(GELİYOR, GELMEKTE OLAN)
deyişi günlerce gündemden düşmeyen CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun
(BEN KEMAL GELİYORUM)
deyişi de hayli gündem oldu. Sosyal medyada lehte ve aleyhte söylemler gırla gidiyor.
Doğrusunu isterseniz, Türkiye Cumhuriyetinin 13. Cumhurbaşkanı olacağına yürekten inandığım Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na
KÜRTÇE
bir deyimle seslenerek diyorum ki
(SERSERAN-U SERÇAVAN HAT!)
Deyimin Türkçe karşılığı şu:
(BAŞIMIZIN, GÖZÜMÜZÜN ÜZERİNE GEL!)
Yeri gelmişken Millet ittifakı bileşenlerinin de dikkatlerini çekmek isterim. Artık, Cumhurbaşkanlığı için aday aramayı noktalasınlar. Madem
(HAK, HUKUK, ADALET)
diyorlar,
MİLLET İTTİFAKININ
Cumhurbaşkanı adayının CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olması bir hakkın teslimiyetidir.
MİLLET İTTİFAKI
varoluşunu büyük ölçüde CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun çabalarına borçludur. Kılıçdaroğlu’nun çabaları olmasaydı belki de
MİLLET İTTİFAKI
diye bir ittifak olmazdı.
Millet İttifakı, masa dışında aday arayışından vazgeçsin. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu da, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş gibi, Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını açıklasın. Birilerinin fitil vermesine kapılmasın.
Evet,
(BEN KEMAL GELİYORUM)
diyen Sayın Kılıçdaroğlu’na
(SERSERAN-U
SERÇAVAN HAT)
diyerek ve yine kendi tabiriyle seslenerek
(GELİYOR, GELMEKTE OLAN)
deyimiyle yazımızı noktalıyoruz…
GAZETECİ ABDİ İPEKÇİ’NİN ŞEHİT EDİLİŞİNİN YILDÖNÜMÜ
(1 ŞUBAT 1979)
Gençlik yıllarımda yazılarını takip ettiğim yazarlardan biri (MİLLİYET) gazetesinin Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Merhum Abdi İpekçi’ydi. 1 Şubat 1979 tarihinde bir suikastla şehit edilmesi, basın tarihimizin acı olaylarından biri olarak zihinlere kazınmıştır.
9 Ağustos 1929 İstanbul doğumlu olan Merhum Abdi İpekçi 1 Şubat 1979 yılında Mehmet Ali Ağca tarafından şehit edildi. Meslek hayatında Türkiye genelinde yayın yapan birçok gazetelerde muhabir, gazeteci ve yazar olarak mesleğini icra eden Abdi İpekçi son olarak o yılların MİLLİYET Gazetesinde Genel Yayın Müdürü olarak görev yapmaktaydı. İpekçi 1961 senesinden öldürüldüğü 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürüttü. İpekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. Yazılarında Atatürkçülüğü, barışı, düşünce özgürlüğünü, ülkenin bağımsızlık ve bütünlüğünü savundu.
1970'li yıllardaki anarşi ve terörün önlenmesi için iktidarla muhalefet liderleri arasında da yapıcı bir diyalog kurulmasından yana olan, devlet yönetiminde partizanlığın ve duygusallığın yerini akılcı, çağdaş, ılımlı bir uygulamanın almasını isteyen İpekçi, 1 Şubat 1979 gecesi İstanbul Maçka'daki evinin yakınlarında arabasında iken Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. Mehmet Ali Ağca'nın verdiği ifade de Abdi İpekçi'ye 5 - 6 el ateş ettiğini söylemiştir. Fakat olay yerinde 9 mermi ele geçirilmiştir. Bu da bir ikinci kişinin olduğunu göstermiştir. O da Oral Çelik'tir. Oral Çelik ve Mehmet Şener suikastı beraber planlamış Mehmet Ali Ağca da tetikçi olarak sonradan aralarına katılmıştır.
Mehmet Ali Ağca, İpekçi suikastından idamla yargılanırken 1979 yılında ülkenin en iyi korunan askeri cezaevlerinden biri olan Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçırıldı. Abdullah Çatlı, Bedrettin Cömert suikastından aranırken 1978 Ağustos’unda Sakarya’da yakalandı. 48 saat sonra serbest bırakıldı. Uğur Mumcu’nun, İpekçi cinayetinin kilit ismi dediği Çatlı 1982 Şubat’ında bu kez ‘MHP’ davasıyla aranırken, Zürih’te Mehmet Şener ile birlikte sahte pasaportla yakalandı ve yine 48 saat sonra salıverildi.
Uğur Mumcu; ‘Şener iade edilirse İpekçi cinayeti aydınlatılır, yitirilen her saniye önemli.’ Diye yazdı. Ama değil saniye aylar geçti Şener yargılandı ve delil yetersizliğinden serbest bırakıldı.
Oral Çelik 1982 yılında İsviçre’de yakalandı. 10 gün sonra serbest bırakıldı. Türkiye’ye döndükten sonra Malatya’da süren bir cinayet davasında dosyada bir evrakın kaybolması üzerine tahliyesine karar verildi.
Ağca’nın, İpekçi cinayetinde tetik çektiğini söylediği Yalçın Özbey ise 1983 yılında Almanya’da işlettiği lokalde gözaltına alındı ve 2 ay sonra salıverildi.
Mehmet Ali Ağca'nın açıklaması: “Yavuz (Çaylan), İpekçi'nin arabasının geldiğini bana bildirdi ve ben kaçmadan arabaya gidip çalıştırmasını söyledim. İpekçi'nin arabası köşede yavaşladığı zaman koştum ve 4 veya 5 el ateş ettim. Tekrar koşarak arabamıza geldim. Yavuz çalışır vaziyette ön tarafta oturduk son süratle kaçtık.”
Evet, Abdi İpekçi’nin katili olmak yanında Papa 2’nci John Paul’un suikastçısı olarak 30 yıl hapis yattıktan sonra, cezaevinden tahliye edilen Mehmet Ali Ağca bir ara
MESİH olduğunu da ilân etmişti.
Şehit edilişinin yıldönümünde Abdi İpekçi’nin şahsında bütün şehit gazetecileri rahmet ve minnetle anıyoruz…
TAŞLAMA
(BEN KEMAL GELİYORUM)
DİYOR KILIÇDAROĞLU
BİR AN ÖNCE GELSİN DE
BİTSİN BU DEDİKODU
MİLLET İTTİFAKININ
ADAYI OLMALIDIR
ADAYLIK ELBETTE Kİ
BAY KEMALİN HAKKIDIR
HAKKINI TESLİM ETMEK
GEREKTİR BAY KEMAL’İN
BAY KEMAL OLMASAYDI
MASA DA YOKTU BİLİN
KARAR VERİLSİN HEMEN
ARTIK İŞ UZAMASIN
BAY KEMAL’İN HAKKINI
TESLİM ETMELİ BAKIN