İstanbul'da bir bakkal, çikolata çaldıkları gerekçesiyle iki kız çocuğunu dükkanında alıkoyarak Türk Bayrağı önünde fotoğraflarını çekip sosyal medyada afişe etti. Gerçekten bir utanmazlık örneği!
AHİ KÜLTÜRÜMÜZE
taban tabana zıt ve
(BAKKAL AMCA)
deyimine hiç mi, hiç yakışmayan bir davranış!
Bu zavallı kızcağızların canları çikolata çekmiş, paraları yok, alma imkânları yok. Yanlış bir davranış sergileyerek, çikolatalardan aşırmışlar! Bizim kültürümüzde
(GÖZ HAKKI)
denilen bir kavram vardır. Bir kişi, başkasına ait bir bağdan, bahçeden geçerken, bağ sahibinden habersiz ve izin almadan
BİR SALKIM ÜZÜM
koparıp yerse buna
(GÖZ
HAKKI)
denilir, ne insani, ne vicdani, ne de yasal bir sorumluluğu olmaz. Bu kızcağızlar da, girdikleri bakkal dükkanından
GÖZ HAKKI
çikolata almışlar. Buna hırsızlık demek bile büyük bir vebaldir.
İki genç kızı, ecdatlarımızın
GÖZ HAKKI
olarak tanımladıkları bir davranıştan dolayı teşhir etmek gerçekten
BAKKAL AMCA
deyimine hiç mi, hiç uygun düşmüyor!
Hem bu genç kızlar terörist mi ki, arkalarına bir de bayrak asıp, fotoğraflarını çekerek teşhir ediyorsun!
Hiç mi hiç yakışmadı BAKKAL AMCA!!!
GÜL, ERDOĞAN’DAN DAHA DEMOKRATTI!
Önümüzde genel seçimler yanında, Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Cumhur ittifakının adayı yine Recep Tayyip Erdoğan olacak. Gerçi, anayasada:
(Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde beşini almış olan siyasi partiler ile en az yüz bin seçmen aday gösterebilir” denilmekte ama bu faslı bir kalem geçin. Son yıllarda, anayasaya göre olmaz denilen nice işlerin olduğunu yaşayarak gördük. (Anayasa kararına saygı duymuyorum) diyenlere şahit olduk. Bu bakımdan, Erdoğan’ın yeniden aday olması için mutlaka bir formül(!) bulunacaktır.
Bizim merak ettiğimiz, 11.nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den artık hiç ses sedâ çıkmaması. Başlangıçta, Gül’ün Cumhurbaşkanlığına aday olabileceği yazıldı, çizildi, ancak, estirilen hava son buldu, gibi.
Diyeceksiniz ki, ha Recep Tayyip Erdoğan aday olmuş, ha Abdullah Gül. Aralarında ne fark var. İkisi de aynı yolun yolcuları.
Doğrusunu isterseniz, ben aynı kanaatte değilim. Bana göre Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan’a göre çok daha demokrattı. Tabii, mecburiyetten Cumhurbaşkanlığı makamında olduğu süre zarfında hep
İKTİDARIN NOTERİ DLMAK özelliğini korudu.
Ancak, yine de bazı konularda muhaliflerine, iş dünyasına, medyaya daha toleranslıydı.
Diyeceğimiz şu ki, Cumhur ittifakının adayı Abdullah Gül olsaydı, kazanamazsa bile
Erdoğan’ın alacağı oylardan daha çok oy alacaktır.
AÇLIĞI, YOKSULLUĞU,
İŞSİZLİĞİ UNUTTURMAK İÇİN GÜNDEMİ SAPTIRMAK!
Türkiye’nin gündemi neredeyse her gün değişiyor. Bugün çok önemli gibi oluşturulan gündem, ertesi gün daha etkili bir gündemle değiştirilmekte.
Milletin asıl gündemi yaşanan ekonomik kriz, işsizlik, açlık ve sefalettir. Parasız olduğu iddia edilen sağlık hizmetlerinin, çıkarılan yasalarla adeta paralı hale dönüşmüş olmasıdır. Hastaların, parasızlık yüzünden tedavi olma imkânını yitirmeleridir. Üniversiteyi bitiren gençlerin iş bulamamalarıdır. Esnafların kepenk kapatmaları, vergilerini ödeyemeyecek, çalıştırdıkları işçilerinin sigortalarını yatıramayacak hale düşürülmeleridir. Ekonomik dengenin giderek bozulması, zenginin, daha zengin, fakirin, daha fakir hale gelmesidir.
AKP hükümeti, oyun içinde, oyun sergiliyor. Ekonomik sorunları, vatandaşlara unutturmanın yolunu bulmuş, maalesef muhalefet de, bu oyunun bir parçası haline gelmiştir. AKP’nin istediği kulvarda muhalefet yapmakta. HDP’yi sorarsanız, onlar da kendi davalarına(!) hizmet etmekten başka bir çalışma sergilemiyorlar. Zaten, kendi yandaşları dışında, milletin de onlardan bir beklentisi yok. Vatandaşların çektiği ekonomik sıkıntılar kimselerin umurunda değil!
AKP iktidarının unutturduğu, asıl konuşulması gereken konulardan bazılarını maddeler halinde sıralayalım:
*Ekonomik kriz ne zaman sona erecek?
*Emeklilere, işçilere, memurlara ne zaman gerçekten rahata kavuşabilecekleri insan onuruna yakışır bir gelir sağlanacak?
*Muayene ve tedavilerle, ilâçlardan alınan ve hastaları doktora gitmemeğe, ilâç almamağa zorlayan katkı payları ne zaman kaldırılacak?
*Üniversite mezunu gençlerin bile işsiz kaldıkları ülkemizde, işsizlik ne zaman sorun olmaktan çıkacak. İşsizler için, ne zaman işsizlik sigortası ödemeleri başlatılacak?
*Esnaflar, kepenk kapatmaktan ne zaman kurtarılacak. Vergilerini, sigortalarını rahatlıkla ödeyebilecek hale gelecek?
*Fakirlerin ve dar gelirlilerin enselerinde boza pişiren yüksek orandaki vergiler ne zaman düşürülecek?
*Türkiye’nin milli gelir düzeyi ne zaman AB ülkelerinin standardına ulaşacak. Meselâ, ne zaman komşu ülke Yunanistan’ın düzeyine çıkacak?
*Türkiye, ne zaman AB’a tam üye olacak?
*Milli gelirdeki dağılım adaletsizliği ne zaman minimum düzeye çekilecek?
*Ortadoğu yeniden şekillenirken, Türkiye’nin durumu ne olacak?
*Terör, sözün tam anlamıyla ne zaman son bulacak?
Yukarıda sıraladığımız sorular gibi, sorulabilecek daha çok sorular var amma, AKP iktidarı bütün bunları gözlerden kaçırmak için darbe söylentileriyle milleti oyalıyor, muhalefet partileri de, söylentilerin üzerine balıklama gidiyor. Bu suretle Milletin çektiği açlık,, yoksulluk, işsizlik gibi sorunlar unutturuluyor!
TAŞLAMA
ÇİKOLATA ÇALMIŞLAR(!)
VAY TERÖRİST KIZLAR, VAY!
BAKKAL AMCA SEN BUNU
YEDİĞİN HALTLARA SAY
(GÖZ HAKKI) BİR KAVRAMDIR
GÖZ GÖRÜR, NEFİS İSTER
BU MİLLETİ AÇ, SEFİL
KOYAN MUHTEREM BEYLER
BEBEK MAMASI DAHİ
ÇALINIR HALE GELDİ
SÖYLEYİN BU ÜLKEYİ
KİM BU HALE GETİRDİ
ÇOCUKLARINIZ EJDER
ŞERBETİ İÇERLERKEN
FAKİRLERİN HALİNİ
HİÇ Mİ DÜŞÜNMEZSİN SEN