Ahmet Arıtürk

CUMHURİYET KURULMASAYDI, MECLİSTE NE İŞİ VARDI!

Ahmet Arıtürk

(Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet) sayesinde belli makamlara gelip de utanmadan, sıkılmadan Cumhuriyeti kötüleyenler var. Tabii, Cumhuriyet rejiminin kıymetini bilenler, kat be kat fazla. Türkiye Cumhuriyetinin 8. Cumhurbaşkanı Merhum Süleyman Demirel:

“Elektrik yoktu. Gaz lambasıyla okur-yazardık. Köy okulunu bitirdim. Ortaokul yoktu. Ortaokula gitmek için her sabah kilometrelerce yürür, kasabaya giderdik. Sonra Afyon Lisesi. Eğer bana Cumhuriyet nedir, diye sorarsınız. Size cevabım şudur: Cumhuriyet benim işte! İslamköy'den çıkmış bir köylü çocuğunu cumhurbaşkanı yapan, Cumhuriyet'tir. Cumhuriyet budur. Bunu Büyük Atatürk'e borçluyuz" derken, cumhuriyeti ne güzel tarif etmiş.

Evet, Cumhuriyetin ne olduğunu Merhum Demirel kadar gerçek bir üslupla anlatacak birini daha bulamazsınız. Cumhuriyet Rejimi sayesinde Isparta’nın İslamköy’ünden çıkan ve Çankaya’da Cumhurbaşkanlığı makamına ulaşan aynı Demirel, bir uçak seyahati esnasında yanındakilere şöyle söylemiştir:

"Bak şu kiremitleri görüyor musun? Cumhuriyet bu kiremittir. Şu göleti görüyor musunuz? Cumhuriyet işte budur? Bakın şu baraja Keban'dır, biz yaptık. Bu Cumhuriyet'tir. Şu fabrikaya bakarsınız, orada Cumhuriyet'i görürsünüz. Cumhuriyet, çimentodur, kiremittir, fabrikadır, yoldur, barajdır, kalkınmadır, refahtır."

Ve yine bir anlatımında şunları söyler: "Biz, ülke bütünlüğüne, milletin refahına, demokratik, laik, sosyal hukuk devletine ve Atatürk ilkelerine sadakatle bağlıydık."

Cumhuriyet rejiminin faziletini anlatırken, neden Merhum Süleyman Demirel’in sözlerini dikkate aldık. Çünkü, Demirel de SAĞCI olarak bilinen partilerin genel başkanlığından gelme bir siyaset adamıydı. Siyasette, zirveye yükselmiş biriydi. Bunu kesin olarak bilmeliyiz ki akl-ı selim sahibi, vicdan sahibi siyasetçiler, ister sağcı, ister solcu olarak tanımlansınlar, cumhuriyet rejimine sadakatle bağlıdırlar.

Cumhuriyetin kuruluşunun 99. yılının arifesi sayılan ortamda Mahir Ünal adında AKP’li biri çıkmış, utanmadan, sıkılmadan Cumhuriyeti hedef alan ifadeler kullanarak: "Tarihteki en sert kültürel devrim Türkiye’de yaşanmıştır. Mesela Fransız devrimi her şeyi yıkmıştır ama lügate dokunmamıştır. Yine en sert devrimlerden bir tanesi Mao’nun Çin kültür devrimidir. Lügate dokunmamıştır. Ama maalesef bir kültür devrimi olarak Cumhuriyet; bizim lügatimizi, alfabemizi, dilimizi hasılı bütün düşünme setlerimizi yok etmiştir" diyebilmektedir.

AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal'ın Cumhuriyeti hedef alan ifadelerinin ardından tepkiler çığ gibi gelmeye devam ederken, Cumhur ittifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bile grup toplantısında isim vermeden AKP'li Ünal'a sert tepki göstererek: "Cumhuriyetin Türk kültürüne, diline ve düşünme setlerimize zarar verdiğini iddia edenler talihsiz, tarifsiz ve temelsiz yanlışın pençesindedirler" ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet karşıtı söylemleri kamuoyunda büyük tepki gören Mahir Ünal’a, bizim de söylenecek bir çift sözümüz var.

Cumhuriyet kurulmasaydı, Türkiye Büyük Millet Meclisi de olmayacaktı. Sen de, böyle bir mecliste yer alamayacaktın. Yat-kalk ATATÜRK’E DUA ET. Cumhuriyeti kurmuş da, senin gibiler bile bu mecliste yer alabiliyorlar…

GAZETECİ, DAVET EDİLMEDEN GİDEBİLMELİ!

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cuma günü açıklayacağı “Türkiye Yüzyılı” programı için iktidarı eleştiren gazetecilerin davet edilmeleri konusunda aleyhte ve lehte söylemler var. AKP iktidarı süresince toplantılara alınmayan muhalif gazetecilerin, durup dururken davet edilmeleri, yaklaşan seçimlere yönelik bir hamle olarak yorumlanmaktadır.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin: “AK Parti’nin 28 Ekim’de yapacağı seçim startına iktidara eleştirel yaklaşan bazı meslektaşlarımızın davet edilmesi maalesef bizim sevinebileceğimiz bir gelişme değildir. Bu davet düşündürücüdür ve arkadaşlarımızın karar vermesi gereken bir durumu ortaya koyar. Biz, ülkemizde basın bugün en karanlık günlerini yaşarken, mesleğinde saygın ve kamuoyuna mal olmuş meslektaşlarımızın dolgu malzemesi yapılması teşebbüsünü şiddetle kınıyoruz. Basın özgürlüğünün canına okuyan iktidarın seçim yaklaşırken kerhen gazeteci davet etmesini iyi niyetli bulmuyoruz, kabul etmiyoruz.

Meslektaşlarımız yıllar sonra ilk kez davet edildikleri bir iktidar toplantısını gözlemlemek isteyebilirler. Ancak onlarca kanalda canlı yayınlanacak bu toplantıyı davet almamış herhangi bir gazeteci gibi gidip izleyebilmeleri gerektiğini unutmamalıdırlar” derken, gerçekleri dile getirmektedir.

Gazeteci, davet edilmeden gizli mahiyette olmayan her toplantıya girebilmeli ve toplantıya ilişkin görüşlerini dile getirebilmelidir.

Basın Kartı

sahibi gazetecilerin Devlet protokolü ile ilgili haberler ile  uluslararası haberleri takip edebilme hakkına sahip olmaları gerekirken, AKP’nin, bugüne kadar muhalif gazeteciler için akreditasyon uygulaması başlı başına dolaylı bir sansürdür. Yıllardan beri, muhalif belledikleri gazetecilere akreditasyon uygulayan AKP, ne oldu da birden bire onları da özellikle toplantıya davet etmek ihtiyacını hissetti. Asıl sorgulanması gereken husus budur…

TAŞLAMA

KİMSE PADİŞAH DEĞİL

SULTAN DEĞİL, ŞAH DEĞİL

CUMHURİYETSE REJİM

BU İŞLER MÜBAH DEĞİL

CUMHURİYETİ KURDU

EMANET ETTİM SİZE

NERDESİNİZ EY GENÇLER

GELİNİZ KENDİNİZE

EMANETE İHANET

ETMEYİNİZ EY GENÇLER

BUNU KESİN BİLİNİZ

KUTSALDIR EMANETLER

CUMHURİYET NE HALE

GETİRİLDİ BİR BAKIN

EHL-İ SİYASET DİNDE

İSTİSMARI BIRAKIN

GENÇLER SAHİP ÇIKACAK

CUMHURİYETE ELBET

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

PAİDAR İLELEBET

Yazarın Diğer Yazıları