. Dr. Mehmet Boynukalın’dı. Aynı zamanda Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi olan bu zat-ı muhterem, 1921 ve 1924 Anayasalarını örnek göstererek Cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönülmesi gerektiğini ve yeni hazırlanacak anayasaya

(Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir, dini islamdır)

maddesinin konulmasını öneriyordu.

Adli yılın açılış törenindeki dua sahnesini 23 Nisan 1920’de Meclis-i Mebusanın açılmasına benzetmek isteyenler de oldu. Şimdi, Müslüman kardeşlerim (bundan daha güzel ne olabilir) düşüncesinde olabilirler. Peki, bu zatı muhteremlerin dedikleri gibi

(Türkiye Cumhuriyetinin Dini

İslamdır)

hükmünü anayasaya koyduğumuzu, hatta ilk maddesi yaptığımızı düşünelim. Haliyle bu tanımın içini doldurmak gerekmez mi! Yoksa, laf olsun diye

(Devletin Dini İslamdır)

demişsin ne yazar.

Anayasaya böyle bir madde konulduğu zaman, bütün medeni hukuktan vazgeçmek ve yerine şeriat hükümlerini ikame etmek gerekecek! O zaman, yaşam tarzımızda neler değişecek, bir de ona bakalım.

Önce, aileden konuya yaklaşalım. İslamiyette dört kadınla evlenmeye cevaz vardır. Yani,

(Türkiye’nin dini islamdır)

tanımlamasını yaptıktan sonra, dört kadınla evlenmek isteyen erkeğe (evlenemezsin) demek hakkın kalmaz. Üstelik erkek, mehrini vererek mahkeme kapısına dahi gitmeden eşini boşamak hakkına sahiptir. İslami tabirle buna (TELAK-I SELASE) yani, ÜÇ TALAKLA BOŞAMAK, denilir!

Antrparantez belirteyim ki, İslam dini çok evliliği getirmemiştir. İslamiyet öncesinde Araplar arasında 5-10 hatta daha çok kadınla evli erkekler vardı. Cariyeler de cabasıydı. İslam dini, buna sınırlama getirmiş ve şartları ağırlaştırarak, erkeklerin çok kadınla evlenmelerinin önüne set çekmiştir.

Gelelim bir başka konuya. Anayasaya (Dini İslamdır) hükmünü koyduğunuz zaman, hertürlü müskirat (içki) imalatının yasaklanması, alınması, satılması, içilmesinin de yasak edilmesi gerekir. Yani bütün barları, pavyonları, içkili mekanları kapatmak anayasal bir zorunluluk olur!

Plajlarda, kadınların denizlere girmesi yasaklanır. Erkekler de ancak haşemayla denize girebilirler! Genelevlerin, umumhanelerin kapanması gerekeceği zaten tartışmasız bir kural olacaktır.

Resmi kurum ve kurulmuşlarda erkeklerin ve kadınların birlikte çalışmalarının caiz olup olmayacağı, aynı şekilde eğitimde kız ve erkek öğrencilerin bir arada okuyup okumayacakları konusunda da fetvalar gerekecektir. Bu konularda Diyanet İşleri Başkanlığı ile, BOYNUKALIN gibi profesörlere çok iş düşecektir!

İslam dininin haram kabul ettiği uygulamalardan biri de FAİZDİR. Bu durumda, birer faiz müessesesi olan bankaların kapatılmaları, kredi kartlarının ortadan kalkması, iş yeri kurmak ve diğer ihtiyaçlar için kredi alınması gibi işlerin caiz olup olmayacağı gündeme gelecektir.

Örnekleri daha çok sıralayabiliriz. Ancak bu kadarla iktifa ederek, şimdi Anayasaya (Türkiye Cumhuriyetinin Dini İslamdır) hükmünü koymak isteyenlere soruyoruz. Bunlar yapılacak mı, yapılmayacak mı! Daha doğrusu yapılabilir mi, yapılamaz mı! Sadece, göstermelik (Türkiye’nin dini İslamdır) denilmekle, insanlar Müslüman olmuyorlar. Anayasaya dinle ilgili bir hüküm konulacaksa

(TÜRKİYE’NİN DİNİ ADALETTİR) denilmesi en uygun olanıdır.

Kur’an-ı Kerim’de yer alan ve Cuma hutbelerinin sonunda okunan

“Gerçek şu ki, Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; yüz kızartıcı işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp öğüt alasınız diye size öğüt veriyor” hükmüne kulak verelim. Yüce Allah’ın öncelikle ADALETİ EMRETTİĞİNİ anımsayalım, Anayasaya (Devletin dini islamdır) hükmünü koysan da, tatbik edemedikten sonra boş havanda su dövmeye benzer.

Anayasanın ilk üç maddesini değiştirmeğe uğraşacağınıza, öncelikle kafalarınızı değiştirin!

TAŞLAMA

ANAYASAYI NEDEN

DEĞİŞTİRMEK İSTERLER

GAYELERİ NEDİR Kİ

NE AMAÇLAR GÜDERLER

ANAYASAYI ANCAK

KURUCU MECLİS YAPAR

ANAYASADA HALKIN

REFERANDUMU DA VAR

(BEN YAPTIM OLDU BİTTİ)

DEMEYE GETİRMEYİN

DEĞİŞTİRSENİZ HALKIN

ONAYINI İSTEYİN

HALKIN REFERANDUMU

ŞARTTIR ANAYASADA

KEYFİYET YASASIDIR

BUNUN AKSİ OLURSA

Yazarın Diğer Yazıları