2023’ün ülkemiz açısından önemi, seçim yılı olmasıdır. Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler en geç 18 Haziran 2023 Pazar günü yapılacak. Seçimlerin erkene alınıp alınmayacağını önümüzdeki günler gösterecek. Erkene alınması durumunda Nisan ayında yapılması olasılığı ağırlık kazanıyor. Tabii, erken seçim için muhalefetin de kabul edeceği bir tarihin tespiti gerekir. Cumhur ittifakının oyları bir erken seçim kararı için yeterli değildir. Meclisin beşte üçünün oylarının alınması gerekir.
Tabii, TEK ADAM YÖNETİMİNİN uygulandığı ülkemizde Cumhurbaşkanının meclisi feshetme gibi bir yetkisinin olduğunu anımsatalım. Anayasanın 116.maddesinin ikinci fıkrası: “Cumhurbaşkanının seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.” Şeklindedir. Bu madde, Cumhurbaşkanının meclisi feshetme yetkisinin olduğu şeklinde yorumlanmaktadır.
Gerçi, yine Anayasanın 105.maddesinin dördüncü fıkrasında “Hakkında soruşturma açılmasına karar verilen Cumhurbaşkanı, seçim kararı alamaz.” Denilmekte ise de şu an için, Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan Recep Tayyip Erdoğan hakkında açılmış bir soruşturma yoktur. Yani, erken seçime gitmek ister ve seçim tarihi konusunda muhalefetle uyuşmazsa, meclisi pekala feshederek, belirleyeceği bir erken tarih için seçim kararı aldırabilir.
Cumhurbaşkanının TBMM seçimini yenilemesi durumunda kendi seçiminin de yapılacak olması, MECLİSİN FESHİ gerçeğini ortadan kaldırmaz. Sonuç olarak TBMM’ni feshedip seçimleri yenilemek kararı Cumhurbaşkanının iradesine bağlıdır.
İster erkene alınsın, ister alınmasın, 2023 yılı seçim yılıdır. Allah korusun, seçimi erteleyecek tek bir olasılık SAVAŞ DURUMUDUR
2023’te cumhurbaşkanlığı seçimleri ile genel seçimlerin yapılacak olması, vatandaşlar açısından bazı avantajların yaşanması sonucunu doğurmuştur. Asgari ücretin tespiti, EYT sorununun çözümlenmesi, Karadeniz’de, Akdeniz’de, Gabar Dağında zengin petrol ve doğalgaz yataklarının(!) bulunduğuna ilişkin müjdeler hep seçim havası içinde gerçekleşmiştir. Şunu da belirtelim ki memur ve emekli maaşlarına da Ocak ayı itibarıyla iyi bir zam yapılırsa şaşırmamak gerekir. Zaten, elde kalan son koz memur ve emekli maaşlarına kallavi bir zam yapılmasıdır.
Gerçi, mevcut enflasyon ortamında, memur ve emekli maaşlarına yüzde yüz zam yapılsa bile, birkaç ay içinde eriyip gidecek ama amaç, seçim gününe kadar memurlara ve emeklilere bir soluk aldırmaktır.
Bütün zorluklara ve ekonomik buhranlara rağmen, 2023 yılı ülkemize ve tüm insanlığa hayırlı olsun…
VEREM SAVAŞ HAFTASI DOLAYISIYLA: “İLACI OLMAYAN HASTALIK YOKTUR”
Ocak ayının ilk haftası, (Veremle Savaş Haftası)dır. Geçmiş yıllarda en tehlikeli hastalıkların başında VEREM gelirdi. Verem savaş hastaneleri, sanatoryumlar, verem hastalarıyla dolup taşardı. Yapılan bilinçli mücadele sonucu verem hastalığı sıfırlanacak gibi.
Bütün hastalıkların mutlaka ama mutlaka ilacı vardır. İlacı olmayan hiçbir hastalık yoktur. Ancak, hastalıkların ilaçlarını bulmak için yoğun çaba sarfetmek, araştırmak gereklidir. İslam dininin görüşü de budur. Çaresi olmayan hastalık yoktur. İlacı henüz bulunamamış KANSER gibi hastalıklar vardır. KORONAVİRÜS de henüz ilacı bulunmamış bir hastalıktır. Geçmiş yıllarda KOLERA, DİFTERİ, TRAHOM, ÇİÇEK, VEBA, GRİP ve benzeri nice salgın hastalıklar yaşanmış, insanlar yoğun bir emek sonunda bu salgınların ilaçlarını bulmuşlardır. Elbette, KANSERİN DE KORONAVİRÜS PANDEMİSİNİN de ilacı bulunacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Önemli olan, ilaç veya aşıları bulununcaya kadar gerekli tedbirleri almak ve salgın hastalıkları en az zararla atlatabilmektir.
Modern tıp biliminden önce de tıp bilimiyle uğraşanlar vardı. Şehrimizde geçmiş yıllarda yaşamış nicelerinden bahsedilmektedir. Hem öyleleri var ki yaşadıkları dönemlerde, bitkilerden geliştirdikleri ilaç ve merhemlerle nice hastalıkları tedavi etmişlerdir.
Batı âlemi tarafından Tıbbın Babasının HİPOKRAT olduğu iddia edilse de bizim inançlarımıza göre tıbbın babası LOKMAN HEKİMDİR. HAZRET-İ İSA’YA (cümle peygamberlere salat ve selam olsun) verilen mucizelerden birinin de tıp ile ilgili olduğu bilinir. Yani, tıp bilimi, inançlarımız açısından da çok önemlidir. Namaz sonralarında bazı cemaatler tarafından okunan bir salavat-ı şerife vardır.
“Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin bi âdedi külli dâin ve devâin ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim kesîren kesîra ve salli ve sellim alâ cemî’ıl enbiyâi ve’l mürselin ve âli küllin ecmeîn ve’l hamdülillâhi Rabbil âlemin.”
Bu salavat-ı şerifenin manası şöyledir:
“ALLAH’ım! Efendimiz MUHAMMED (salallahu aleyhi ve sellem)’e ve Efendimiz Muhammed (salallahu aleyhi ve sellem)’in ailesine; dert çekenlerin (devâ dileyen çağırıcıların) ve devâ (çâre) lerinin tümü adedince salât-ü-selâm et. O’na ve onlara çok çok (çokça) bereket ver ve selâmlar et!. Bütün nebi ve resullerinin ve hepsinin cümlesinin üstüne Salatu selam ve bereketler ihsan et. Alemlerin rabbi olan Allaha hamd olsun.”
Salavat-ı şerifede özellikle “bi âdedi külli dâin ve devâin” mesajı, her hastalığın bir ilacının olduğunu vurgulamak açısından önemlidir.
Evet, Verem gibi henüz ilâçları bulunmamış salgınların da mutlaka ilaçları bulanacaktır. Bundan hiç kimselerin şüpheleri olmasın. Geçmiş yılların LOKMAN HEKİMLERİNİN YERİNİ ALAN VE (BİLİM İNSANLARI) OLARAK TANIMLADIKLARIMIZ, BUNUN ÇALIŞMALARINI YAPIYORLAR. ONLARA GÜVENELİM VE KENDİLERİNE ZİHİN AÇIKLIĞI DİLEYELİM.
TAŞLAMA
VAİZ DİYOR Kİ “HARAM
YILBAŞINI KUTLAMAK”
HELÂL MİDİR, HARAM MI
KESİN HÜKÜM YOKTUR BAK
İÇKİ İÇMEK HARAMDIR,
KUMAR OYNAMAK HARAM
EVET, BUNLAR DOĞRU DA
RÜŞVET HELÂL İM HOCAM
RÜŞVETÇİYE SÖZÜ YOK
NE HİKMETSE VAİZİN
VARSA YOKSA YILBAŞI
DERDİ OLMUŞ DİNCİNİN
RÜŞVET, ZİMMET, İRTİKAP
TAVAN YAPMIŞ NE HİKMET
VAİZ EFENDİ BUNDAN
HİÇ SÖZ ETMEZ DİKKATET
HAYAL BU YA İKİYÜZ
MİLYON BİZE ÇIKARSA
HAYÂL KURMAK GÜZELDİR
HAYAT BOŞ HAYÂL YOKSA
KEŞKE DÖRDE BÖLÜNSE
TEK KİŞİYE ÇIKMAZSA
DÖRT MİLYONER KAZANIR
TÜRKİYE HİÇ OLMAZSA