Yorum yazımız yanlış anlaşılmasın. Biz insanlarımıza fakirliği değil, sağlıklı yaşamak fikrini dile getirmek açısından böyle bir yazıyı kaleme aldık.
Bir mutasavvıf, diğer bir mutasavvıfa surmuş:
-Yemekle aran nasıl?
Beriki cevap vermiş:
-Bulunca yiyoruz, bulmayınca şükrediyoruz.
Soruyu soran şu cevabı vermiş:
-Senin yaptığının, köpeklerin yaptığından farkı yok.
Beriki sormuş:
-Peki, sorunun cevabı ne olmalıydı.
Muhatabı cevap vermiş:
-Bulunca dağıtıyoruz, bulmayınca şükrediyoruz.
Dediğim gibi, biz insanlarımıza fakir olmayı değil, çalışarak kazanmayı, ihtiyaçtan fazlasını fakirlere dağıtmayı öneriyoruz.
Gelelim, bu gün böyle bir yorum yazıyı kaleme almamızın sebebine. Sağlık Bakanı açıkladı.
Türkiye’de OBEZİTE hastası 3 milyon insan var.
Geçtiğimiz hafta içinde, İl Sağlık Müdürlüğü Kızlartepesinde Obezite ile ilgili bir toplantı düzenlemişti. Obezite, geçmişten günümüze gelen en büyük sorunlardan biridir. Genel manada obezite;
insan vücudunda yağ kütlesi miktarının kemik, kas ve su gibi diğer bileşenleri içeren yağsız kütleye göre aşırı miktarda artmış olması durumudur
. Diğer bir tanımla obezite, vücut kütlesinin boy uzunluğuna göre çok daha fazla olması olarak belirtilebilir. Peki, obezitenin temel sebebi nedir. Elbette aşırı yemek. Şu anda adını anımsayamadığım bir filozofun çok anlamlı bir vecizesi var.
Der ki:
(YAŞAMAK İÇ İN YEMELİ, YEMEK İÇİN YAŞAMAMALI!)
Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED’İN (O’na, al ve ashabına salat ve selam olsun)
yemek adabıyla ilgili bir çok hadis-i şerifleri vardır. Bakın, onlardan bir kaçının meallerini sunalım:
*Kalplerinizi çok yiyerek öldürmeyiniz. Çok su ekinleri öldürdüğü gibi, muhakkak fazla yemek de kalbi öldürür.
*Senin iştah duyduğun her şeyi yemen israftandır. Muhakkak ki bir kişilik yemek iki kişiye yeter, iki kişilik yemek de üç ve dört kişiye yeter. Dört kişilik yemek de beş-altı kişiye yeter.
*Mide, vücudun sarnıcıdır ve damarlar onun içine dalarlar. Eğer mide, sıhhatli ise damarlar da sıhhatlidirler. Eğer o mide sağlıksız ise o zaman hastalanırlar.
*Ümmetim hakkında korktuğum şeylerin en korkuncu (tehlikelisi) karın büyüklüğü (göbek bağlamak), çok uyku, (maddi ve manevî) tembellik ve yakîn (iman) zayıflığıdır.
*Ademoğlu karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır. Oysa ki Ademoğlu için belini doğrultacak birkaç lokma yeterlidir. Şayet mutlaka yemesi gerekiyorsa, o zaman (midesinin) üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini de nefes için ayırsın.
*Çok yeme içmeden sakının! Zira o, bünyenizi hastalandırır, korkaklığı artırır ve ibadetlerinizde tembelleştirir.
Yazımızı, İbrahim Hakkı Hazretlerinin (TEVFİZNAME) adlı manzum eserinde yer alan bir bölümü sunarak noktalıyoruz:
AZ YE AZ UYU AZ İÇ
TEN MEZBELESİNDEN GEÇ
DİL GÜLŞENİNE GEL GÖÇ
MEVLA GÖRELİM NEYLER
NEYLERSE GÜZEL EYLER…
TAŞLAMA
BU ÜLKEDE YOKSULLUK
GİDEREK ARTMAKTADIR
“KİMİ YER, KİMİ BAKAR”
İŞ BUNDAN OLMAKTADIR
ZENGİN, ZENGİNLEŞİYOR;
FAKİR, FAKİRLEŞMEKTE
FAKİR, ZENGİNİ ARTIK
DÜŞMAN GİBİ GÖRMEKTE
TÜRKİYE ZENGİNLEŞTİ
DENMESİNE BAKMAYIN
FAKİRLİK DİZBOYUDUR
UYKUDAN UYANMAYIN
KENDİ ADAMLARINI
ZENGİN ETTİLER BUNLAR
YOKSULU, DAHA YOKSUL
Bİ ÇÂRE BIRAKTILAR
EMEKLİLER ARTIŞTAN
ÜMİTLERİNİ KESSİN
SEYYANEN BİR ARTIŞ YOK
BU BÖYLECE BİLİNSİN
MEMUR EMEKLİLERİ
BOŞUNA BEKLEMESİN
BÖYLE GELMİŞ VE BÖYLE
GİDECEK BU BİLİNSİN
BU ÜLKEDE EMEKLİ
GERÇEKTEN ÇOK MAĞDURDUR
TEK İSTİSNASI BUNUN
VEKİLİN DURUMUDUR
MEMURUN DURUMU DA
EMEKLİDEN PEK FARKLI
DEĞİLDİR BİLİN BUNU
MEMUR NE DERSE HAKLI
ONBEŞ MİLYON EMEKLİ
EŞLERİYLE BİRLİKTE
İKTİDAR OLURLARDI
BİR PARTİDE BİRLEŞSE