Ahmet Arıtürk

ATATÜRK'ÜN TÜRKİYESİ!

Ahmet Arıtürk

Türkiye denilince akla ilk gelen

Mustafa Kemal

ATATÜRK’TÜR

. Atatürk denilince de akla ilk gelen elbette, Türkiye’dir. Yani Türkiye ve Atatürk özdeşleşmişlerdir. Ne Türkiye’yi Atatürk olmadan, ne de Atatürk’ü Türkiye olmadan düşünemeyiz.

Bunun için de ülkemizle ilgili bütün dünyada yaygın olan deyim

(ATATÜRK’ÜN TÜRKİYESİ)

şeklindedir.

Türkiye, hiçbir zaman ne İnönü’nün, ne Bayar’ın, ne Gürsel’in ne bir başkasının Türkiye’si olmadı, olmayacak da. Atatürk’ün Türkiye’si olmaktan çıkacak olursa, zaten o zaman Türkiye adında bir devlet de kalmayacak demektir.

Türkiye’nin fabrika ayarları, Atatürk Türkiye’sinin fabrika ayarlarıdır. Bu ayarlarla oynamaya, bozmaya kalkışmak, Türkiye Cumhuriyetini bölmek, parçalamak olur. Bir şekilde bu ülkeyi yönetmek sorumluluğunu yükümlenenlerin bu hususa, bu ince çizgiyi dikkat etmeleri gerekir. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin fabrika ayarlarını bozarsanız, ortada

TÜRKİYE

diye bir devlet kalmaz. Bir bölümü Kürdistan, bir bölümü Ermenistan, bir bölümü Lazistan, bir bölümü Arabistan vesaire olur.

(Yurtta sulh, cihanda sulh)

vecizesiyle kurduğu cumhuriyetin rotasını belirleyerek, lâiklik ilkesiyle iç barışı perçinleyen

Mustafa Kemal ATATÜRK, LOZAN

antlaşmasıyla

da cihanda barışı tesis etmiştir. Yurtta barış isteniyorsa, bunun sigortası

LÂİKLİKTİR

. Dünyada barış içinde yaşamamızın garantisi ise

Türkiye Cumhuriyetinin TAPU SENEDİ HÜKMÜNDE LOZAN ANTLAŞMASIDIR.

Bu iki konudan asla taviz verilmemeli, asla tartışmaya açılmamalıdır. Laiklik giderse, iç barış tehlikeye düşer. Lozan tartışmaya açılırsa, dış barış yara alır. Bu açıdan, ne laikliği ne de Lozan’ı asla tartışmaya açmayalım. Bu iki hassas konuyu asla kaşımayalım.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN şu ileri görüşlülüğüne bakınız. 30 Ağustos 1925 tarihinde irat ettiği meşhur Kastamonu nutkunda söylediği “Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikatı medeniyedir. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kâfidir. Rüesayı tarikat bu dediğim hakikati bütün vüzuhiyle idrak edecek ve kendiliklerinden derhal tekkelerini kapayacak, müritlerinin artık vasılı rüşt olduklarını elbette kabul edeceklerdir. Arkadaşlar; huzurunuzda muvacehei millete beyanı teşekkür ederken hissettiğim ve gördüğüm hususatı olduğu gibi söylemeyi tarih ve vicdan karşısında vazife bilirim”

şeklindeki sözleri ne kadar isabetli olmuştur.

Düşünebiliyor musunuz, 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde ortaya çıkan FETHULLAH GÜLEN adlı bir MECZUP Türkiye’yi ne hallere düşürmüştür.

Evet, Türkiye Cumhuriyeti ATATÜRK’ÜN TÜRKİYESİ’DİR. Atatürk’ün Türkiye’si olmaktan çıkarırsanız, ortada TÜRKİYE diye bir devlet de kalmaz…

Olmasına imkân ve ihtimal yok ya! Ama

ATATÜRK KALKSA DA GELSE

ve Türkiye’nin bugünlerini görse acaba bize ne derdi! O büyük önderin yerine kendimizi koymak haddimiz değil amma,  kendimize göre diyeceklerini şöyle bir zihnimizden geçirdik.

*Ben size sorunsuz bir Vatan armağan ettim. Siz bu ülkeyi sorunlar yumağı haline getirdiniz!

*Ben size (Yurtta Sulh, Cihanda Sulh) dedim. Siz Yurtta savaş, dünyada savaş peşine düştünüz!

*Ben size Laik bir Cumhuriyet armağan ettim. Siz, laikliği önemsemediniz. Yine din işleriyle devlet işlerini karıştırdınız! Dini, siyasete alet ettiniz!

*Ben size İstikbal Göklerdedir, dedim. Siz istikbali köklerde aradınız!

*Ben size (Türk, öğün, çalış, güven) dedim! Siz, Türklüğü kazıdınız!

*Ben size (Hayatta en hakiki mürşit ilimdir) dedim. Siz hayatta en hakiki ilim CEMAATÇİLİK, TARİKATÇILIKTIR DEDİNİZ!

*Ben size (Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. en doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.) Dedim, siz FETÖCÜ,  ACZİMENDİCİ, IŞİDÇİ oldunuz!

*Ben size işi ehline verin dedim. Siz işleri na ehillere verdiniz!

*Ben size (Adalet mülkün temelidir) dedim. Siz, adaletin içine ettiniz!

*Ben size (Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir) dedim. Siz tek adama indirgediniz!

*Ben size (Ne mutlu Türküm diyene) dedim. Siz, üzerinde bu sözlerimin yazılı olduğu tabelaları indirdiniz!

*Ben size (Küçüklerinizi koruyun, büyüklerinizi sayın) dedim. Siz küçükleri ezdiniz, büyükleri küçümsediniz!

Evet, Mustafa Kemal ATATÜRK kalksa ve bugünkü ortamı görse, mutlaka bir kere daha kahrından ölürdü.

Nur içinde yat, büyük ATATÜRK!

ZULMÜ ALKIŞLAMAK!

(Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.)

Bugünkü yorum yazıma Milli Şair ve büyük Mutasavvıf Merhum Mehmet Akif Ersoy’un bir şiirinin ilk beytiyle başlamak ihtiyacını hissettim. Çünkü öyle bir toplum olduk ki maalesef zalimleri alkışlayacak durumlara gelmiş bulunuyoruz. Oysa zulmü alkışlamak küfür kadar tehlikelidir.

KUR’AN-I KERİM’DE

zulümle ilgili çok sayıda ayet vardır. Önce bu ayet-i kerimelerden bazılarının meali alilerini sunalım son sözü sonra söyleyelim:

*O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi.

*Kafirler... Onlar zulmedenlerdir.

*Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez.

*Allah, zulmedenleri sevmez;

*Allah, zulme uğrayanlar dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez.

*Gerçek şu ki, inkâr edenler ve zulmedenler, Allah onları bağışlayacak değildir.

*Böylece zulmeden topluluğun kökü kurutuldu.

*Allah zulmedenleri en iyi bilendir.

*Artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

*Böylece Biz, kazandıkları dolayısıyla zalimlerin bir kısmını bir kısmının başına geçiririz.

*Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme sapanları işte böyle cezalandırırız.

*Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular.

*Allah, zulmedenleri bilir.

*Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.

*Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.

*Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur.

*Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu-günahkarlardı.

*Rableri kendilerine vahyetti ki: "Şüphesiz Biz, zulmedenleri helak edeceğiz.

*Biz zulmedenlere acıklı bir azap hazırladık.

*Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.

*Gerçekten, zulmedenler, felah bulmazlar."

*Zulmedenler, açıkça bir sapıklık içindedirler.

***

Zulümle ilgili o kadar çok ayet-i kerime var ki, biz bunların ancak çok az bir kısmına yer verebildik. Bu örnekleri özellikle Müslüman geçinip de, zulmedenler içinde yer alanlarla, zalimleri alkışlayanları uyarmak amacıyla sunduk. Zulüm, ancak kudretli kişilerin sergileyebilecekleri küfre eş değer bir davranıştır. Yüce Rabbim toplum olarak hepimizi öncelikle zalim olmaktan ve zulme uğramaktan korusun, derken, yazımızı çok sık kullanılan şu meşhur atalarsözüyle  noktalamayı uygun bulduk:

(ZALİMİN ZULMÜ VARSA, MAZLUMUN ALLAH’I VAR!)

TAŞLAMA

EKONOMİMİZ SAĞLAM

DÖVİZ VARSIN FIRLASIN

CUMHURİYET ALTINI

10 BİNİ AŞSA AŞSIN

KRİZ FAKİR İÇİNDİR,

ZENGİN İÇİN KRİZ YOK

BU ÜLKENİN SORUNU

ÇOĞU AÇTIR, AZI TOK

DOLAR MİLYARDERLERİ

ARTIYOR ÜLKEMİZDE

FAKİR SAYISI ARTSA

DERT OLUR MU Bİ BİZE

TEĞET GEÇECEK İMİŞ

DENİLİR BU KEZ KRİZ

SADECE TEĞET GEÇSE

TA DÜNDEN RAZIYIZ BİZ

ALTIN, DÖVİZ FİYATI

ÇILDIRMIŞ YÜKSELİYOR

HALA DA TEĞET BİLE

GEÇMEZ DENEBİLİYOR

ŞEKERE, BENZİNE ZAM

NE OLACAK GİDİŞAT

İŞÇİ, MEMUR, EMEKLİ

FERYAT EDİYOR, FERYAT

TEMMUZ’DA MAAŞLARA

YAPILACAK ZAM DAHA

BELLİ OLMADAN BİLE

ERİDİ GEÇMİŞ OLA

Yazarın Diğer Yazıları