Hani, birilerinin (Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanlarından biriyiz) diyerek övündüğü BOP’UN amacı, bölgemizde ikinci bir İsrail devleti oluşturmaktır. Türkiye, Suriye, Irak ve İran’dan koparılacak topraklar üzerinde ikiz kardeşi oluşturularak, İsrail’in bekası güvence altına alınmak isteniyor. Hamas-İsrail savaşının devam ettirilmesinin amacı budur. Bu yeni bir proje de değildir. PKK’nın kurulması, daha doğrusu kurdurulmasının amaçlarından biri de budur. 1978 yılından beri silahlı eylemler kurgulayan örgüt 27 Kasım 1978’de Diyarbakır’ın Fis köyünde düzenlenen bir toplantıda
PKK (Partiye Karkeren Kürdistan)
adını almıştır. Daha önce bu terör örgütünün adı (APOCULAR) olarak tanımlanmaktaydı. Amacı, Türkiye’nin doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerini içine alacak şekilde Suriye-İran ve Irak topraklarından koparılacak topraklar üzerinde bağımsız birleşik demokratik bir Kürdistan devleti kurmaktır. Yani, bugün Büyük Ortadoğu Projesi olarak karşımıza çıkan olgunun temeli 1974 yılında atılmıştı. Tabii, arkasında ABD ve İsrail’in bulunduğu bugün için kesinleşmiş bulunmaktadır. Kuruluşunun ilk yıllarında PKK’ya katılarak dağa çıkanların bir çoğu Filistin kamplarında eğitildiler. Suriye’den, Türkiye sınırını geçen eğitilmiş militanlar Adıyaman, Sason ve Dersim’e yerleşerek örgüte vurucu bir güç kazandırdılar.
15-25 Temmuz 1981’de Suriye'de yapılan PKK 1. Konferansına 60 kadar örgüt mensubu katılmıştı. Konferans PKK’ya tahsis edilen Helve Kampı'nda yapılmış, dönemin Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad tarafından Kürdistan Demokrat Partisi'nden (KDP) alınan izinle de, örgüt Kuzey Irak’a (Kandil) yerleşmişti. KDP lideri
Mesut Barzani
önce Türkiye’den çekinerek bu teklifi reddetmek istese de, Esad’ın baskıları sonucu kabul etmek zorunda kalmıştı. Böylece 1981’de Kuzey Irak’a ilk adım atılmış oldu.
1984’de Şam’da gerçekleştirdiği ikinci kongresinden sonra kamplardaki üyelerini gerilla savaşına hazırlayan PKK özellikle Hakkari, Mardin, Siirt illerini kapsayan bölge içerisindeki askeri hedeflere karşı silahlı eylem hazırlığını hızlandırdı. 15 Ağustos 1984’te PKK’nın ilk ses getiren eylemi gerçekleşti. Hakkari'nin Şemdinli ilçesi ile Siirt'in Eruh ilçesine düzenlenen eşzamanlı baskınlarla örgüt silahlı çatışma sürecini başlattı. Abdullah Öcalan, 1999 yılında yakalandıktan sonra verdiği ifadesinde, örgütün silahlı faaliyetlerini 1984 öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırmaktadır.
Öcalan ifadesinde, ‘Hilvan-Siverek dönemi’ olarak tanımladığı birinci dönemde mücadelenin, ağalara ve şeyhlere, yani mahalli otoriteye karşı sürdürüldüğünü; Şemdinli ve Eruh baskınlarından sonra başlayan ikinci dönemde ise gerilla taktiği tarzındaki silahlı eylemlerle örgütün doğrudan devlete yöneldiğini söylemiştir.
Bu dönemde başta Suriye olmak üzere Lübnan, Kuzey Irak, Yunanistan ve Rusya’dan büyük destek gören PKK, köy baskınlarına yönelmiş çoluk-çocuk, kadın-erkek, hatta bebekleri bile öldürmekten çekinmemiştir.
Örgütün 1986-1987 yıllarında yoğunlaştırdığı bu eylemlerin amacı PKK’yı devlete karşı alternatif otorite olarak kabul ettirmekti. Bu nedenle hedefler özenle seçiliyordu. ‘ibret’ yöntemi en kestirme 'ikna' yolu olarak görülüyordu. Güvenlik güçlerine kim bilgi veriyorsa ‘ajan’ ilan edilip öldürülüyordu. Esnaftan ve sınır geçişlerinden alınan haraca ‘vergi', örgüte katılmalara ise ‘askere alma’ işlemi adı veriliyor, örgüt otoritesi bölge halkına alternatif devlet otoritesi olarak sunuluyordu. Ancak, Kürt nüfusun kahir ekseriyeti de PKK’ya ve terör eylemlerine karşıdır. Dün de, bugün de bu böyledir. Güneydoğudaki Kürtler neden İstanbul,
İzmir, Mersin gibi illere gidiyorlar da, Irak Kürdistan’ına yerleşmiyorlar.
ABD’nin güdümündeki YPG, Suriye’de oluşturulmak istenen Kürt koridoruna talip! IKYB ile PKK arasında çıkan ihtilaf, Türkiye açısından memnuniyet verici bir gelişme olarak karşılanmaktaydı. Ancak anlaşılan o ki, ABD her iki tarafı da susturdu. Büyük Ortadoğu Projesini gerçekleştirmek için her iki gücü kullanmak istiyor.
Evet, 40 yıl öncesine giderek bölgemizde yaşanan çok önemli bir sorunu tahlil etmeğe çalıştık. Bu sorunun adı
(Kürt
Sorunu)
değil, gerçekte (Büyük Ortadoğu Projesi) olmalıdır. Bu bakımdan diyoruz ki sadece Türkiye’nin değil, bütün komşu ülkelerin Irak, İran, Suriye ve hatta Rusya’nın bu oyuna seyirci kalmaması ve bölgemizde
İKİNCİ BİR İSRAİL’İN KURULMASINA MÜSAADE ETMEMELERİ GEREKİR…
TAŞLAMA
ASGARİ ÜCRETLİYE
MEMURA NE VERECEK
EMEKLİYİ SAYMA HİÇ
O AÇLIKTAN ÖLECEK
ASGARİ ÜCRET İŞİ
GERÇEKTEN BİR KOMEDYA
NEDEN SESSİZ KALIYOR
BU KOMEDYAYA, MEDYA
SENDİKALAR SUSUYOR
PATRONLARIN İŞİ İŞ
KİMİ AÇTIR, KİMİ TOK
BİLİN HEP BÖYLE GELMİŞ
TÜRKİYE’DE MİLYARDER
SAYILARI ARTIYOR
HER MİLYARDER ÜLKEDE
KAÇ FAKİR YARATIYOR
MİLLET AÇKEN VEKİLİN
SIRTI PEK’TİR, KARNI TOK
ARASAN BU DÜNYADA
BENZERİMİZ ÜLKE YOK
ASGARİ ÜCRETLİDEN
VERGİ ALMAK ZULÜMDÜR
BORDROLU VERGİ ÖDER
ÇÜNKÜ ELİ MAHKUMDUR
ASGARİ ÜCRETLİNİN
SORMAYIN HİÇ HALİNİ
ZENGİLERDEN DAHA ÇOK
ÖDÜYOR VERGİSİNİ
ALTIN, DÖVİZ HESABI
İLE KIYASLANIRSA
ASGARİ ÜCRETLİLER
KAYIPTADIR, KAYIPTA
SATIN ALMA GÜCÜNE
DAHİ KIYASLARSANIZ
ASGARİ ÜCRETLİLER
OKKA ALTINDASINIZ