Yarın kutlayacağımız 30 Ağustos Zafer Bayramında da, Abdullah Gül döneminde başlatılan uygulama sürdürülecek ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına kutlamaların kabulü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirilecek. Geçmiş yıllarda Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları tarafından kabul edilen kutlamalar, son yıllarda Cumhurbaşkanlığı makamı tarafından icra edilmekte!
Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra 10 Cumhurbaşkanı geldi geçti ama her ne hikmetse hiç birinin aklına Başkomutan olduğu gelmedi ve 30 Ağustos kutlamalarını Başkomutan olarak kabul etmeyi akıl edemedi! Ta ki 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e kadar! Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığının son iki yılında birdenbire Başkomutan olduğunu anımsayarak, Türk Silahlı Kuvvetleri adına 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarını kabul etmeğe başlamıştı.
Haliyle, Türkiye Cumhuriyetinin 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da selefinin açtığı bu yolda yürüdü. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamalarını Türk Silahlı Kuvvetleri adına
BAŞKOMUTAN
SIFATIYLA
kabul etmeğe başladı. Bugünkü kutlamalar da böyle olacak ve kutlamaları TSK adına yine 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kabul edecek.
Anayasamızda Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri belirtilirken
“Savaş zamanında Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başkomutanlığını temsil
etmek”
ifadesi de yer almaktadır. Atatürk’ün ebediyete intikalinden sonra gelip geçen 10 Cumhurbaşkanı tarafından görülmezden gelinen bu anayasa maddesi birdenbire ön plana çıkarıldı. Cumhurbaşkanının, aynı zamanda Ordunun Başkomutanı olduğu hatırlandı!
Gerçi ne Abdullah Gül, ne de Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyetinin birinci ve ikinci Cumhurbaşkanları
ATATÜRK ve İNÖNÜ
gibi meydan savaşları kazanmamışlar ama olsun, Başkomutanlık elbette onlara da çok yakışır! Hem, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 01 Temmuz - 22 Ekim 1981 tarihleri arasında Tuzla Piyade Okulunda kısa dönem askerlik de yapmıştı. Halefi Erdoğan da askerlik görevini 1982’lı yıllarda Yedek Subay sıfatıyla ve Kantin subayı olarak yapmış, deniliyor! Daha ne olsun yani! Dünyanın hali bu! Kimi 40-50 yıl askerlik hizmeti yapar. Meydan savaşları kazanır, Orgeneral bile olur ama Başkomutan olamaz. Kimi de kısa dönem askerlik yapmış veya kantin subayı olmuştur ama bir bakarsınız Başkomutanlığa terfi etmiştir.
Keşke, TBMM bir karar alsa da bundan böyle Cumhurbaşkanlarına Başkomutanlık yanında,
MAREŞALLIK RÜTBESİ
verilse.
O zaman Sayın Recep Tayyip Erdoğan da ATATÜRK’TEN ve FEVZİ ÇAKMAK’TAN sonra Türkiye Cumhuriyetinin 3. MAREŞALİ OLURDU. YAKIŞIR MI, YAKIŞIR…
TARİH TEKERRÜR EDİYOR!
Askerler mi siyasileri, siyasiler mi askerleri rahat bırakmazlar. Bu sorunun cevabını bulmak lâzım. Aslında, siyasiler askeri hiyerarşiye karışmasalar ve kendi içinde hareket kabiliyetine sahip bıraksalar, askerler, siyasete karışmazlar. Ancak, bütün iktidarların hedeflerinde TSK’yı kendi emirlerine ve anlayışlarına hizmet ettirmek içgüdüsü vardır. Bunun için de askerlerin terfi ve atamalarının kontrolünü kendi ellerinde tutarlar. İşte, asıl çözümlenmesi gereken düğüm budur. Askerlerin terfi ve tayinlerini siyaset erbabına bırakırsanız, orduda hiyerarşiyi bozarsınız.
1960 darbesinin yaşandığı günleri anımsayan biri olarak belirteyim, dönemin Başbakanı Merhum Adnan Menderes’in askerlere hitaben: “Sizin şövalye burnunuzu kıracağım. Ben bu orduyu yedek subaylarla da yönetirim” dediğine tanık olduk. Yine ihtilal öncesi günlerde dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Şükrü Erdelhun’un bir toplantı sonrasında Başbakan Adnan Menderes’in Paltosunu giydirdiğini gösteren fotoğraflar yayınlanmıştı. Askeri bu hallere düşürmemek gerekir.
Rahmetli Menderes de, askerleri kullanmak istemişti ama bakınız, sonu ne oldu. Kendisine yüzde yüz sadık zannettiği askerler, onu Makamından indirerek, Yassıada’da yargılamadılar mı. Hem de haksız ve hukuksuz bir şekilde. (Sizi buraya tıkanlar böyle istiyorlar) zihniyetiyle hareket eden yargıçlar eliyle…
Tarih, tekerrür ediyor ve maalesef biz, gerekli ibreti almıyoruz…
ANEKDOT
“La Feta İlla Ali La Seyfe İlla Zülfikar”
söyleminin hâdis-i şerif olduğu rivayeti vardır. Ancak, kesin değildir. Bu söylemi:
(ALİ GİBİ YİĞİT, ZÜLFİKÂR GİBİ KILIÇ YOKTUR)
şeklinde tercüme edebiliriz.
Biz de, bu söylemden ilham alarak diyoruz ki:
(Mustafa Kemal Paşa gibi yiğit, ATATÜRK GİBİ BAŞKOMUTAN YOKTUR!)
TAŞLAMA
ATATÜRK’TEN BAŞKA BİR
BAŞKOMUTAN TANIMAM
BAŞKOMUTAN ATATÜRK
DÜN, BUGÜN DE VESSELÂM
MEYDAN MUHAREBESİ
KAZANMAMIŞ BİRİNE
BAŞKOMUTAN MI DENİR
SÖYLEYİNİZ SEBEP NE
“LA FETA İLLA ALİ
LE SEYF İLLE ZÜLFİKAR”
BUYRULMUŞTUR DOĞRUDUR
YİĞİTLERİN KILIÇLAR
ATATÜRK’TEN BAŞKA BİR
BAŞKOMUTAN YOK DERİM
ATATÜRK’TÜR, ATATÜRK
BAŞKOMUTANIM BENİM