Ahmet Arıtürk

BÖYLE BİR DEPREM, DAHA ÖNCE YAŞANMADI!

Ahmet Arıtürk

Bilim adamları 6 Şubat 2023 günü 9 saat arayla yaşanan iki şiddetli deprem konusunda net bir şekilde konuşuyor ve diyorlar ki “Böyle bir deprem daha önce ne Türkiye’de, ne de Dünyanın bir başka ülkesinde yaşanmadı. 9 saat arayla iki şiddetli depremin yaşanması, depremler tarihinde bir ilktir.”      Gerçekten de, ben kendim 80 yaşlarına merdiven dayamış bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, muhtelif yıllarda yaşanan birçok depremlere şahit oldum, ama 9 saat arayla peş-peşe iki depremin yaşandığına ve artçılarının gün boyu devam ettiğine şahit olmadım. Yaşanan depremlerin merkez üslerinde haliyle enkaz kaldırma, arama-tarama çalışmaları devam ederdi ama 2-3 artçı depremden sonra zemin oturur, tek endişe, enkaz altında kalanları kurtarmak konusunda yaşanırdı. Ancak, bu defa böyle olmadı. Siirt olarak biz bile gün boyunca evlerimize, iş yerlerimize giremedik. Çoğumuz 6 Şubat Pazartesi günü gecesini toplanma alanlarında, özel taksileri olanlar, özel taksilerinde geçirmek durumunda kaldılar. Çünkü artçı depremlerin ardı arkası gelmiyordu. İlimizden de hissedilen artçıların 3-5 dakika gibi kısa bir zaman aralığında ve  sıklıkla gerçekleşmeleri haklı olarak korku ve tedirginlik uyandırmaktaydı.

Gerçekten de, bilim adamlarının ifade ettikleri gibi, böylesi çifte deprem ve 300 kadar artçı daha önce ne Türkiye’de, ne de dünyada yaşanmamıştır.

Gelelim, işin ikinci can alıcı noktasına. Yıkılan binalar arasında kamuya ait yapıların başı çekmesinin elbette tek bir sebebi vardır. İnşaatlar yapılırken, eksik demir ve çimento kullanılması gibi. Haliyle, yap-sat usulü yapılan inşaatların büyük çoğunluğu da, eksik çimento ve demir kullanılmış olması yüzünden yıkılmışlardır.

Daha önce Yalova’da yaşanan depremden anımsıyoruz. Müteahhitler tarafından yapılan ve  yap-sat usulü satılan dairelerin çoğu, alıcılarına mezar olmuş, o yıllarda Yalova’da en çok daireler satan yapsatçılardan Veli Göçer adlı kişi de günah keçisi olarak tevkif edilmişti. Maalesef, o zamandan bu zamana değişen pek bir şey yok. Kamu binalarının müteahhitleri yanında yapsatçı müteahhitlerin büyük çoğunluğu yine temel hafriyatından başlayarak demirden, çimentodan çalmağa devam ediyorlar. Bunun sonucu yaşanan depremlerde meydana gelen enkazlar ve enkazlar altında kalan canlılar olmaktadır. Sözde, (yapı denetim şirketleri) var ama onların da denetim görevini hakkıyla gerçekleştirdikleri iddia edilemez.

Japonya’da 8, hatta 9 şiddetinde depremler bile inşaatların yıkılmalarına ve dolayısıyla enkaz altında kalınarak can vermelere yol açmazken, Türkiye’de maalesef ve maalesef 6 şiddetinde depremlerde bile enkaza dönün yapılar ve enkaz altında kalarak can veren insanlarımız var.

Evet, bu bir gerçektir. Öldüren depremler değil, gerçekte yapılan inşaatların demirini, çimentosunu eksik koyan, iş yeri açmak için yapılmış klonları bile kesen zihniyettir.

Bu arada, bir temennimiz ve teklifimiz olacak. Yeni yapılacak apartmanlarda, mutlaka ama mutlaka depreme karşı korumak amaçlı bir (DEPREM ODASI) YAPILMALI.

TAŞLAMA

FELAKETLERİ BİLE

FIRSATA ÇEVİRENLER

VURGUNCU, TALANCILAR

ÖLÜ ETİ YİYENLER

DEPREM ACILARIYLA

KIVRANIRKEN MAZLUMLAR

(NASIL SOYACAĞIZ) DER

VURGUNCU, TALANCILAR

İNSANLIKTAN NASİBİ

YOKTUR KİMİLERİNİN

TOPLUM HER NE ÇEKERSE

ONLARDAN ÇEKER BİLİN

FELAKETZEDE YARDIM

BEKLERKEN ÇEVRESİNDEN

NE HİNLİKLER PEŞİNDE

VURGUNLARDAN GEÇİNEN

ÖLDÜREN DEPREM DEĞİL

HIRSIZLARDIR GERÇEKTE

SUÇ ÇİMENTO, DEMİRDEN

ÇALAN MÜTEAHHİTTE

KONTROL GÖREVİNİ

YAPMAYAN DA SUÇLUDUR

DEPREM FELAKETİNİN

ÖZETİ İŞTE BUDUR

Yazarın Diğer Yazıları