Anneler Günü dolayısıyla istedim ki bu yazımda gerçekten fedakârlıkta sınırsız, örnek bir ANNE olduğuna inandığım
ANNEM MERHUME İKBAL ARITÜRK’Ü ANLATAYIM, RAHMET VE MİNNETLE YADEDEREK TANITAYIM.
Şimdi diyeceksiniz ki,
(Herkes kendi
annesini örnek olarak gösterir)
ama hiç de öyle değil. Annemi anlatınca okuyucularım da hak verecek ve gerçekten örnek bir anne olduğunu kabul edeceklerdir.
Rahmetli Babam Hüsnü Arıtürk 1945 yılında vefat ettiğinde annem 30 yaşlarındaydı. En büyüğü 1937 doğumlu Merhum Ağabeyim Memet Sabri Arıtürk olmak üzere 4 çocuk yetim kalmıştık. Ablam Aysel 1940, ben ve İKİZİM Merhum Mehmet Metin Arıtürk ise 1943 doğumluyduk. Yani en büyüğümüz 7-8 yaşlarında, ablam 5, ben ve ikizim merhum Mehmet Metin 2 yaşlarındaydık. Annem, 30 yaşlarında dul kalmış ve biz çocuklarına kol kanat germek için evlenmemiş, evlenmeyi aklından geçirmemişti. Yanlış anlaşılmaması açısından söyleyeyim, Annemin manevi güzelliği kadar, fiziki güzelliği de dillere destandı.
Babam vefat ettiğinde devlet memurluğunda 10 yılı doldurmadığı için anneme dul, biz çocuklarına yetim maaşı da bağlanmamıştı. O yıllarda, ölen memurların dul ve yetimlerine maaş bağlanması için 10 yıllık hizmet sürelerini doldurmaları gerekiyordu. Rahmetli babamın hizmet süresi ise 9 yıl kadardı. Bu 9 yıllık hizmet süresinin büyük kısmını (Cumhuriyet Savcı Vekili) olarak icra etmişti. Çünkü o yıllarda hukuk fakültesi mezunlarının sayıları oldukça azdı. Mahkemelerin başkatipleri Savcı vekilliği görevlerine atanırlardı.
Babam, Rahmet-i Rahman’a kavuştuğunda
Rahmetli dedem Hacı Salih ÇETO (ARITÜRK)
HAYATTAYDI.
Biz onun himayesindeydik. O yıllarda Siirt’in muteber ve zengin tüccarlarındandı. Ancak, o da 1949 yılında vefat etti. Helvacılar Çarşısındaki iş yerini Ağabeyim Merhum Mehmet Sabri devraldı. Küçük yaşına rağmen, ticaret işlerinde bir hayli başarılı olmuş, dedemden tevarüs ettiği itimatla, hatta rahmetli dedemi sollayacak bir tüccar olmuştu.
Babam Hüsnü Arıtürk’ün vefatından sonra Annem, kendisini adeta dine adamıştı. Mahallemizde bayanlara Kur’a-ı Kerim öğreten lakabı
MELLEYİT EMİNE
olan bir Bayan vardı. O kadın, Anneme Kur’an öğretmek için her gün evimize gelir, ders verirdi. Bu sayede Annem 30 yaşından sonra hem
KUR’AN-I KERİMİ, HEM MEVLİT-İ ŞERİFİ HEM DE DELAİLİL HAYRATI
okumayı en güzel şekilde öğrenmişti. Her sabah namazında kalkar, YASİN-İ ŞERİF’İ, TEBAREKEYİ VE DİĞER BAZI SÜRELİRİ YÜKSEK SESLE OKURDU. İnanır mısınız, Annemin okuduklarına kulak vere-vere, okunanların çoğunu ezberlemiştim.
Yine evimizin bitişiğinde bir Bayan terzi vardı. Evde, sadece kadınlar için elbiseler biçer, dikerdi. Siirt’in o zamanın sosyetesi sayılan bütün kadınları, elbiselerini, kızlarının gelinliklerini bu bayan terzinin yanında diktirirlerdi. Annemle çok sıkı-fıkı ahbap olmuşlardı. Annem, ondan da terzilik işlerini öğrenmiş, evin birçok ihtiyaçlarını kendisi üretir olmuştu. Kumaş alır, pijamalarımızı, okul önlüklerimizi kendisi dikerdi. Singer marka bir dikiş makinası vardı. Hatta komşulara dikiş işleri yaptığı olurdu. Bu işleri de meccanen yapardı.
Mahallenin bütün kadınları Anneme karşı aşırı saygılıydılar. İlkokul mezunu olan Annem (ilkokul mezunu deyip geçmeyin, o yıllarda Siirt’te ilkokul mezunu kadın sayısı 3-5 kişiden ibaretti) Mahallemizde okur-yazar tek kadın olduğu için askere giden, başka illerde yaşayan çocuklarından gelen mektupları okutmak, cevaplarını yazdırmak için Anneme gelirlerdi. Annemin gayet güzel bir yazısı vardı. Mektup yazarken çok güzel cümleler kurardı. Gelen kadınlar, gönderecekleri mektuplarda neler yazılmasını istediklerini Arapça (Siirtçe) anlatır, Rahmetli annem de onları derleyip toplayıp, mektup satırlarına aktarırdı. İnanıyorum ki, sadece mahallemizin kadınlarına yazdığı mektuplar sebebiyle aldığı dualardan Annemin yeri
CENNETİ ALADIR.
Şunu da belirteyim, biz, ailece
ATATÜRKÇÜYÜZ!
Rahmetli Annem de gerçek bir
ATATÜRKÇÜYDÜ.
Elbette, kadınlarımız arasında
ATATÜRKÇÜ
olanlar azımsanmayacak kadar çoktur. Hatta Türk kadınlarının, Türk erkeklerinden daha
ATATÜRKÇÜ
olduklarını söylemek mümkündür. Çünkü kadınlara temel haklarını veren, onlara seçme, seçilme hakkı yanında birçok hakları yasalarla sağlayan
ATATÜRK
olmuştur. Ancak, 1930’lu,40’lı yıllarda Siirt’te bir kadının
ATATÜRKÇÜ
olması elbette ki büyük anlam taşır.
Annem Merhume
İkbal Arıtürk
Siirt’te o yıllarda ilkokul mezunu olan 3-5 kadından biriydi. Babasının memuriyeti dolayısıyla İlkokulu Antalya’da okumuştu. Rahmetli Dedem Haydar Kılıççıoğlu, Antalya’da Vakıflar Müdürü olarak görev yapmıştı. Bu bakımdan Türkçe konuşması da gayet mükemmeldi.
Her kandil gecesi, mutlaka evimizde Mevlit-i Şerif okur, ailece dinlerdik. Evimizde Annem tarafından o kadar çok mevlit-i şerif okumuştur ki, dinleye dinleye ezberlediğimi söylersem yalan olmaz. Bütün bunları yapan Annem haliyle başı örtülüydü. Kısacası, çok iyi bir Müslüman’dı.
Kendisi değil, yeri gelmiş bir ara rahmetli Halam Halise Arıtürk anlatmıştı.
Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938 tarihinde ebediyete intikal edince, Annem, Siirtli kadınların YASTA OLDUKLARININ ALAMETİ OLAN KAMTA BAĞLAMIŞTI. KAMTA, o yıllarda yasta olan Siirtli kadınların alınlarına bağladıkları SİYAH BİR BANTTI. Anneleri, babaları, amcaları, dayıları, çocukları veya çok yakınları ölenler YAS ALAMETİ olarak KAMTA BAĞLARDI. İşte, Annem de ebediyete intikal ettiğinde ATATÜRK İÇİN YAS TUTMUŞ VE KAMTA BAĞLAMIŞTI.
Büyük bir aileydik. Geniş ailemiz içinde dedem, kardeşleri, çocukları, çocuklarının çocukları bir arada yaşarlardı. Aile içinde, Annemin KAMTA BAĞLAMASINI YADIRGAYANLAR VE (GELİNİNİZ NEDEN MATEM TUTUYOR diye soran olursa ne diyelim,) denilince, ailenin şakacı mizaçlı bireylerinden Merhum AMMO ELYAS
(BABASI ÖLMÜŞ, dersiniz)
diye cevap vermişti!
Ammo Elyas, Annemle şakalaşmak veya gönlünü almak istediği zaman da
(ALLAH YIRHAM ATATÜRK = ALLAH ATATÜRK’Ü RAHMET ETSİN)
dermiş. Bunlar, bana rahmetli halamın anlattıklarıdır.
Galiba, ailece bizim genlerimizde ATATÜRKÇÜLÜK var.
ATATÜRKÇÜLÜK NEREDEYSE SUÇ İLAN EDİLECEK AMMA NEYAPAYIM, ATATÜRKÇÜYÜZ İŞTE!
Ben, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak
ATATÜRK’Ü
hep sevdim ve sevmeye devam etmekteyim. Benim bu
ATATÜRK
SEVGİM
, belki de ailemin ve özellikle merhume annemden kalan mirastır.
EKSİĞİ VAR, FAZLASI YOK! İŞTE, BENİM ANNEM BUYDU. 30 YAŞLARINDA DUL KALMIŞ, 4 YETİM ÇOCUĞUNA KOL-KANAT GERMİŞ, BUNUN İÇİN HER FEDAKÂRLIĞA KATLANMIŞTI. SADECE ANNELER GÜNÜNDE DEĞİL, YILIN 365 GÜNÜNDE DE RAHMETLE VE MİNNETLE ANIYORUM.
TAŞLAMA
SEÇİME ÜÇ GÜN KALDI
BİTECEK BU TANTANA
OYLARIMIZ ELBETTE
MİLLET İTTİFAKINA
BAŞKANLIK SEÇİMİ DE
İLK TUR BİTER BİL BUNU
VE BAŞKAN SEÇİLECEK
KEMAL KILIÇDAROĞLU
KEMAL KILIÇDAROĞLU
PEYGAMBER SOYUNDANDIR
BİZİM DEYİMİMİZLE
KEMAL (SEYYİD BABA)DIR
SAĞLANACAK ELBETTE
GÜVENLİĞİ SANDIĞIN
KULLANIN OYUNUZU
İHMAL ETMEYİN SAKIN
SANDIĞIN GÜVENLİĞİ
GÖZLEMCİLER ELİNDE
ISLAK İMZA OLACAK
TUTANAĞIN İÇİNDE
ATI ALAN BU DEFA
ÜSKÜDAR’I GEÇEMEZ
TÖKEZLEYECEK ZİRÂ
HALKA HESAP VEREMEZ
ÜÇ GÜNLERİ KALMIŞTIR
ABBAS YOLCUDUR BELLİ
LÂKİN BU ÜÇ GÜN VAR YA
GAYETLE TEHLİKELİ
PROVOKASYON TUTMAZ
DİLERİM BU SON ÜÇ GÜN
HUZUR, BARIŞ İÇİNDE
DEĞİŞİM OLUR O GÜN
ONDÖRT MAYIS’TA BİZİM
GÖREVİVİZ BİTECEK
HAK GELECEK İNŞALLAH
VE DE BATIL GİDECEK