Ahmet Arıtürk

CUMHURBAŞKANIMIZ, SAYIN ERDOĞAN'A ÇAĞRIMIZDIR!

Ahmet Arıtürk

Seçim zamanlarda duvarlara yazılan

(Türkiye evimiz, Erdoğan Babamız)

sloganlarını çok gördük. Hala bu sloganların bulundukları ve silinmedikleri yerler var. Türk Milleti, Sayın Erdoğan’a

(BABALIK)

payesi biçe dursun, Sayın Erdoğan buna karşılık 63 bin çocuğunu, mahkemeye vermiş bulunuyor. Bu sadece Türkiye tarihinde değil, Dünya tarihinde bir rekordur. Düşünebiliyor musunuz, bir ülkenin Cumhurbaşkanı, 63 bin çocuğunun (vatandaşının) aleyhine hakaretten dolayı dava açmıştır. Türkiye Cumhuriyetinin gelmiş geçmiş 11 Cumhurbaşkanı vardır. Bunların hiç birinin, vatandaşları aleyhinde açtıkları davaların sayısı bini bile bulmamıştır. Sayın Erdoğan ise tam 63 bin vatandaşının aleyhine hakaret davası açarak, bu alanda

GİNES REKORLAR KİTABINA GİRMEYE HAK

KAZANMIŞTIR.

Dünya genelinde bütün liderlerin durumlarını irdelerseniz, Sayın Erdoğan kadar kendi vatandaşlarına dava açmak konusunda bu kadar yüksek sayıya ulaşmış bir cumhurbaşkanına daha şahit olamazsınız.

İslam dini, affetmek dinidir, hoşgörü dinidir. Affetmek büyüklüktür.

Yüce RABBİMİZİN sıfatlarından birinin EL

AFÜVV

olduğunu anımsayalım. Affetmek  erdemdir. Sayın Erdoğan, zatına hakaret etmelerinden dolayı dava açtığı bu kimselerle keşke diyalog kursa, kendisine hakaret etmelerinin sebebini kendilerine sorsa, dava açmak yerine, gönüllerini alarak, affettiğini söylese.

Evet, çeşitli yollarla Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı edep dışı yazılar, eylemler gösterenler olabilir. Hatta, bu 63 bin kişinin de cezayı hakedecek eylemler sergiledikleri kabul edilebilir. Ama dediğimiz gibi,

BABALAR CEZALANDIRICI DEĞİL, AFFEDİCİ

OLURLAR.

Affedenler, gözlerde ve gönüllerde büyürler. Dileriz ki, Sayın Erdoğan vakit geçirmeden bütün mahkemelere talimat mahiyetinde bir açıklama yapsın ve zatına hakaretten dolayı dava açılmış herkesi affettiğini, davacı olmadığını ve açılmış davaların düşürülmesini istesin. Bakın o zaman Sayın Erdoğan halkın gözünde ne kadar büyüyecektir.

ANEKDOT

Gittiği bir memlekette, o ülke halkının kendisine yaptıkları haksızlıklardan ve zulümlerinden ziyadesiyle sıkılan yabancının biri, bu haksızlıkların sorumlusu olduğunu düşünerek, ülkenin Padişahına küfretmiş. Bunun üzerine yabancıyı yakalayarak Padişahın huzuruna çıkarmışlar.

Padişah, yabancının konuştuğu dili bilmediği için o dili bilen vezirlerinden birine tercümanlık yapmasını emretmiş ve yabancının kendisine neden küfrettiğini sordurmuş. Vezir, yabancıya soruyu yöneltince, kellesini keseceğini vehmeden ve bu yüzden ne olacaksa olsun diyen yabancı da, önce gördüğü haksızlıkları anlatmış, sonra da bu haksızlıkların sorumlusunun ülkenin Padişahı olduğunu söyleyerek divanında da padişaha ağız dolusu küfürler etmiş.

Padişah, tercüman olmasını istediği vezirine yabancının ne dediğini sormuş. Merhamet sahibi vezir, yalan söyleyerek:

-Padişahım, size hürmetlerini sunuyor ve affınızı diliyor. Merhametinize sığındığını söylüyor

demiş. Merhametli vezir, tercümeyi bu şekilde yaparken, divanda bulunan ve kendisi de yabancının dilini bilen diğer bir vezir hemen müdahale ederek:

-Padişahım, vezir yalan söylüyor. Tercümeyi doğru yapmıyor. Suçlu, burada da küfürlerine devam etmektedir!

deyince, kendisi de birinci veziri gibi merhametli olan Padişah, söze müdahale eden ikinci vezire şu ibret verici cevabı vermiş:

-Vezirimin, yabancıyı korumak amacıyla yaptığı yalan tercüme, senin doğru tercümenden daha doğrudur. Çünkü onun gayesi bilerek veya bilmeyerek bana lisanen hakaret eden birisini gazabımdan korumaya yöneliktir. Senin gayen ise, benim gazaba gelerek hem yabancıyı, hem merhametli vezirimi cezalandırmaya yöneliktir. Böyle merhametsiz birinin, yanımda çalışmasını istemem!

diyerek, ikinci vezirin görevine son vermiş. Yabancıyı da, tercümeyi yanlış yapan vezirini de affetmiş!

(Allah’ım affedicisin, affı seversin. Beni affet!)

hadis-i şerifini de anımsatarak, mesajımızı noktalayalım.

TAŞLAMALAR

EKONOMİ BATMIŞTIR

DEMOKRASİ RAFTADIR

AKP’Lİ KURMAYLAR

BUNU İTİRAFTADIR

EKONOMİK DURUMLA

DEMOKRASİ PARALEL

GİTMEKTEDİR GEREK Kİ

BUNU BİLELİM BEYLER

NE KADAR DEMOKRASİ

EKONOMİK GİDİŞAT

PARALELİNDE GİDER

DURUMUMUZ BİR İSPAT

DEMOKRASİ ASKIYA

ALINDI MI BİR YERDE

ÇÖKERTMEKTE BİLİNİZ

EKONOMİLERİ DE

Yazarın Diğer Yazıları