İlahiyatçı bir Profesör, Sünni bir kızın (bayanın) Alevi biriyle evlenmesinin caiz olmadığını söylemiş. Profesör, bu açıklamasıyla Alevileri
GAYRİMÜSLİMLER
sınıfına dahil etmiş olmaktadır. Dinimizde, Müslüman kızların gayri müslim erkeklerle evlenmelerine cevaz verilmez. Erkeklerin ise kitap ehli Hıristiyan veya Yahudi kızlarla, kadınlarla evlenmelerine cevaz vardır. Öyle ki, Hristiyan kadın Kiliseye, Yahudi kadın Havraya gitmek isterse, kocası olan Müslüman erkek engelleyemez. Ancak, yine de zaruret olmadıkça, kitap ehli gayri müslim kadınlarla evlenmek mekruh sayılır. Müslüman kadın ise Müslüman olmayan Kitap ehli erkekle evlenemez.
Konu ile ilgili âyet-i kerimelerin meali alileri şöyledir:
(Kitap ehli
[Yahudi ve Hristiyan]
kadınlarla evlenmeniz helaldir.)
[Maide 5]
(İmanlı kadınların kâfirlerle evli kalmaları helal değildir.)
[Mümtehine 10]
(İman etmedikçe, müşrik
[dinsiz, putperest]
kadınlarla evlenmeyin. İmanlı bir cariye, beğendiğiniz, imrendiğiniz müşrik bir kadından elbette daha üstündür. Kadınlarınızı da, iman edinceye kadar müşrik erkeklerle evlendirmeyin! Mümin bir köle, müşrik bir erkekten elbette daha üstündür.)
[Bakara 221]
Kur’an-ı Kerim’in hükmü budur. İlahiyatçı hoca (Müslüman kadın, Alevi erkekle evlenemez) hükmünü verirken, Alevileri, İslam dışı tutmuş olmuyor mu. Acaba Hoca Efendi, Caferiler konusunda da aynı düşünceye mi sahip.
İslam Dininde o kadar çok fırka ve mezhepler var ki, her fırka ve her mezhep mensubu (BENİM GÖRÜŞÜM DOĞRUDUR) der ise vay ÜMMET-İ MUHAMMED’İN (O’NA AL VE ASHABINA SALAT VE SELAM OLSUN) HALİNE!!!
Ben kendim Sünniyim, Mezhep olarak Şafiiyim. Ancak, ŞİİLERİ (ALEVİLERİ), CAFERİLERİ İSLAM DIŞI GÖRMÜYORUM. Bunu yeni yazmıyor ve söylemiyorum. Bakın, yıllar öncesinde yazdığım ve yayınlanmış kitaplarımda yer alan bir şiiri, bu münasebetle okuyucularımın dikkatlerine sunuyorum:
(ALLAH, MUHAMMED, ALİ) DER
CAN YOLDAŞIM ALEVİLER
SUÇU(!) EHL-İ BEYT-İ SEVER
CAN KARDAŞIM ALEVİLER
MUHAMMED’TİR MİHMANDARI
FATIMA’DIR ANALARI
HOR GÖRME GEL BU CANLARI
CAN YOLDAŞIM ALEVİLER
HEPTEN ALİ’YE MEFTUNDUR
O Kİ ZÜLFİKAR ONUNDUR
GÖRDÜKLERİ HEP ZULÜMDÜR
CAN KARDAŞIM ALEVİLER
MUHAMMED’İN CAN SIRDAŞI
FATIMA’NIN CAN YOLDAŞI
ONİKİ İMAMIN BAŞI
CAN YOLDAŞIM ALEVİLER
HAZRET-İ HASAN SIRADA
SIRLAR VERİLMİŞ ONA DA
HEP OLMUŞ ŞEHİT-ŞÜHEDA
CAN KARDAŞIM ALEVİLER
HAZRET-İ HÜSEYİN DERSEN
ÇOK ZULÜM GÖRMÜŞ GERÇEKTEN
YARALI TA KERBELA’DAN
CAN YOLDAŞIM ALEVİLER
YEZİD DENİLEN MEL’UNU
MÜMİN UNUTUR MU O’NU
NASIL UNUTSUN ZULMÜNÜ
CAN KARDAŞIM ALEVİLER
ZEYNEL ABİDİN VAR İMAM
MUHAMMED BIKIR’LA DEVAM
CAFER-İ SADIK’A SELAM
CAN YOLDAŞIM ALEVİLER
MUSA-İ KAZIM’A İMAMET
ALLAH’IN BİR LÜTFU ELBET
ALİ RIZA GEÇTİ SABRET
CAN KARDAŞIM ALEVİLER
MUHAMMED TAKİ ARADA
İMAMET GELDİ O’NA DA
ALİ NAKİ VAR SIRADA
CAN YOLDAŞIM ALEVİLER
HASAN ASKER GELDİ GEÇTİ
ECEL ŞERBETİNİ İÇTİ
ARADAN ASIRLAR GEÇTİ
CAN KARDAŞIM ALEVİLER
MEHDİ’DEDİR ŞİMDİ SIRA
ZULÜM ARTTI GELSİN O DA
ÇOK ZULÜM GÖRDÜ DÜNYADA
CAN YOLDAŞIM ALEVİLER
BEN, FATİHA OKUDUM
10 Kasım Atatürk’ü Anma ve Anlama Günü çerçevesinde düzenlenen ÇELENK SUNMA TÖRENİNE katıldım. Törendeki etkinlikler cümlesinden 2 dakikalıksaygı duruşu denilince hem vaziyetimi aldım, hem de içimden ATATÜRK’ÜN, silah arkadaşlarının ve bütün şehitlerin aziz ruhlarına FATİHA-İ ŞERİFE OKUDUM…
ATATÜRK’Ü SEVMEK, CUMHURİYETİ SEVMEKTİR!
10 Kasım 1938 Cumhuriyetin Kurucusu
Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN
ebediyete intikal ettiği tarihtir. Büyük kurtarıcının ebediyete intikali her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için çok önemli bir tarihtir. Atatürk’ün kendi ölümüyle ilgili çok önemli bir özdeyişi vardır. Bu özdeyişinde:
“Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır”
buyurmaktadır. Evet, Mustafa Kemal ATATÜRK, her fani gibi ebediyete intikal etti amma, kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti dimdik ayaktadır ve İnşallah ilelebet payidar kalacaktır. Türkiye Cumhuriyeti var olduğu sürece,
Mustafa
Kemal ATATÜRK
de manen yaşıyor demektir. Çünkü insanların iki ömrü vardır. Biri gerçek ömürleri, diğeri ise manevi ömürleridir. Gerçek ömür, ölümle noktalanan ömürdür. Manevi ömür ise kişilerin eserlerine münasip olan ömürleridir. Yani, insanların manevi ömürleri, eserleridir. Türkiye Cumhuriyeti
ATATÜRK’ÜN
eseri olduğuna göre, Türkiye Cumhuriyeti yaşadıkça,
ATATÜRK
de manen yaşıyor olacaktır.
Mustafa Kemal ATATÜRK’Ü sevmek,
aslında Türkiye Cumhuriyetini sevmekle eş değerdedir.
ATATÜRK’Ü
sevmeyenin, Türkiye Cumhuriyetini sevdiğinden de şüphe etmek lâzımdır.
Maalesef, günümüzde bile, kurduğu cumhuriyet sayesinde belli makamlara gelenler arasında
ATATÜRK’Ü
SEVMEYEN EDEPSİZLERİN
bulunduğu bir gerçektir.
ATATÜRK’E
karşı olan edepsizlere şair Neyzen Tevfik tarafından söylenen şu dörtlük ne kadar anlamlıdır:
“İŞGAL YILLARINI SAKIN UNUTMA.
ATATÜRK'E DİL UZATMA SEBEPSİZ,
SEN ANANDAN YİNE ÇIKARDIN AMMA,
BABAN KİM BİLMEZDİN ŞEREFSIZ”
ATATÜRK, NEDEN HİÇ YURT DIŞINA ÇIKMADI!
Ebediyete intikalinin yıldönümünde etkinliklerle andığımız Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK 29 Ekim 1923 tarihinden, vefat ettiği 10 Kasım 1938 yılına kadar en uzun süre Cumhurbaşkanlığı yapmasına karşılık hiç yurt dışına çıkmadı. Oysa birçok ülkelerden davetler alıyor ve birçok ülkelerin Cumhurbaşkanları, Kralları, Başbakanları, komutanları tarafından ziyaret ediliyordu.
Atatürk’ün, Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı 15 yıllık süre zarfında hiçbir ülkeyi ziyaret etmemesi gayet dikkat çekicidir ve düşünülürse, kendisinden sonra gelecek haleflerine anlamlı bir mesajdır. Atatürk’ün bu tutumu
(Taş
durduğu yerde ağır)
esprisini anımsatmaktadır. Ayrıca, Atatürk’ün, kendisini ziyaret etmek isteyenlerle ilgili bir taktik uyguladığı rivayet edilir. Ziyaretçilerini, kendisi karşılamaz, diğer yetkililer tarafından karşılanıp görüşmenin yapılacağı salona götürülüp oturtulduklarından sonra, gelir, böylece, kendisi misafirlerin önüne kalkmaz, misafirler önünde kalkmak durumunda kalırlardı!
ATATÜRK, bunu kibirli oluşundan değil, Türk Milletinin onur meselesi kabul ettiğinden dolayı yapmaktaydı. Milletinin onurunu korumak adına böyle davranıyordu. Yoksa aynı
ATATÜRK’ÜN
, kendisini ziyaret eden gerçek din adamlarının önlerinde saygıyla ayağa kalktığına bizzat şahit olanlardan duyduk. Ziyareti sırasında Atatürk’ün önünde saygıyla kalktığı zatlardan biri de Siirt mebusu Halil Hulki Aydın’dı. Soyadı gibi AYDIN BİR DİN ADAMI OLAN HALİL HULKİ, KENDİSİNİ ZİYARET ETTİĞİDE ATATÜRK SAYGIYLA AYAĞA KALKAR:
-Hoş geldin, Hocam! diye karşılardı.
Atatürk olmak bu yüzden zor, hatta imkânsızdır!
ANEKDOT
Mustafa Kemal Paşa, Albay Rütbesiyle Edirne’de görev yaparken, Cuma namazını kılmak için SELİMİYE camiine gitmiş. Namaz öncesinde üzerinde askeri üniforma bulunun bir hafızın çok etkili bir ses tonuyla Kur’an tilavet ettiğini, akabinde de yine çok etkileyici bir ses ve makamla iç ezan okuduğuna şahit olmuş.
Albay Mustafa Kemal, namaz sonrasında, camiin avlusunda Hafızın çıkışını beklemiş. Çıkınca da yaverini yanına göndermiş. Yaver aldığı talimatı asker üniformalı Hafız ileterek:
-Albayım, tilavetini ve iç ezan okuyuşunu çok beğendi. Kendisi, her Cuma günü, Cuma namazını ayrı bir camide kılmaktadır. Bundan böyle, Cuma günleri gideceği camlilerin adını bölüğüne bildireceğiz, sen de o camiye gelerek namaz öncesi aşr-ı şerif tilavet edecek ve iç ezanı okuyacaksın! talimatını vermiş.
Atatürk için (DİNSİZDİ) diyen dinsizlere duyurulur…
TAŞLAMALAR
SÜNNİ-ALEVİ DİYE
MÜSLÜMANLARI TEFRİK
ETMEYİN MUTEREMLER
YAZIK İSLAMA YAZIK
GAYRİ MÜSLİMMİŞ GİBİ
ALEVİLERİ LANSE
ETMEYİNİZ GÜNAHTIR
GİRMEYİNİZ BU BAHSE
(BEN MÜSLÜMANIM) DİYEN
KİŞİ MÜSLÜMAN ELBET
ALEVİLER, ALİ’YE
SEVDALI EZEL-EBED
ALİ’Yİ, EHL-İ BEYTİ
SEVMEKSE ALEVİLİK
ALEVİLERİN İLKİ
BENİM DİYEYİM ARTIK