Ahmet Arıtürk

 'BIRAKALIM, İKTİDARA GELSİNLER, YARATTIĞIMIZ ENKAZIN ALTINDA KALSINLAR!'

Ahmet Arıtürk

Türkiye, artık seçim havası içine girmiş bulunmaktadır. Erkene alınmaz ve 2023’ün Haziran ayında yapılacak olsa bile, seçim sandıklarının, seçmenlerin önlerine konulmalarına sadece 10 ay kaldı. Seçim hazırlıkları açısından 10 ay, hiç de uzun bir süre değildir. 2023 genel seçiminde, MİLLET İTTİFAKI ile CUMHUR İTTİFAKI İKTİDAR YARIŞINDA GÖRÜLMEKTE. Tabii, üçüncü ittifak olarak kurulan SOSYALİST GÜÇ BİRLİĞİ’Nİ de hesaba katmak gerekir. Üçüncü ittifakın bugün için iktidara gelmek gibi bir hedefinin olmamasına karşılık, hangi ittifakı desteklerse, o tarafın iktidar olacağına muhakkak nazarıyla bakılmaktadır. Beklenmeyen bir gelişme yaşanmazsa, Sosyalist Güç Birliği’nin, MİLLET İTTİFAKINI destekleyeceği kuvvetle tahmin edilmekte.

Seçim atmosferi içine girilmişken, özellikle AKP’li bazı kesimlerin

(Bırakalım, MİLLET İTTİFAKI İKTİDARA GELSİN. Nasıl olsa, bıraktığımız enkazın altında kalarak adeta İNTİHAR ETMİŞ OLACAK)

dedikleri söylenmektedir.

Evet, CUMHUR İTTİFAKI en geç 2023 yılının haziran ayında yapılacak seçimde iktidarı kaybetse bile, bıraktığı enkazı temizlemenin, MİLLET İTTİFAKINI çok zora sokacağı muhakkaktır. Yani, Cumhur ittifakının yol açtığı enkazın altında kalması korkusu vardır. Cumhur ittifakı, öyle enkazlara yol açmış ki, iktidara gelmesi durumunda enkazları temizlemek MİLLET İTTİFAKINI bir hayli zorlayacaktır.

Millet İttifakının sözcüleri ve özellikle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, iktidar olmaları durumunda yapılacak iyileştirmeleri zaman-zaman dile getirdiğine şahit oluyoruz. İşsizliğin bertaraf edilmesi, emeklilerin, işçilerin, memurların ekonomik sorunlarının çözümlenmesi, KHK’lıların, mağduriyetlerinin telafisi, özelleştirilen tesislerin tekrar kamuya kazandırılması, EYT’lilerin sorunlarının çözümlenmesi, çiftçilerin desteklenmesi gibi söylemler, kamuoyunda memnuniyet verici olarak karşılanmakla birlikte, bütün bunları yapabilmek için,  güçlü kaynaklara ihtiyaç var. İşin düğüm noktası da bu. Cumhur ittifakı, arkasında bunca enkaz yığını bırakırken, Millet ittifakı, bütün bu vaatleri yapmak gücünü bulabilecek mi!

İşte, Cumhur İttifakının, Millet İttifakı için

“BIRAKALIM, İKTİDARA GELSİNLER, BIRAKTIĞIMIZ ENKAZIN ALTINDA KALSINLAR!”

demelerinin hikmeti bu! Çünkü onlar, iktidardan düşseler bile, arkalarında nasıl bir enkaz bırakacaklarının  farkındalar!!!

ADLİ YIL

1 Eylül 2022 perşembe günü itibarıyla YENİ ADLİ YIL start aldı. Peki, Gazeteciler olarak biz adli yılın neresindeyiz. Gazetecilik, hakkı vererek yapılırsa, gerçekte kutsal bir meslektir. AKP iktidarında nispeten gücünü yitirmiş ve susturulmuş olsa bile, mesleklerini gerçek anlamda icra eden gazeteciler yine de vardır. Medyanın ne kadar önemli olduğunu bilen AKP iktidarı, ilk iş olarak gazeteleri, televizyonları yandaşları adına satın alarak

HAVUZ MEDYASINI

oluşturdu. Mümkün mertebe muhalif ses çıkmasını önlemek için her türlü yöntemi uyguladı. Kimilerini parayla, kimilerini sopayla tedip etti. Bugün Türkiye’de gerçekleri yazan, söyleyen gazete ve televizyon sayısı bir elin parmağı kadardır. Merkez Medya dedikleri de sindirilmiş ve susturulmuştur. Türkiye’nin, en çok gazetecinin tutuklu ve hükümlü olduğu ülke olması bundan kaynaklanmaktadır.

Bir zamanlar

DÖRDÜNCÜ KUVVETİ

olarak tanımlanan

MEDYANIN

düşürüldüğü duruma bir bakınız. Parayla ve sopayla hizaya getirilen gazetecilere bakıyoruz da, ne durumlara düşürüldüğünü anlıyoruz.

OYSA GERÇEK ANLAMDA GAZETECİ  KAMUOYUNUN HEM SAVCISI, HEM AVUKATI HÜKMÜNDEDİR.

Savcı, vatandaşların sorunlarına sahip çıkan, kanuna aykırı faaliyetleri şikâyete bile gerek görmeden araştıran, hukuk adamıdır. Peki, gazetecinin yaptığı nedir. Gazeteci de, aynen savcının yaptığı gibi, burnuna gelen pis kokuların üzerine yürüyen, devlet kurum ve kuruluşlarında veya özel sektörde yaşanan yolsuzlukları, haksızlıkları elinde sağlam kanıt varsa, doğrudan yayan, ya da ihbar olacak mahiyette gündeme taşıyan kişidir.

Gazeteci, aynı zamanda halkın avukatıdır. Halkın sorunlarına bigane kalanları uyarmak, yapılan yolsuzlukları, hukuksuzlukları gündeme taşıyarak haksızlıklara uğrayan kesimlerin haklarını aramak gerçek gazetecilerin yaptıkları işler cümlesindendir. Yani, halkın avukatı hükmündedir.

Anayasamızda "Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır." denilmektedir. Basın hürriyetine bu kadar önem verilmesinin nedeni, medyanın kamuoyu oluşturmadaki etkisidir. Basın hürriyetinin olmadığı toplumlarda, halk doğru bilgi alamaz. Bu nedenle de doğru kamuoyu oluşamaz.

İşlerini doğru dürüst yapan iktidarların, gerçek medyadan korkuları olmaz. Ancak, pisliklere bulaşmış olanlar, yağmacı, talancı, yalancı iktidarların korkulu rüyası gerçek gazetecilerdir. Bunun için bir yerde halkın hem savcısı, hem avukatı hükmünde olan gazetecileri hep susturmak istemişlerdir.

Türkiye’nin, basın özgürlüğünde sınıfta kalmış olmasının ve dünyada en çok tutuklu-hükümlü gazetecinin bulunduğu ülke olmasının sebebi nedir, bu sorunun cevabını hiç düşündünüz mü!

Evet, gerçek gazeteci toplum için hem savcı, hem avukat hükmündedir. Yeni bir adli yıla girerken, meslektaşlarımızın görevlerini bu bilinçle yapmaları temennisiyle…

TAŞLAMA

DÜNYA BARIŞ GÜNÜYMÜŞ

1 EYLÜL GÜNÜ SÖZDE

OYSA DÜNYAMIZ BUGÜN

BİR SAVAŞ ÇEMBERİNDE

“DÜNYA BARIŞ GÜNÜ”YMÜŞ

BÖYLE SÖYLENİR SÖZDE

ARTIK BARIŞLAR DEĞİL

SAVAŞLAR DAHA GÖZDE

GERÇEKTE BİR SAVAŞIN

İÇİNDEDİR ÜLKEMİZ

NEYİ DEĞİŞTİRİR Kİ

BUNU İNKÂR ETMEZ

BARIŞ VE HUZUR GETİR

ALLAH’IM ÜLKEMİZE

BARIŞI DİLİYORUZ

BÜTÜN DÜNYAYA BİLE

(BARIŞ) LAFTA KALMIŞTIR

YUTTURAN VAR, YUTAN VAR

GERÇEK BARIŞI ANCAK

GÜÇLÜ OLANLAR KURAR

BARIŞ OLSUN İSTERSEN

GÜÇLÜ OLMAN GEREKLİ

ZAYIF VE GÜÇSÜZ OLAN

HEP EZİLİR BU BELLİ

BİL Kİ BARIŞIN YOLU

GÜÇLÜ OLMAKTAN GEÇER

BARIŞI GÜÇSÜZ DEĞİL

GÜÇLÜLER TESİS EDER

Yazarın Diğer Yazıları