Dünya Posta Günü kutlanırken, 30-40 yıl öncesine ait haberleşme metotlarıyla ilgili bir nostalji yapalım istedik. Günümüzde insanlar, mektup yazmayı neredeyse unuttular. Köroğlu’nun
“Delik tüfek icat oldu, mertlik bozuldu”
beytinde olduğu gibi,
“Telefon icat oldu, mektup nostalji oldu!”
diye bir türkü çığırmak geliyor içimden. Hele, giderek yaygınlaşan
CEP TELEFONLARI VAR YA!
Yolda yürürken dikkat ediyorum. Herkesin elinde cep telefonu birileriyle konuşuyor. İnanır mısınız, yoldan gelip geçenlerin yarısı telefonla konuşmakta. Yahu, cep telefonları yokken, hatta sabit telefonlarla konuşmak bile sorunken bizler nasıl sabrediyorduk. Sabit telefondan santral bağlantılı olarak şehirlerarası telefon için yaptığımız kayıtla ulaşmak için saatlerce beklediğimiz olurdu. Mektup türlerinde olduğu gibi, telefon görüşmelerinde de çeşitlilikler vardı. Normal, acele ve yıldırım olarak isimlendirilen görüşme talepleriyle saatlerce beklediğimiz olurdu.
Şimdi bırakın mektubu, artık cep telefonlarıyla, sabit telefon görüşmeleri bile nostalji oldu. Doğayı katleden teknoloji, bir çok güzellikleri de katletti. Sabit telefonların ve mektupların nostaljisini yapmak, belki bizim kuşak insanlara kalacak. Bundan sonra, mektubun, sabit telefonlarla şehirlerarası ve hele hele ülkeler arası görüşmelerin ne olduğu, ne olmadığı belki hiç bilinmeyecek, anlaşılmayacak. Çocuklarımız, bunların nostaljisini bile yaşayamayacaklar.
Asker mektupları, aşk mektupları, iş mektupları, edebi mektuplar, dostluk, kardeşlik mesajları taşıyan mektuplar, artık nostalji oldular. Askere gittiğimizde, ailelerimize, dostlarımıza mektuplar yazardık. Onlardan gelen mektupları dört gözle beklerdik.
Vatani görevlerini ER olarak yapanlar bilirler. Kışlalarda POSTA GÜNÜ denilen bir gün vardı. Erlere gelen mektuplar POSTA GÜNÜ dağıtılırdı. Bu konuyu dillendiren:
BİR OF ÇEKSEM KARŞIKİ DAĞLAR YIKILIR
BUGÜN POSTA GÜNÜ CANIM SIKILIR
ELLERİN MEKTUBU GELMİŞ OKUNUR
BENİM YÜREĞİME HANÇER SOKULUR
Şeklinde dillendirilen bir türkümüz bile vardı.
Bazen, mektup yazacağımız kâğıdın köşesini süsler, hatta, karikatürler çizerek mesajlar verirdik. Birbirine âşık sevgililer, büyük itinayla yazdıkları aşk mektuplarını bir şekilde sevdiklerine ulaştırmak için ne uğraşılar verirlerdi. Sevdiğine yazdığı mektubu defalarca okuyan ve her okuyuşunda, kurduğu cümlelerde, yazdığı şiirlerde bir yanlışlık var mı, yok mu diye tekrar, tekrar gözden geçiren âşıklar! Her biri, edebiyat alanında belki de şaheser olabilecek aşk mektupları!
Şimdi, birine âşık mısınız, telefon numarasını bilmeniz yeterli. Cep telefonunu mesaj yazıyorsunuz. O anda aklınıza gelen sözcükleri sıralıyorsunuz. Söylediklerinizi, hava alıp götürüyor. Veya su üstüne yazılmış yazı gibi hemen kayboluyor. Kalıcı bir iz kalmıyor. Aldığınız mesajlar da öyle! Amma, mektuplar kalıcı, mektuplar, bazen birer şaheser olabiliyor. Olaylara, tarihlere tanıklık ediyorlar.
Bakın, bir asker mektubundan örnek verelim. Silâh altına alınmadan kısa süre önce evlenmiş bir genç, ailesine yazdığı mektuba şöyle bir dörtlük düşmüş:
“YÜRÜ MEKTUBUM YÜRÜ”
“EVDEN HABER AL DA GEL”
“BİR İKEN İKİ OLDUK”
“ÜÇ OLDUK MU, SOR DA GEL”
Gönderdiği mektubunda, eşinin hamile olup olmadığını şiir diliyle soran askere, kendisi gibi şâir olan babası gönderdiği cevabi mektubunun sonunda şöyle bir dörtlük düşmüş:
“BU MEKTUP, GÜZEL MEKTUP”
“BÖYLE MEKTUP YİNE YAZ”
“TOHUMUN ÇÜRÜK ÇIKTI”
“İZNE GEL DE, YENİ KAZ!”
Evet, mektuplar bizim için artık nostalji oldu. Özellikle cep telefonları mertliği bozdu. İçimde, birilerine mektup yazmak için öyle bir istek var ki…
TAŞLAMA
İSRAİL GÜNDEMİYLE
TOPLANMIŞ MECLİSİMİZ
SAVAŞ KARARI ALMAZ
BUNU KESİN BİLİNİZ
AMAÇ, MİLLETE MESAJ
VERMEKTİR İNANINIZ
BİZ NE İYİ MÜSLÜMAN
İKTİDARIZ BAKINIZ
BİR YILDAN BERİ NEDİR
GAZZE İÇİN YAPILAN
HAVANDA SU DÖVMEKTİR
YAPILANLAR TÜM İNAN
İSRAİL’E İHRACAT
KESİLMİŞ Mİ GERÇEKTEN
DEVAM MI ETMEKTEDİR
YOKSA DOLAYLI YOLDAN
İSRAİL, TÜRKİYE’YE
KESİNKES BU SALDIRMAZ
SALDIRMAYI İSTER YA
AMA GÖZÜNE ALMAZ