Sinemalarda, televizyonlarda oynatılan filmlerde, dizilerde başrol oyuncuları yanında, yardımcı oyuncular ve figüranlar vardır. Yardımcı oyuncuların ve figürarların görevleri, başrol oyuncularını alkışlatmaktır. Filmin konusu ne olursa olsun, durum değişmez. Hayatın kendisi de bir sinemadır. Kişinin yaşamı, kendi filmidir.
Siyaset alanı da öyledir. Her siyasi partinin başkanı, başrol oyuncusudur. Yakın çevresi, yardımcı oyuncular, seçmenler ise figüranlardır. Başkanı alkışlatmak için meydanlara döktürülürler.
Zaman zaman oturumlar, paneller, fuarlar ve benzeri etkinlikler düzenlenir. İnanır mısınız bu gibi etkinliklerin de başrol oyuncuları, yardımcıları ve figüranları vardır. Figüranlar, başrol oyuncularına ve yardımcılarına dolgu malzemesi olarak kullanılırlar. Parsayı kapanlar, başrol oyuncuları ve yardımcılarıdır. Diğerlerinin ağızlarına bir parça bal çalınır. Gerçek bundan ibarettir.
Akıllı kişi odur ki, kendi hayatının filminde başkalarının figüranı olmamaya dikkat eder!
HEMŞEHRİMİZ ETHEM SANCAK’IN BİTMEYEN ERDOĞAN AŞKI!!!
AKP’den ihraç edilecekken, manevra yaparak Vatan Partisine geçen İş insanı Hemşerimiz Ethem Sancak’ın öyle anlaşılıyor ki, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a olan aşkı hala devam ediyor. Bir zamanlar Erdoğan için 'Ona; anam, babam, eşim çocuklarım feda olsun' diyerek tazimde bulunan daha sonra bu deyişini “Erdoğan'ı gördükçe aşık oldum, dürüstlüğünü, yiğitliğini gördüm, gördükçe aşık oldum. Doğrusu solculuk dönemimde Mevlana ile Şems’in arasındaki aşka anlam veremiyordum. Tanıdıktan sonra gördüm ki, böyle bir ilahi aşk iki erkek arasında olabiliyor” diyen Sancak aşkında daha da ileriye giderek “Erdoğan, 300 yılda bir Allah’ın nasip ettiği liderlerden biri. Allah Türkler’e yüz yılda bir böyle bir lider veriyor. Türkler peşinden gidince harikalar yaratıyorlar. Bazen harcıyorlar Menderes’i harcadıkları gibi. Romalılar Sezar’ı öldürdü, Roma çöküşe geçti. Bunlar oluyor. Ünlü filozof değişmeyen tek şey değişimin kendisi diyor. Solculuğun alfabesi. Gençliğim boyunca ben hep eşitlik ve özgürlük için kavga verdim. Pervari’de ağalığın kadınlar üzerindeki ağır baskısı üzerine solculuğa başlamıştım. İstanbul’da üniversiteye geldim. O günlerde adaletin ve özgürlüğün bayrağını solcular taşıyordu. Müslümanların iyileri zindanlardaydı. Geri kalanlar da Demirel’in peşinden gidiyordu. Süreç içinde Çin ve Rusya’daki uygulamanın insanlara mutluluk getirmediğini gördüm. 80’den sonra başladı bunlar. Biz Sovyet, Rus, Çin devriminde bazı şeyleri aramışız ama kendi devrimimizden habersisiz. Abdülmecit’ten beri Batı kafalı aydınlar kendi tarihine düşman yetişti. Kendi medeniyetimi izledim. Türkiye’de büyük sosyolojik dönüşüm vardı. Ceberrut devletin etkisiyle kentleşme arttı. Şimdi yüzde 80’in altına düştü köylülük. Kentli sınıfa da önderlik edeceğim diyen Tayyip Erdoğan çıktı. Tanıdım, dürüstlüğünü gördüm. Erdoğan’ın eteklerine tutunup oradan bir şey beklemek niyetim yoktu. Siirt seçimleri vesilesiyle Siirt’ten başbakan çıksın diye, dürüstlüğünü, yiğitliğini gördüm, gördükçe de aşık oldum. Doğrusu solculuk dönemimde Mevlana ile Şems’in arasındaki aşka anlam veremiyordum. Tanıdıktan sonra gördüm ki, böyle bir ilahi aşk iki erkek arasında olabiliyor..”
Evet, daha önce bütün bunları söyleyen aynı Ethem Sancak, Vatan partisine girmiş olmasına karşılık, öyle anlaşılıyor ki, Erdoğan sevdasından vazeçmiş değil. Nedeni ortada Erdoğan için şimdi de: “Siz, Che Guavera'nın namaz kılanısınız” demek suretiyle bir kere daha tazimlerini sunmuş bulunmakta. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisine, 'Che Guevara nasıl nasıl bir adam?' diye soru sorduğunu anlatkan Sancak, bu soruya şöyle yanıt vermiş: "Tek fark o namaz kılmıyordu, siz kılıyorsunuz." Sancak’ın, durduk yerde ve yıllar sonra bu açıklamayı yapmaktan amacı ne!
Peki, kim bu Che Guevara. Arjantinli Marksist-Leninist bir siyasetçi, Küba gerillaları ile Enternasyonalist gerillaların lideri ve komünist bir devrimci. Küba’da, Fidel Castro’nun yanında yer aldı. 9 Ekim 1967'de Vallegrande yakınlarındaki La Higuera'da Bolivya Ordusu'nun elindeyken öldürüldü. Son saatlerinde yanında bulunanlar ve onu öldürenler, yargısız infaz edildiğine tanık olmuşlardı.
Ölümünden sonra Guevara dünya üzerinde sosyalist devrimci hareketlerin sembolü haline gelmiştir. Guevara'nın Alberto Korda tarafından çekilen fotoğrafı "dünya üzerindeki en ünlü fotoğraf ve 20. yüzyılın sembolü" olarak nitelenmiştir. Erdoğan’ın, Marksist-Leninist zihniyete sahpip ve bu konuda kitapları bulunan Guvera’ya benzetilmesi istifhamlara yol açarken, solcular açısından bir kutsama olarak nitelendirilebilir.
Bu benzetmede çelişkili durum şu. Guvera zenginlere karşıydı. Sayın Erdoğan ise zenginlerin yanında yer almakta. Kılıçdaroğlu’nun (BEŞLİ ÇETE) olarak betimlediği isimler Sayın Erdoğan’ın en yakın adamları…
TAŞLAMA
TOKİ’YE SEKİZ MİLYON
VATANDAŞ BAŞ VURMUŞSA
SEKİZ MİLYON EVSİZ VAR
TEŞHİSİ KONUR BUNA
SEKİZ MİLYON EVSİZDEN
İKİYÜZELLİ BİNİ
EV SAHİBİ OLACAK
NE OLACAK GERİSİ
İKİYÜZELLİBİN EV
DAHİ BİZCE HAYALALDİR
SEÇİM YATIRIMINA
YÖNELİK BİR VEBALDİR
EVSİZ VATANDAŞLARI
İSTİSMAR ETMEYİNİZ
GİDER AYAK BİR OYUN
OYNAYIP GİTMEYİNİZ