Ahmet Arıtürk

CUMHURİYET TARİHİMİZDE ÖNEMLİ SUİKASTLAR

Ahmet Arıtürk

Cumhuriyet tarihimiz, suikastlarla doludur. 21 Şubat 1965’te İsmet İnönü’ye suikast düzenlenmişti. Suikastın düzenlendiği tarihte, İnönü (merhum) Başbakandı.

Türkiye’de suikast senaryoları devam edip gelmektedir. Evet Cumhuriyet tarihimiz siyasi suikastlarla doludur. Hatta Osmanlı döneminde de birçok siyasi içerikli suikastlar yaşanmıştır.

Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’E bile suikast düzenlendiği

tarihi gerçeklerdendir.

Atatürk’e karşı düzenlenen suikastların en önemlisi İZMİR SUİKASTIDIR.

Türkiye Cumhuriyetinin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 1959 yılında Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olarak Uşak’a giderken saldırıya uğramış, 21 Şubat 1965 yılında ise Başbakan olduğu dönemde Adalet Partili Mesut Suna adlı kişi tarafından içinde bulunduğu makam aracına dört kurşun sıkılarak öldürülmek istenmişti.  Olay anında Özel Kalem Müdürü Necdet Calp aracın ön kısmında oturmaktaydı. Calp, daha önce Siirt’te Vali olarak görev yapmıştı.

Ecevit de 4 Eylül 1975’te Başbakan olarak gittiği Elazığ’da taşlanmış olayda 50 kişi yaralanmıştı.

Yine Ecevit 23 Temmuz 1976 tarihinde ABD seyahatinde bir suikast girişimine uğramıştı. New York’taki Waldorf Astoria Oteli’nden ayrılırken Stavros adında bir Rum Ecevit’e silahını doğrultmuş, ancak Ecevit, koruması ve FBI ajanlarının yardımıyla saldırıdan kurtulabilmişti.

5 Haziran 1977 seçimleri öncesinde, Ecevit’e sağdan yönelen saldırıların en manidarı Tokat’ta gerçekleşmişti. Muhalefetteyken çıktığı bir Tokat gezisinde Bülent Ecevit’in seçim otobüsü Tokat’ın Niksar ilçesinde kurşunlanmış, 10 kişi yaralanmıştı.

Bülent Ecevit, bir muamma saldırıya da 1977 seçimleri öncesinde 29 Mayıs’ta, İzmir Çiğli Havaalanı çıkışında zehirli kurşun atan ilginç bir silahla bir polis tarafından öldürülmek istenmesiyle hedef olmuştu. Olayda, dönemin İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ın kardeşi Mehmet İsvan baldırından yaralanmıştı. Resmi açıklamaya göre ise polisin silahı yanlışlıkla ateş almıştı, ancak olay Ecevit’in başbakanlıkları döneminde de aydınlatılamadı.

12 Eylül darbesinden önce 20 Temmuz 1980’de, 12 Mart döneminin başbakanlarından Nihat Erim, İstanbul Dragos’taki evinin önünde Dev-Sol militanlarınca öldürülmüştü. Mülkiye kökenli olan ve yaşamı boyunca Atatürkçü çizgiden ayrılmayan Nihat Erim, siyaset hayatını sonlandırmak üzereyken 1971 darbesinin gerçekleşmesi üzerine Başbakanlık görevini kabul etmişti. Nihat Erim 12 Mart dönemindeki uygulamaların sorumlusu olarak görüldüğü için teröristler tarafından saldırıya uğradı.

18 Haziran 1988’e gelindiğinde ise suikastçi bu kez Anavatan Partisi 2. Olağan Kongresi sırasında Özal’a saldıran, adını bir futbol takımının fanatizmi nedeniyle değiştiren, ülkücü Kartal Demirağ kimliğiyle ortaya çıktı. Suikast toplumda nefretle karşılandı. Demirağ’ın tabancasından çıkan kurşunla parmağından yaralanan Özal, aynı gün tekrar oybirliğiyle genel başkanlığa seçildi.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümü üzerinde de birçok spekülasyon yapıldı ve bunlar arasında suikast sonucu zehirlenerek öldürüldüğü iddiası da yer aldı. 17 Nisan 1993 sabahı ani biçimde yaşama veda eden Özal’ın kalp krizi geçirdiği yakın dostları ve doktoru tarafından açıklandı. Ancak zaman içerisinde ailesinden bazı kişilerin karşı çıkmasına karşın zehirlenmiş olabileceği yönünde de birçok düşünce yüksek sesle söylenmeye başlandı.

Şüpheli bir ölüm de Jandarma Genel Komutanı olarak görev yapmaktayken 17 Şubat 1993 günü bindiği uçak düşerek şehit olan Orgeneral Eşref Bitlis’le ilgili komplo teorisidir. ABD’nin çekiç gücüne karşı çıkan, verdiği demeçlerinde ABD’nin, PKK’ya silah, mühimmat, teçhizat, ilaç ve yaşam malzemesi yardımları yaptığını açıklayan Orgeneral Eşref Bitlis’in bindiği uçak sebebi henüz bilinmeyen bir nedenle düşmüştü. Orgeneral Bitlis'in kamuoyunda tartışmalara neden olan ölümünün hemen ardından kendisine yakınlığıyla bilinen Cumhurbaşkanı Turgut Özal geçirdiği kalp kriziyle, ardından Bitlis'in ekibi içinde yer alan Rıdvan Özden ve Bahtiyar Aydın gibi bazı yüksek rütbeli askerler de görevi başında ölmüşlerdi. Aynı yıl Türkiye'de derin yankı uyandıran Uğur Mumcu ve Adnan Kahveci suikastleri yapılmış, Bingöl karayolunda 24 Mayıs 1993 PKK pususunda yolları kesilen 33 silahsız er öldürülmüş, hemen ardından Alevi-Sünni çatışmasına sahne olan Sivas Katliamı yaşanmış, yine aynı yıl PKK saldırısında 33 sivilin katledildiği Başbağlar Katliamı yaşanmış, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın Lice'de uzun menzilli tüfekle vurulması olayları arkası arkasına gerçekleşti.

18 Mayıs 1996’da ise bu kez Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel suikast girişimine uğradı. İzmit’te bir alış veriş merkezinin temel atma törenine katılan Demirel konuşurken İbrahim Gümrükçüoğlu adındaki suikastçı, silahını kendisine yöneltmiş, ancak durumu fark eden Koruma Müdürü Şükrü Çukurlu ve bir vatandaş, saldırganın üzerine atlayınca patlayan silahtan çıkan mermi Şükrü Çukurlu’nun kolunu delip geçmişti. Olaydan sonra yakalanan İbrahim Gümrükçüoğlu’nun aşırı dinci ve akli dengesinin bozuk olduğu öne sürüldü. Gümrükçüoğlu Adli Tıp Kurumu’ndan aldığı

"cezai ehliyetinin bulunmadığı"

raporuyla ceza almaktan kurtuldu. Saldırgan İstanbul’un mutena semtlerinden birinde eczane açtı.

Komplo teorili olaylardan biri de 25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş mitinginin ardından Yozgat'ta yapacağı mitinge gitmek için bindiği helikopter, henüz bilinmeyen bir sebepten dolayı BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcı’nın ve helikopterdeki diğer arkadaşlarının şüpheli helikopter kazalarıyla ilgilidir.

Bölgede yapılan arama çalışmaları sonrasında kazadan ancak 48 saat sonra helikopterin enkazı ve Muhsin Yazıcıoğlu dahil 6 kişinin cansız bedenlerine ulaşılmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da Başbakanlığı sırasında namlusu değiştirilmiş kurusıkı tabancayla suikast girişiminde bulunulmuş, Mustafa Bağdat adındaki suikastçinin MHP’li olduğu iddia edilmişti. Erdoğan, 2005-2006 Eğitim öğretim yılı açılışı dolayısıyla gittiği Kütahya’da, Mustafa Bağdat adlı kişi Başbakan’a suikast girişiminde bulunduğu gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Kütahya Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Şerif Eren, Erdoğan’ı protesto ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan Bağdat’ın, ilk izlenime göre Erdoğan’a suikast girişiminde bulunmak istediğini saptadıklarını söylemişti.

Erdoğan, törenin yapıldığı Linyit ilköğretim okulundan ayrıldığı esnada otobüse binmek üzereyken fark edilen şahıs, korumalar tarafından etkisiz hale getirilmiş, şahsın üzerinden el yapımı kuru sıkı tabanca çıktığı belirtilmişti. Kütahya Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin Başbakan Erdoğan’ın otobüsüne binmek üzere hazırlık yapan bir kişinin hareketlerinden şüphelenmeleri üzerine yapılan kontrolde zanlının poşet içinde taşıdığı ekmeğin içine saklanmış tabanca bulunduğunu kaydeden Eren, “Şahsın elinde taşıdığı poşet içerisinde iki adet ekmekten birinin içerisine gizlediği bir adet tabanca ele geçirilmiş, şahıs bu şekilde yakalanmış, şahsın Mersin ili nüfusuna kayıtlı 1973 doğumlu Mustafa Bağdat olduğu anlaşılmış ve gözaltına alınmıştır” açıklamasında bulunmuştu. İddialar odur ki, Erdoğan’a karşı muhtelif tarihlerde 7 suikast girişimi olmuş, ancak,bunların çoğu kamuoyuna yansıtılmamıştır.

Son günlerde suikaste hedef olacakları dillendirilen iki siyasi kimlik var. Bunların biri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğu, diğeri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’dur. Bilindiği gibi, daha önce Kılıçdaroğlu’na karşı kamuoyuna yansıyan iki önemli suikast girişimi olmuştu. Bunlardan ilki 25 Ağustos 2016’da gerçekleşen suikast girişimidir.

Artvin'in Yanıklı Köyü bölgesinde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun içinde bulunduğu konvoya terör örgütü tarafından ateş açılmış, saldırıda 1 asker şehit düşmüş, 2 asker de yaralanmıştı.

İkinci suikast girişimi ise 22 Nisan 2019’da Ankara’nın Çubuk ilçesi Akkuzulu köyünde gerçekleşen linç girişimidir.

Hakkari’de şehit düşen Yener Kırıkçı’nın Çubuk’un Akkuzulu köyündeki cenaze törenine katılan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimi de akim kalmıştı. Olayın baş fali olan Osman Sarıgün ve arkadaşlarının tutuksuz olarak yargılanmalarına devam edilmektedir. İş bu Osman Sarıgün’ün tescilli bir hırsız olduğu ve hırsızlıktan dolayı yargılanıp hüküm giydiği bilahare ortaya çıkmıştır.

YÜCE ALLAH

ülkemizi her türlü afetlerden, siyasi liderlerimizi suikastlerden korusun, demekten başka elimizden ne gelir…

TAŞLAMA

İKİNCİ BİR KURTULUŞ

SAVAŞINI VERİYOR

MARAŞLI KARDAŞIMIZ

DEPREMLE SAVAŞIYOR

İŞGALDE DÜŞMAN BELLİ

DEPREM ÖYLE DEĞİL Kİ

KİMİNLE SAVAŞACAK

ADIYAMAN, ANTEPLİ

ADANALI, HATAYLI

URFALI, KİLİSLİSİ

DEPREMİN İŞGALİNDE

(AMED) DİYARBEKİRLİ

OSMANİYE, MALATYA

BÜTÜN İLÇELERİYLE

YIKILMIŞLAR ADETA

SAVAŞTAN ÇIKMIŞ GİBİ

Yazarın Diğer Yazıları