Bizim yaşta olan Merkez ilçe halkı
(YAŞIMIZ İTİBARIYLA SEKSENİ AŞTIK)
Siirt için
(GELEN AĞLAR, GİDEN AĞLAR ŞEHRİ)
denildiğini ve bunun gerçekten böyle olduğunu bilirler. Bu deyimin kullanılmasının sebebi yine biz yaştakilerin malumudur.
60-70 yıl önce, Şehrimizde resmi kurum ve kuruluşlara ait lojmanlar yoktu. Vardı ise de, parmakla sayılacak kadar azdı. Şehrimize gelen devlet görevlileri, daire müdürleri, hakimler, savcılar, subaylar, doktorlar, mühendisler, polisler, öğretmenler, her kurum ve kuruluştan memurlar, kiralık evlerde kalırlardı. Yani, Şehrin bütün mahallelerine dağılmış vaziyetteydiler.
Eski Siirtlilerin misafirperverlikleri tartışılmaz. Hele yabancılara karşı daha da bir misafirperverdiler. Evlerinde şehrimize özel yemekler yapıldığı zaman ya da bağdan getirilmiş fıstık, üzüm ve sair meyvelerden mutlaka “Bizim kiracılara götürelim” denilir, duruma göre bir sini, ya da bir tabak gönderilirdi. Nişan, düğün, sünnet vesair etkinliklerde de mutlaka yabancı konumdaki kiracılar davet edilir, bir zamanlar Şehrin vazgeçilmezi olan ŞIHERLERE GÖTÜRÜLÜR, gittikleri yerlerde el üstünde tutulurlardı.
Eski Siirtlilerin, özellikle yabancı konumdaki görevlilere karşı gösterdikleri bu hassasiyetleridir ki Şehr-i Siirt’in
(GELEN
AĞLAR, GİDEN AĞLAR)
konumuna gelmesinin sebebi olmuştu.
Bu bakımdan, Siirt’e atandıkları zaman üzüldüklerini, hatta ağladıklarını itiraf eden görevliler, başka illere atandıkları zaman da Şehrimizde yaşadıkları samimi atmosferden ve edindikleri gerçek dostluklardan ayrı kalacakları için üzülür, ağlarlardı.
Diyeceksiniz ki, şimdi aynı durum var mı. Samimi olarak söyleyelim, Şehrimizin 60-70 yıl önceki havası yok. Zaten, kadim Siirtlilerin nüfusu da oldukça düşmüş. Şehrimizde
VELEYELİ
diyebileceğimiz Siirtlilerin oranı yüzde 20’ler düzeyine düşmüştür. Şehrimize gelen görevlilerin büyük çoğunluğu da artık lojmanlarda oturuyorlar. Bu da, Siirtlilerle, yabancılar arasındaki iletişimin hayli kısılmasına yol açmaktadır. İşin gerçeği şu ki resmi kurum ve kuruluşların personelleri için yapılan lojmanlar, sınıfları birbirinden koparıyor. Subayın komşusu, subay; polisin komşusu polis, doktorun komşusu doktor, hakimin komşusu hakim, öğretmenin komşusu, öğretmen oluyor. Zümreler, giderek birbirlerinden habersiz bir hale geliyorlar.
Doğrusunu isterseniz, zamanı geri getirmek mümkün olsaydı, 60-70 öncesinin (gelen ağlar, giden ağlar) deyimindeki Şehr-i Siirt’inde yaşamayı tercih ederdim…
TAŞLAMA
DEPREM ALLAH’IN EMRİ
ÖLÜMLER DE ÖYLE YA
ÖLÜME SEBEBİYET
HEM GÜNAH HEM SUÇ AMA
HAFİF YOLLU SALLANDIK
ÖLÜM, YIKIM OLMADI
ŞİDDETLİ DEPREMLERDEN
RABBİM KORU VATANI
DEPREM KÜÇÜK KIYAMET,
İBRET ALMAK GEREKTİR
KIYAMET BÜYÜK DEPREM
HER CANLI ÖLECEKTİR
KIYAMETE İNANIR
YAŞAYANLAR DEPREMİ
KÜÇÜK KIYAMET DİYOR
DEPREMLERE BİL KİMİ
KÜÇÜK KIYAMETLERDEN
KURTULUŞ OLABİLİR
AMA KIYAMET GÜNÜ
TEK CAN KALMAZ KESİNDİR
İBRET ALMAMIZ GEREK
DEPREM DENEN OLAYDAN
ZAVALLIDIR İNSANLAR
HEM ÇOK ZAVALLI İNAN