Türkiye olarak, bir ekonomik darboğaz içindeyken, sözde Müslüman Arap ülkelerinden 50 milyar dolar kredi koparabilmek adına, adeta dilenci durumuna düşerken, kimi zengin vatandaşlarımızın dış ülkelerde ve özellikle vergisiz olanlarının bankalarında milyarlarca dolarlarının bulunduğu sık-sık dillendirilmektedir. Hatta, bunu sadece muhalefet partilerinin mensupları değil, bundan bir önceki Merkez Bankası Başkanının da gündeme getirdiği ve yabancı ülke bankalarında Türk zenginlerinin 500 milyar dolar paralarının bulunuğu söylediği belirtilmekte.
Şimdi gelin bu konunun bir tahlilini yapalım. Yabancı ülke bankalarında olduğu iddia edilen bu 500 milyar dolar kimlere ait olabilir. Bize göre, yabancı ülke bankalarında dolar paraları olanları üç kategoride mütalaa etmek gerekir.
1-Yurt dışına çıkarlarken, hiçbir varlığı olmayan, gittiği ülkede azmederek ve çalışarak para sahibi olabilen, yerleştikleri ülkenin de vatandaşı olarak, çifte vatandaşlık hakkı elde edenler. Bunlar, alınlarının teriyle kazanmış ve zengin olmuşlardır. Bunlara denebilecek tek sözümüz yoktur. Çalışarak ve alın teri dökerek kazandıkları paralarını ülkelerine getirir ve ekonomiye katkı sağlarlarsa, milletçe onlara sonsuz şükran borcumuz olur. Böyle bir davranış, kendi ülkelerini ve ülkelerinin vatandaşlarını sevmelerinin tezahürü olarak kabul görür. Ancak, öyle tahmin ediyoruz ki, böyleleri varsa bile, 500 milyar dolar içinde yüzde 1 düzeyindedir. 2-Türkiye’de iş yaparken kazanmış ve zengin olmuşlarken, mevcut yönetime güvenleri sarsıldığından
(ne olur, ne olmaz)
diyerek, servetlerini bir şekilde kendilerine göre güvenli liman saydıkları ülkelere taşıyanlar olmuş olabilir. Bu gibilere, kazançları meşru bile olsa, bu ülkede kazandıklarını, yine bu ülke için kullanmaları gerekeceğini anımsatmakta yarar vardır. Biz, bu ülkenin insanları olarak bir bütünüz.
(Gemisini kurtaran kaptan)
mantığıyla hareket etmemeliyiz. Dolayısıyla, namuslu bir şekilde kazanılmış dahi olsa, bu ülkenin birikimlerini başka ülkelere taşımamalıyız. Vatanseverlik, bunu gerektirir. Madem, bu ülkede kazandılar, mal varlıklarını bu ülkenin kalkınması için kullanmakla mükelleftirler. Ancak, böyle olanların miktarlarının da 500 milyar dolarlık servet içinde yüzde 10’luk bir dilimi bile teşkil etmediğini tahmin ediyoruz.
3-Asıl sorulması, araştırılması ve gerekirse uluslararası mahkeme kararlarıyla Türkiye’ye geri getirilmesi gereken servetler, hileli, hurdalı yollarla, şaibeli ihalelerle sözde kazandıkları paraları yurt dışına kaçıranlardır. Hani, 14 ve 28 Mayıs seçimleri öncesinde CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakının Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sık-sık dillendirdiği 418 milyar dolar var ya! Kılıçdaroğlu’nun söyledikleri gerçekse, adını
BEŞLİ ÇETE
olarak tanımladığı birileri tarafından şaibeli ihaleler sonucu kazanılmış milyar dolarlar, yurt dışına kaçırılmışsa, işte asıl sorgulanması gerekenler bunlardır.
Varsa böyleleri, işte VATAN HAİNLERİ de onlar ve onlara bu imkânları sağlayanlardır.
Evet, Türk zenginlerin yurt dışı bankalarda 500 milyar dolar servetleri olduğu iddialarını artık sağır sultanlar bile duydu. Var mı, yok mu, paralar nasıl yabancı ülke bankalarına aktarılmış, bunun cevabı, ancak açılacak soruşturmalar ve mahkemeler kanalıyla kanıtlanabilir.
Gerçekten, bu ülke zenginlerinin başka ülke bankalarında gizli veya açık hesapları var mı, yok mu, varsa, bu para hangi kanallarla kazanılmış ve yurt dışına çıkarılmış. Bunu kanıtlamak için CESUR YÜREKLİ SAVCILAR GEREKMEKTE. UNUTMAYLALIM, VATAN HAİNLERİYLE UĞRAŞMAK İÇİN VATANSEVER SAVCILARA, HÂKİMLERE İHTİYAÇ VAR…
TAŞLAMA
BİNDOKUZYÜZYİRMİÜÇ
YİRMİDÖRT TEMMUZ GÜNÜ
SEVR’İ YIRTTIK O GÜN BİZ
YOK SAYDIRIP HÜKMÜNÜ
ATILMIŞTIR O GÜN SEVR
ÇÖPLÜĞÜNE TARİHİN
LOZAN, TAPU SENEDİ
GİBİDİR TÜRKİYE’NİN
LOZAN İÇİN (HEZİMET)
DEMİŞ KİMİ BUNAKLAR
ONLARIN KİRLERİNİ
NE SABUN NE SU PAKLAR
İTİLAF DEVLETLERİ
DİZE GELDİ SONUNDA
ELBET MİLLETİN AZMİ
ETKİLİ OLDU BUNDA
HER ASIRDA DÜNYAYA
GELEN BİR DAHİ OLUR
MUSTAFA KEMAL PAŞA
ASRIN LİDERİ ODUR
İNÖNÜ, FEVZİ ÇAKMAK,
KARABEKİR VAR ELBET
BU DÖRTLÜ KARE AS’A
MÜTEŞEKKİR BU MİLLET
SANSÜR KALDIRILMIŞTI
BİNDOKUZYÜZSEKİZDE
O YILIN VE O AYIN
TEMMUZ YİRMİDÖRDÜNDE
İKİNCİ ABDULHAMİT
MEŞRUTİYETİ İLAN
ETMİŞTİ İSTEYEREK
DEĞİLDİ, KORKTUĞUNDAN
İNANIN ABDULHAMİD
SANSÜRÜNE RAHMETLER
OKUTMAKTA İKTİDAR
AH-VAH GAZETECİLER