Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in emeklilerin bayram ikramiyesine ilişkin "Bayram ikramiyelerine yönelik artış gündemimizde yok” demesiyle 13 milyon emekli aileleryle birlikte büyük bir hayâl kırıklığına uğradılar. Muhalefet partilerinin sözcüleri konu üzerinde hassasiyetle dururlarken, yazılı, görsel ve sosyal medyada da adeta kıyam var.
Sayın Bakanın açıklamasını dikkatlice okudum ve
UCU AÇIK
bir cümle buldum. Bakan Bilgin açıklamasında
“Ödeme tutarı her zaman değerlendirilebilir. Sayın Cumhurbaşkanımızın gündeme getirebileceği şeyler olabilir”
derken, bayram ikramiyesinin Cumhurbaşkanı tarafından arttırılması ihtimaline adeta açık kapı bırakıyor gibi.
Şimdi, şöyle düşünelim. Bütün emekliler, Bayram ikramiyesinin arttırılacağından ümitlerini kesmişlerken, muhalefet partilerinin sözcüleri konuyla ilgili ağır eleştiriler yaparlarken, 27 Nisan günü Resmi Gazete’de yayınlanacak bir CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİYLE, EMEKLİLERE ÖDENECEK BAYRAM İKRAMİYESİ 2500 TL’YE ÇIKARILMIŞ OLSUN. Böyle bir durumda, 13 milyon emekli ve ailesi kendilerini Cumhurbaşkanının şahsına medyun-u şükran hissetmezler mi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine daha bir hoşgörüyle bakmazlar mı!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Bilgin’in ifadesine göre, emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramlarında verilecek ikramiyenin tutarı 25 milyar TL kadardır. İkramiye miktarı 2500 TL’ye çıkarılırsa, her iki bayram için ödenecek miktar varsın 50-60 milyar TL olsun. Yahu Türkiye Cumhuriyetinin ekonomisi bu kadarcık bir parayla batar mı! Denilebilir ki, ekonomimiz zaten çok kötü durumda! Doğru ama, 13 milyon aileye verilecek para, gerçekte ekonominin dinamosu da olabilir. Emeklinin alacağı ikramiyeyi saklayacak bir durumu yok. Aldığı gibi, piyasaya arzedecektir. Yani, verilecek ikramiye,
İŞSİZLİK GİRDABINDAKİ ESNAFA DA ADETA CAN SUYU OLACAK, ÇARKLARIN DÖNMESİNİ SAĞLAYACAK!
Vallahi, haddim olmayarak söyleyeyim, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam, BİR KARARNAMEYLE EMEKLİLERİN BAYRAM İKRAMİYELERİNİ 2500 TL’YE ÇIKARIRDIM. Böylece, 13 milyon emekli ve ailesinin (ALLAH BAŞIMIZDAN EKSİK ETMESİN!) duasına mazhar olurdum. HEM BÖYLECE TEK ADAM YÖNETİMİNE GÜVEN DE ARTAR! CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNİN FAZİLETİ ANLAŞILIR!
Bekleyelim bakalım, ümitler tam kesilmişken, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan emeklilere bir kıyak yapar mı!
MİLLİ BAYRAMLAR NOSTALJİSİ VEYA “GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ, HAYALİ CİHAN DEĞER!”
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının yıldönümü kutlamaları etkinlikleri çerçevesinde geçmiş yıllardaki milli bayram kutlamalarıyla ilgili içimden bir nostalji yapmak geldi.
(Geçmiş zaman
olur ki, hayali cihan değer)
deyiminde olduğu gibi yaşadığım duygu dolu nostaljiyi okuyucularımla paylaşmak istedim.
Biz Siirt’in yerlileri, milli bayramlara Siirt Arapçasıyla
“İD İL MİLLİ”
derdik. Birçok Siirt’çe deyim gibi, bu deyim de artık pek kullanılmaz, hatta bilinmez oldu. Geçmiş yıllarda, Milli bayramlarda Şehrimizde büyük coşkular yaşanırdı. İstisnasız, çarşının bütün esnafları
ŞANLI
BAYRAKLARIMIZI
iş yerlerine asarlardı. Bayraksız dükkân yoktu. Hatırlıyorum da, Helvacılar Çarşısındaki dükkânlarımızda milli bayramlarda rahmetli dedemin ve kardeşlerinin yaptıkları ilk iş şanlı bayraklarımızı asmak olurdu.
Yine o yıllarda belediye zabıtası iş yerlerini tek-tek dolaşır, Bayrak asmamış olanları ikaz ederlerdi. Hiçbir esnaf, kasıtlı olarak ve bilerek Bayrak asmak işini ihmal etmezdi. Siirtliler,
Mustafa Kemal
ATATÜRK’Ü DE ÇOK SEVERLERDİ.
Atatürk’ün devrimlerini öncelikle benimseyen Şehirler arasında, Siirt başı çekerdi.
1930’lu 40’lı yıllara ait fotoğraflara bakın. Siirtli gençlerin tümüne yakını fötr şapka takarlardı.
ATATÜRK’TEN bahsedilirken “GAZİ PAŞA
HAZRETLERİ”
deyimi yaygın olarak kullanılırdı.
Tıpkı dini Bayramlar gibi, Siirtliler evlerinde milli bayram hazırlıklarını en az 1-2 hafta öncesinden başlatılırdı. Bu hazırlıklar, genelde okullara giden çocuklara kıyafet sağlamak açısından olurdu. Milli bayramlarda okullara giden çocukların giyim, kuşamlarına büyük önem verilirdi. O yıllarda, Şehrimizde sayıları az da olsa okullar arasında büyük bir rekabet vardı. Bu yarış, bu rekabet milli bayramlarda özellikle geçit törenlerine endeksliydi. Bayramdan sonra her okulun öğrencileri resmigeçitte en güzel geçen okulun, kendi okulları olduğunu iddia ederlerdi. Bu konuda her okulun öğretmenleri de kendi okullarını sahiplenirlerdi.
23 Nisan, okulların kılık kıyafet açısından yarıştıkları bayramdı. 19 Mayıs ise sportif faaliyetler açısından okullar arası bir yarışmaya dönüştürülürdü. Cumhuriyet Bayramı, adeta dini bir bayram gibi telakki edilir ve saygı görürdü. Milli bayramların gözdesiydi. En şaşaalı kutlamalar bu bayramda gerçekleştirilirdi.
Eski Milli Bayramları, sözün tam anlamıyla özlüyorum. Terör öncesi yıllarda,
SİLÂHLARIN GÖLGESİNDE OLMAYAN, O ESKİ MİLLİ BAYRAMLARI… Bizim Siirtlilerin tabiriyle “İD-İL MİLLİ” dediğimiz o güzel günleri…
Okul yıllarında, bayram günlerini iple çekerdik. O yıllarda, bayram hazırlıkları, bayram kutlamaları gerçekten bir başkaydı. Sivil, asker, polis bütün vatandaşlar birbirine karışıktı. Zaten, Şehrimizde bulunan polis sayısı da hayli azdı. Anneler, Babalar, Bayram geçitlerine katılan çocuklarını görmek için Bayram alanlarına akın ederlerdi. Simitçiler, seyyar satıcılar, mevsimine göre yine seyyar dondurmacılar bayram kutlamalarının yapıldığı alanın hemen içinde konuşlanır, öğrencilere ve vatandaşlara satış yaparlardı. Onlar da, Bayram günlerini iple çekerlerdi. Çünkü Bayram günleri onlar için, iş günleri, aş günleri, kazanç günleri demekti.
Bizim çocukluk yıllarımızda, ilk hatırladığım, bugünkü Saraçoğlu Yuvası karşısındaki Atatürk Büstünün çevresinde yapılan Bayramlardı. Sonra, Şehir aşağılara kaydı. Bayramlar da
“MEYDEN IT TAYYARA = TAYYARE MEYDANI”
denilen, bu gün Subay Gazinosunun bulunduğu yere intikal etti. O zamanlar, ne tören alanlarına gireceklerin önünde barikatlar, ne de arama yapan güvenlik görevlileri vardı. Hatta Valilerin, Garnizon Komutanlarının yanlarında koruma bile olmazdı. Bir ihtiyaçları olsa, en yakınları durumundaki şoförlerine söyler, bu şekilde ihtiyaçlarını karşılamış olurlardı.
Ama 1984’lü yıllardan sonra, terör olaylarının başlamasıyla işin rengi değişti. Başka illerde bilemiyoruz ama Bölgemiz illerinde
MİLLİ BAYRAMLAR ARTIK SİLÂHLARIN GÖLGESİNDE
KUTLANMAKTA.
Gerçekten, bu durum şahsen bana büyük sıkıntı veriyor. Bir milli bayramı, silâhların gölgesinde kutlamak, yürek dağlayıcı değil mi!
VE SİLAHLARIN GÖLGESİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN HER MİLLİ BAYRAMDA TERÖRE LANET OKUMAMAK MÜMKÜN MÜ!!!
Kendi kendime düşünüyorum da, acaba, yine güvenlik görevlilerinin barikatlar kurmadıkları, tören alanlarına girmek isteyenlerin üstlerini, başlarını aramadıkları o eski bayramları bir daha görmek, yaşamak mümkün olacak mı!
Bizim neslimiz, dini bayramlar gibi, milli bayramları da dolu-dolu yaşadı. Son yıllardaki bayram törenlerini görünce ister istemez
“nerede o eski bayramlar”
demekten kendimizi alamıyoruz!
Evet, geçmiş yıllardaki milli bayramlarımızı özlüyorum.
(Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer)
özdeyişinde olduğu gibi…
TAŞLAMA
CUMHURBAŞKANIM KIYAK
YAPIN EMEKLİLERE
ONÜÇMİLYON EMEKLİ
DUA ETSİN SİZLERE
BAYRAM İKRAMİYESİ
İKİBİNBEŞYÜZ OLSUN
GARİBAN EMEKLİNİN
YÜZÜ AZCIK GÜLSÜN
DEVLETİN ZEKÂTINI
EMEKLİYE DAĞITIN
KORKMAYIN ÜLKE BATMAZ
SONU GELSİN AĞITIN
PİYASAYA CAN SUYU
OLUR BU İKRAMİYE
ESNAFIN KAPISINA
KİLİT VURMASIN DİYE