Ahmet Arıtürk

ATATÜRK, DİKTATÖR MÜYDÜ!!!

Ahmet Arıtürk

ATATÜRK

, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanıdır. Aynı zamanda, Ülkeyi düşmanların istilasından kurtarmak ve Cumhuriyeti kurmak için yeddi düvele karşı savaşmış bir kahramandır. 20. Yüzyılın en büyük liderlerinden biri, hatta en büyüğüdür!

Cumhuriyetin kuruluş tarihi olan 29 Ekim 1923’ten, ebediyete intikal tarihi olan 10 Kasım 1938 tarihine kadar da cumhurbaşkanı olarak milletine hizmet etmiş, muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmak için var gücüyle çalışmış ve buna muvaffak olmuştur.

ATATÜRK’E (EBEDİ ŞEF)

unvanının verildiği, tarihi bir gerçektir. O, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve

EBEDİ ŞEFİ

unvanına layık tek Cumhurbaşkanıdır. Bugün için de hala

EBEDİ ŞEFLİK

payesine sahiptir. Türkiye cumhuriyeti var oldukça da bu ülkenin

TEK EBEDİ ŞEFİ’DİR!

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş harcında hiçbir emekleri olmayanlar bile, kurduğu Cumhuriyet sayesinde Cumhurbaşkanı olurlarken,

ATATÜRK

için

(DİKTATÖR)

tanımlaması yapan edepsizlerin bulunduğunu hep duyarız! Ne hikmetse,

ATATÜRK’E HAKARET NİTELİĞİ TAŞIYAN BU EDEPSİZLER HAKKINDA BUGÜNE KADAR ARAŞTIRMA, SORUŞTURMA AÇILDIĞINI NE DUYDUK, NE İŞİTTİK!

Bugün böyle bir yazıyı kaleme almak gereğini neden duyduk derseniz, açıklık getirelim. Malum, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a

(DİKTATÖR)

benzetmesi yapmasından dolayı Cumhuriyet Savcılığınca resen dava açılmış bulunuyor. Kılıçdaroğlu’nun, Erdoğan için kongrede sarfettiği sözlerde hakaret varsa, elbette dava açılsın. Ki, herkes haddini bilsin. Kimse, çizmeyi aşmasın!

Ama keşke bu hassasiyet, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

konusunda da gösterilmiş olsaydı.  Hem, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında yaşanan tarihi gerçekler iyi tahlil edilse,

ATATÜRK’ÜN durumu çok daha iyi irdelenecektir.

Atatürk, ebediyete intikalinden bu yana da yine bu milletin gönlünde EBEDİ ŞEF olarak kabul görüyorsa, diktatörlük bu işin neresinde!

Hem ATATÜRK, gerçekten diktatör idiyse, böyle diktatörlere can feda!

TÜRKİYE’YE, BİR ATATÜRK LÂZIM!

Eski Cumhurbaşkanlarımızdan merhum Turgut Özal’ı seven de vardı, sevmeyen de. Elbette, her insan gibi onun da bir takım doğruları ve yanlışları olmuştur. Bu bir gerçektir ki, Özal 1980 darbesinin ürünüydü ve bu darbe sayesinde sivrilerek Cumhurbaşkanlığı makamına kadar yükselmişti. Özal için

“İlk Sivil Cumhurbaşkanı”

yakıştırmasını yapanlar olmuştur. Ölüm şekli hala gizemini korumaktadır. İddialara göre zehirlenerek öldürülmüştür. Bu bakımdan şehit olduğunu söyleyenler bile vardır.

Türkiye’de, birçok ilklere Özal döneminde imza atıldığı da bir gerçektir. Özelleştirmeler, KDV uygulaması ve bazı yenilikler Özal’la birlikte geldi. Ancak, doğrusunu söylemek gerekirse, ben

“Türkiye için bir ÖZAL DAHA

LÂZIM!”

demek durumunda değilim. Bana sorulacak olursa, derdim ki

“TÜRKİYE’YE BİR ATATÜRK DAHA LÂZIM!”

Hem de tez elden ve en yakın bir zaman diliminde!

Vatan topraklarını işgalden kurtararak Türkiye Cumhuriyetini kuran kim,

ATATÜRK

. Ülkemize çağdaş medeniyetin nimetlerini getiren kim, yine

ATATÜRK

. Türkiye Cumhuriyetinin birlik ve beraberliğini sağlamak için bütün imkânları seferber eden, muasır medeniyetler seviyesine yükselten, bir imparatorluğun küllerinden modern bir devlet inşa eden yine

ATATÜRK

!

Türkiye, bugün bile birlik ve beraberliğini

ATATÜRK’E

borçludur. İmkânsızlıklar içinde yeni bir Devlet kurmuş ve kurduğu ülkeyi, Avrupa standartlarında bir duruma getirmek için bütün gücüyle çalışmıştır. Türkiye Cumhuriyetine Liderlik yaptığı süre içinde, dünyanın en saygın ülkelerinden biri olmasını sağlamıştır.

İsmet İnönü’yü, Adnan Menderes’i, Süleyman Demirel’i, Bülent Ecevit’i, Turgut Özal’ı, Necmettin Erbakan’ı, Abdullah Gül’ü, Recep Tayyip Erdoğan’ı ve diğerlerini beğenenler olabilir. Amma, ben açık bir şekilde ifade ederek diyorum ki, günümüze kadar Türkiye Cumhuriyeti, hatta Osmanlı İmparatorluğu tarihini irdelediğimde sadece ve sadece

“KEŞKE TÜRKİYE’NİN BAŞINA BİR ATATÜRK DAHA GELSE”

diyecektim!

Türkiye’nin banisi ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal

ATATÜRK

için utanmadan, sıkılmadan

(DİKTATÖRDÜ)

diyenler var. Atatürk diktatör idiyse böyle diktatörlere can kurban…

99.YILINI İDRAK EDEN CUMHURİYETİMİZ!

Cumhuriyetimiz, kuruluşunun 99. yıldönümünü idrak ediyor. 99 yıl önce 29 Ekim günü o zamanki adı Meclis-i Mebusan olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, cumhuriyeti ilân etmiş ve bu mübarek Vatanımızın adını da

“TÜRKİYE

CUMHURİYETİ”

olarak tescil etmişti.

Cumhuriyet, adından da anlaşılacağı üzere

CUMHURUN, YANİ HALKIN İRADESİNİN GEÇERLİ OLDUĞU

REJİMDİR.

İşin gerçeği şu ki, dinimizin özünde de idarelerin CUMHURİYET OLMASI gerçeği yer almaktadır. Dört Halifeler dönemi, İslâmiyetin Cumhuriyet dönemi olarak yorumlanabilir. Çünkü ilk dört Halife seçimle işbaşına gelmiştir.

Adları cumhuriyet olduğu halde, diktatörlükten beter rejimlerin uygulandığı ülkeler elbette vardır. Kuruluşunun ilk yıllarında, Türkiye Cumhuriyetinin

VASİYE İHTİYACI VARDI.

Ebediyete intikaline kadar

Mustafa Kemal ATATÜRK, “EBEDİ ŞEF”

unvanıyla Cumhuriyetin vasisi konumundaydı.

ATATÜRK’ün

ebediyete intikalinden sonra, 1950 yılına kadar vasilik görevini

“MİLLİ ŞEF”

unvanlı

İsmet İNÖNÜ

üstlendi!

1923 yılında ilân edilen Türkiye Cumhuriyetinin safhaları incelendiğinde, 1950’li yıllara kadar ŞEFLİK, 1950-1960 arası sözde demokrasi olduğu, 1960 sonrası kısmi ara rejimlerle inkıtaa uğradığı, post modern darbelerle sarsıntılar geçirdiği görülecektir. Cumhuriyetimizin, bugün için de gerçek bir Cumhuriyet olup olmadığı tartışmalıdır!

Kuruluşunun 99. yıldönümünü kutlamakta olduğumuz Cumhuriyetimizin bugün için tehdit altında olduğu iddiaları oldukça yaygın. Laiklik, Ulusalcılık, Devletçilik gibi ilkelerin yok edilmek istendiklerini iddia edenler var!

Cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine yoğun saldırılar olduğu iddiaları giderek yaygınlaşıyor.

Cumhuriyet, öyle kolay kurulmadı. Bu bakımdan, kıymetini bilmemiz ve

Mustafa Kemal ATATÜRK’ün buyurduğu gibi İLELEBET MUHAFAZA VE MÜDAFAA ETMEMİZ gerekir.

LOZAN antlaşmasının yerine yeniden SEVR’İ hortlatmak isteyen dış güçler, bunu gerçekleştirmek için oyunlar peşindeler.

Mustafa Kemal ATATÜRK, Cumhuriyeti gençlere emanet etmiştir. Büyük Nutkun sonundaki

(GENÇLİĞE HİTABE)

bunun en açık kanıtıdır. İnanıyoruz ki, gençlik emanetine sahip çıkacak ve Türkiye Cumhuriyetini ilelebet koruyup, kollayacaktır.

Bu konuda ümidimiz ne askerlerden, ne siyasi partilerden, ne bürokratlardan ve ne de başkalarından değil, doğrudan doğruya

TÜRK GENÇLERİNDENDİR.

Buna inanarak diyoruz ki, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ YIKABİLECEK DAHİLİ VE HARİCİ HİÇ BİR GÜÇ YOKTUR!

YAŞASIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ!

TAŞLAMA

DERE YATAKLARINDA

EV KURACAK OLURSAN

SELLER BASTI DİYEREK

HİÇ AĞLAŞMA O ZAMAN

HEP YEŞİL ALANLARI

YAĞMALAYANLAR VARKEN

SELLER OLUR ELBETTE

BOŞ YERE DÖVÜNME SEN

BETON YIĞINLARIYLA

DOLDURURSAN TOPRAĞI

SUYU NASIL EMECEK

VAR MI BUNUN İZAHI

İHANETTİR DOĞAYA

AĞAÇ KATLİAMLARI

HER İHANETİN ELBETTE

BİR CEZASI OLMALI

Yazarın Diğer Yazıları