(Demokrat Parti) derken, Merhum Adnan Menderes’in Demokrat Partisinden bahsediyoruz. Bizim yaşta olanlar hatırlayacaklardır. Türkiye’yi 27 Mayıs İhtilaline götüren sebeplerden biri de DP iktidarının son dönemlerinde AITATÜRK ANITLARINA saldırıların yoğunlaşmasıydı. Hemen her gün ülkenin bir yerinden Atatürk’ün heykellerine veya büstlerine saldırı haberleri geliyordu.
Başbakan Rahmetli Adnan Menderes’in
(Siz isterseniz, hilafeti de geri getirebilirsiniz)
vecizesinden(!) ilham alan yobazlar taifesi, meydanı boş zannederek durumdan vazife çıkarmış ve Atatürk’ün heykellerine saldırıyı olağan hale getirmişlerdi. Ama, Menderes’in akıbeti ortada!
Geçen Perşembe günü Samsun’da Türkiye’nin kurtuluş simgelerinden biri olan Şaha kalkmış At üzerindeki Atatürk Anıtına bir saldırı gerçekleştirildi. Saldırıyı gerçekleştirenlerin, bu gücü kimden aldıkları belli. Ancak, durum ters tepti. Olayın duyulması üzerine halat bağlanarak devrilmeye çalışılan Atatürk Anıtı'nın olduğu bölgeye giden onlarca kişi, heykel etrafında dönerek slogan attılar ve bir kez daha ATATÜRK’E olan bağlılıklarını haykırdılar.
Samsun'un İlkadım ilçesinde bir grup provokatör tarafından ayağına halat bağlanarak otomobille çekilerek yıkılmak istenen ATATÜRK ANITI yine de yıkılamamıştı. Provokatörler, ipleri bırakıp kaçarlarken, Atatürk Anıtına yapılan saldırı girişiminin duyulmasının ardından Mustafa Kemal Atatürk'e sevgilerini dile getirmek isteyen onlarca kişi, anıtın bulunduğu alana gitmiş ve Samsun halkının ATATÜRK’E olan sevgi ve saygısını eylemleriyle kanıtlamışlardır. Atatürk Anıtının etrafında kol kola girerek halka haline gelen vatandaşlar, hep birlikte dönerek (Türkiye laiktir, laik kalacak) ve (Mustafa Kemal'in askerleriyiz) sloganları atarak, Türkiye Cumhuriyetinin Banisi Mustafa Kemal Atatürk’e yapılan çirkin saldırıyı şiddetle protesto etmişlerdir.
Anıtlarına yapılan saldırılar, sözün tam anlamıyla ters tepki yapmakta ve vatandaşların ATATÜRK’E olan sevgilerinin adeta katlanmasına yol açmaktadır. İbret alınsa, tarih tekerrür etmezdi!
ENFLASYONDA, AVRUPA ŞAMPİYONU OLMAK!
TÜİK’İN rakamlarına göre bile, enflasyonda Avrupa Şampiyonu olmuşuz. Gerçi, Türkiye İstatistik Kurumu, yıllık enflasyonu yüzde 48.68 olarak açıklamış ya! Oysa, bağımsız bilim adamlarından oluşan ENAG’A göre gerçek enflasyon oranı yüzde 114!
Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) tamamiyle tarafsız bilim adamlarından oluşmaktadır. Bu bakımdan, verdiği rakamlar emir kulu hükmündeki TÜİK’TEN çok daha gerçekçidir. Ocak ayı enflasyonunun çok yüksek çıkmasında elektrik ve doğalgaz fiyatlarına yapılan aşırı zamların etkili olduğu belirtilmektedir. Kademeli düzenlemelerin, sanayi kesimi yanında, geniş aileleri de büyük ölçüde sarstığı edinilen bilgiler arasında. Özellikle Bölgemizde 4-5 kardeşin bir arada yaşadıkları geniş aileler bulunmaktadır. Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşayan ailelerin ortalama nüfuslarının 15’in bile üstünde olduğu bilinen gerçeklerdendir. Kademeli tarifelerin ise 4 kişilik aileleri baz alarak kotarıldıkları bilinmektedir.
TÜİK ramlarına göre bile enflasyonda Avrupa birinciliğimiz olduğu için artık övünebiliriz.
(BEN BAŞINI BÜKMÜŞTÜM!)
Yargı sistemiyle devamlı oynanması ve yasaların adeta yazboz tahtasına dönüştürülmeleri, demokrasinin normal işlediği ülkelerde olağan değildir. Çıkarılan bir yasanın ömrü en azından 10 yıl olmalıdır ki, haklılığı ortaya çıksın! Bizde ise, 10 ay bile dayanmayan yasalar var. İşin garibi, aynı iktidar tarafından getirilen ve değiştirilen yasalar, bunlar. Bir iktidar değişikliği sonrasında yasalar değişirse, buna bir anlam vereceğiz, yasanın değiştirilmesini, iktidar zihniyetinin değişmesiyle yorumlayacağız. Ama işler böyle olmuyor. AKP tarafından çıkarılan ve 1 yıllık süreyi bile doldurmadan değiştirilen o kadar çok yasalar var ki!
Evet, AKP k
endi iktidarı döneminde çok çelişkili yargı paketleri çıkarttı. Kendi çıkardığı yasaları bile mürekkepleri kurumadan değiştirmekte sakınca görmedi. Hangi dönemde, hangi şartlarda, hangi ayda, hangi değişiklik işine gelmişse onu yapmaktan çekinmedi.
Yasaların, iktidarın hesabına gelecek şekilde sık-sık değiştirilmesi bize
(Ben başını bükmüştüm!)
anekdotunu anımsattı. Öyle anlaşılıyor ki, AKP’de, hesabına gelmeyen yasalarda
(BAŞINI BÜKME)
kuralını uyguluyor.
ANEKDOT
Siirt’te, bir mahalle mescidinin uyanık bir müezzini varmış. Cemaatten, saf birinin hanımına göz dikmiş.
“Nasıl bu adama karısını boşatırım da, alırım”
diye melanetler düşünüyormuş. Bir gün, bu saf kişinin ayakta ve kıbleye doğru, duvarın dibine işediğini görünce hemen yanına gitmiş ve:
-Sen ne yapıyorsun. Kıbleye karşı işedin. Bunun cezası nedir biliyor musun! Hanımın senden boş düştü!
demiş.
Saf adam, müezzinin sözlerine inanmış, evine giderek, hanımına durumu anlatmış ve boş düştüğünü söylemiş. Kadının da boşanmaya gönlü olmuş olacak ki, işi uzatmamış:
-Madem BOŞ DÜŞTÜĞÜMÜ söylüyorsun, o zaman üç talakla da boşa, babamın evine gideyim!
demiş.
Adam da denileni yapmış ve kadına:
-Seni üç talakla boşuyorum!
diyerek, evlilik akdini feshetmiş.
Aradan bir süre geçmiş, saf adam bir de bakmış ki, kendisine telkinde bulunan müezzin ile boşandığı kadın evlenmişler.
Kendi kendine
“eyvah ne yaptım!”
demiş. Müezzini takibe almış. Bir gün bakmış ki, müezzin de ayakta, duvarın dibinde işemiyor mu! Hemen yanına gitmiş:
-Karın boş düştü. Kıbleye karşı işiyordun!
demiş.
Müezzin cevap vermiş:
-Sen, benim duruş şeklime bakma! Gerçi, Kıbleye karşı gibi duruyordum amma, başını öbür yana bükmüştüm!
TAŞLAMALAR
ATATÜRK ANITINA
SALDIRAN EDEPSİZLER
YUNANIN TOHUMLARI
VATAN HAİNİ PİÇLER
BU VATANI ATATÜRK
İSTİLADAN KURTARDI
YUNAN DÖLÜ OLURDUN
ATATÜRK OLMASAYDI
İNGİLİZ Mİ, FRANSIZ MI,
İTALYAN DÖLÜ MÜSÜN
YOKSA YUNAN DÖLÜ MÜ
SÖYLE SEN HANGİSİSİN
LAİKLİK DİNSİZLİKTİR
DİYENDİR DİNSİZ OLAN
YAT KALK ALLAH’A ŞÜKRET
ATATÜRK’Ü VAR KILAN