Ahmet Arıtürk

AŞURE GÜNÜ

Ahmet Arıtürk

Haram aylardan olan

MUHARREM

ayı içinde bulunuyoruz. Haram, dokunulması yasak, kutsal demektir. Araplar, kentler arasında güvenlik içinde, serbestçe gidip gelebilmek için dört ayı haram (dokunulmaz, kutsal) kabul etmişlerdi. Bunlar Recep, Zülkade, Zülhicce ve Muharrem aylarıdır. Üçü Ramazan ayından sonra başlayıp art arda gelir. Recep ise bunlardan iki ay önce gelen ve üç ayların başı olan aydır. Bu aylarda bütün Arabistan’da her türlü saldırı, yağma, talan ve savaş yasak kabul edilmiş olduğundan güvenlik içinde ticaret yapılır, herkes hacca gelip Kâbe’yi ziyaret ederdi.

İslâm ile bölgeye tam bir huzur gelmiş, insanlar can ve mal güvenliğine kavuşmuştur.

Peygamber Efendimiz HAZRET-İ MUHAMMED (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun)

veda haccındaki konuşmasında şöyle buyurmuştur:

“Zaman döndü, dolaştı ve Allah’ın, yeri göğü yarattığı sıradaki hali üzere geldi. Allah katında ayların sayısı on ikidir. Dördü haram aylarıdır. Üçü art arda gelir. Recep ise tektir. Cumada ile Şaban arasındadır.”

İşte bulunduğumuz mübarek Muharrem ayı da bu haram ayların belki de en önemlisidir. Çünkü içinde

AŞURE

gibi çok mübarek bir gün içermektedir. Aşure günü hicrî takvime göre yılın ilk ayı olan Muharrem’in onuncu günüdür. Zaten

AŞURE

Arapça

AŞRA (ON)

kelimesinden türemiştir. Dinimizde çok önemli yeri olan

AŞURE

GÜNÜNDE

birçok olaylar meydana gelmiş ve mucizeler gerçekleşmiştir. Bu önemli olaylardan ve mucizelerden bazılarını mümkün olduğu kadar sırasına göre ve özet olarak sunmağa çalışalım:

*Peygamber Efendimiz Hazret-i Muhammed’in (O’na al ve ashabına salat ve

selâm olsun) mübarek ruhunun  bir nur olarak yaratılması aşure günü olmuştur.

*Cebrail Aleyhisselâm ve melekler bu gün yaratılmıştır..

*Göklerin ve yerin yaratılması ve yeryüzüne ilk defa yağmur yağması da bir aşure günü olmuştur.

*Adem Aleyhisselâm bir aşure günü yaratılmış, İblis’in aldatmasıyla cennetten çıkarılmışken, yine bir aşure günü tövbesi kabul edilmiş ve Havva Anamızla bir Aşure günü Arafat dağında buluşmuştur.

*İdris Aleyhisselâm kendisini katletmek isteyenlerin fitnesinden bir aşure günü kurtarılmış ve göklere çekilmiştir.

*Nuh Aleyhisselâm‘ın gemisinin tufandan kurtulması ve Cudi Dağı üzerine selâmetle konması aşure gününde olmuştur.

*İbrahim Aleyhisselâm bir aşure gününde doğmuş, putlara karşı geldiği ve tevhit dinini yaymağa başladığı için Nemrud tarafından bir aşure gününde ateşe atılmışsa da, ilahi emir alan ateş İbrahim için gül bahçesine dönüşmüş, bu suretle Hazret-i İbrahim kurtulmuştur.

*Hazret-i Musa Aleyhisselâm ve kavmi, Firavun’un şerrinden kurtulmak için Mısır’dan kaçarlarken, Hazret-i Musa’nın asasını denize vurmasıyla denizde yol açılmış ve karşı sahile selametle geçerlerken, onların peşinden gelmekte olan Firavun ve askerleri Kızıldeniz’de boğulmuştur.

*Sabır timsali Eyüb Aleyhisselâm bir aşure günü kendisine bahşedilen şifalı suyla yıkanarak ve içerek şifa bulmuştur.

*Aşure günü, Yunus Aleyhisselâm‘ın balığın karnından kurtulduğu gündür.

*Davud Aleyhisselâm‘ın tövbesi bir aşure günü kabul edilmiştir.

*Süleyman Aleyhisselâm‘a dünya saltanatının verildiği gün, bugündür.

*Kardeşleri tarafından kuyuya atılan Yusuf Aleyhisselâm bir aşure günü kuyudan çıkarılmıştır.

*Yusuf için ağlamaktan iki gözüne de ak düşen Yakub Aleyhisselâm, kendisine getirilen Yusuf’un gömleğini yüzüne ve gözlerine sürmesi sonucu gözleri açılıp tekrar görmeye başlamıştır.

*Hazret-i İsa Aleyhisselâm bir aşure günü doğmuş ve yine bir aşure günü katledilecekken, göğe çekilmiştir.

*Peygamber Efendimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin Efendimiz, Kerbelâ denilen mevkide Yezit ve adamları tarafından aşure gününde şehit edilmiştir.

*Kıyametin de Cuma gününe müsadif  bir Aşûre günü kopacağı Peygamber Efendimiz tarafından haber verilmiştir.

Cümle Müslüman kardeşlerimin idrak etmekte oldukları Muharrem aylarını ve bu ayın en önemli zaman dilimi olan Aşure Günlerini yürekten tebrik ediyor, her türlü sıkıntılarından kurtuluşlarına vesile olmasını

CENAB-I ALLAH’TAN (CELLE CELELÜHÜ) niyaz ediyorum.

BİR AŞURE ETKİNLİĞİ NOSTALJİSİ!

Aşure günü için değişik bir şey yazayım

diye düşünürken,

AŞURE GÜNÜYLE

ilgili belki 50 yıl önce gerçekleşen bir etkinlik aklıma geldi. Yılını pek anımsamıyorum. Siirt Kız Meslek Lisesi tarafından

(Aşure Günü)

adı altında bir etkinlik düzenlemişti. Aşure Günü, Hicri takvime göre yıl içinde değişken olduğu için öyle tahmin ediyorum, etkinlik okulun yıl içinde yapılan çalışmalarının sergilendiği bir ortamda gerçekleştirilmişti. Yani, o yılın aşure günü, ders yılının sona ermesine yakındı.

Kız Meslek Lisesi o ders yılının etkinliklerini,

Aşure Gününe

denk gelen zaman diliminde kutlayacak bir gece düzenlemiş ve düzenlenen geceyi

“AŞURE ETKİNLİĞİ”

olarak isimlendirmişti. Gazeteci olarak katıldığım etkinliği

SİİRT Gazetedeki

köşemde baştan sona kadar şiir olarak aktarmıştım. Maalesef, çok sayıda şiirlerim gibi o şiirim de kayıp şiirlerimden biri olarak

Siirt Gazetesinin

elimizde olmayan arşivleri arasında kalmış bulunuyor.

Şiirin sadece son dörtlüğünü anımsıyorum. Her dörtlüğü

(SEYRETTİK)

kafiyesiyle son bulan bu uzun şiirimde gecede yer alan bütün etkinlikler sırasıyla mısralara dizilmişti. Kız Meslek Lisesinin adını

(AŞURE

ETKİNLİĞİ)

koyduğu gecenin sonunda davetlilere bir de

AŞURE TATLISI

ikram edilmişti. Gerçekten tadı damaklarda kalacak bir nefasette yapılan aşureden bütün davetliler gibi ben de bir tabak dolusu yemiştim.

Ancak, etkinlikle ilgili şiirimin son dörtlüğünü espri olsun anlayışıyla:

Herkes AŞURE yedi

ÂBİD’İ unuttular

Bizde iştahla bakıp

Yiyenleri seyrettik

şeklinde sonlandırmıştım.

Yazdığım şiir, okul yöneticilerinin çok hoşuna gitmiş olacak ki, Gazetenin okunmasından sonra. Okulun Müdür Yardımcısı Gazeteye geldi. Teşekkür ettikten sonra:

-Şiirinizin sonunda “Herkes AŞURE yedi Âbid’i unuttular” diye yazmışsınız. Bunu espri anlayışı içinde yazdığınıza inanıyoruz. Gerçekten aşure ikram etmeyi unutmuşsak, aşure tatlısı yapıp sizi özel olarak davet etmek boynumuzun borcu!

dedi.

Tabii ben de şiirin son dörtlüğünü espri anlayışıyla yazdığımı, bütün davetliler gibi o güzel aşureden bir tabak yediğimi söyledim ve gösterdikleri nezaketten dolayı kendilerine teşekkür ettim.

Evet, bugünkü yazımda bir

AŞURE ETKİNLİĞİ

nostaljisine yer verdim. Hem ne demişler

“Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer!”

Yazımı, AŞURE GÜNÜ ile ilgili iki şiirimi sunarak noktalıyorum:

BUGÜN AŞURE GÜNÜ

YER, GÖK BUGÜN VAROLDU

VE ÂDEM’İN TÖVBESİ

BUGÜN KABUL OLUNDU

NUH’UN GEMİSİ BUGÜN

KONDU CUDİ DAĞINA

BALIĞIN KARNINDAKİ

YUNUS BUGÜN KURTULDU

İBRAHİM’İ ATEŞE

ATTIRDI NEMRUT AMMA

EMİR ALINCA ATEŞ

GÜLLÜK, GÜLLİSTAN OLDU

YİNE HAZRET-İ İDRİS

BUGÜN ÇEKİLDİ GÖĞE

VE HAZRET-İ SÜLEYMAN

BUGÜN PADİŞAH OLDU

YUSUF, KARDEŞLERİNİN

ATTIKLARI KUYUDAN

BİR AŞURE GÜNÜNDE

İP’İ TUTTU, KURTULUDU

AĞLAMAKTAN YAKUP’UN

GÖZÜNE DÜŞEN AKI

BUGÜN AÇTI YUSUF’UN

GÖMLEĞİNİN KOKUSU

HAZRET-İ EYYÜP DAHİ

ÇÂRESİZ ZANNEDİLEN

HASTALIKTAN AŞURE

GÜNÜNDE ŞİFÂ BULDU

HAZRET-İ MUSÂ İSE

ÂSÂSIYLA DENİZE

VURUNCA KIZILDENİZ

CADDE GİBİ YOL OLDU

AYNI YOLDAN PEŞİNE

DÜŞEN FİRAVUN İSE

ASKERİYLE BERABER

O DENİZDE BOĞULDU

BUGÜN DÜNYAYA GELEN

HAZRET-İ İSÂ MESİH

YİNE AŞURE GÜNÜ

GÖĞE ÇEKİLİYORDU

HAZRET-İ MUHAMMED’İN

SIRTINDA TAŞIDIĞI

HÜSEYİN KERBELÂ’DA

BUGÜN ŞEHİT OLMUŞTU

AŞURE DEDİKLERİ

BÖYLE BİR GÜNDÜR ÂBİD

DİLERİZ Kİ YOKETSİN

ZAMANE FİRAVUN’U

***

TÖVBESİNİ ÂDEM’İN

AŞURE GÜNÜ KABUL

EYLEYEN RABBİMİZE

ŞÜKÜR BİNLERCE ŞÜKÜR

NUH'UN GEMİSİ BUGÜN

CUDİ DAĞINA KONDU

TUFAN DİNDİ SULARI

GÖKLER TUTTU, YER YUTTU

İBRAHİM’İN ATEŞTEN

KURTULDUĞU GÜN BUGÜN

VE DOĞDUĞU GÜNDÜR BU

HAZRET-İ İSMAİL'İN

YUNUS, BALIK KARNINDAN

BUGÜN BERRE ATILDI

YUSUF'SA ATILDIĞI

KUYUDAN ÇIKARILDI

BUGÜN KAVUŞTU YAKUP

GÖZLERİNİN FERİNE

BUGÜN KABUL EDİLDİ

DAVUD'UN TÖVBESİ DE

ŞİFÂ BULDUĞU GÜNDÜR

EYÜP'ÜN HASTALIKTAN

MUSA BUGÜN ÂSAYLA

KURTULDU FİRAVUN'DA

İSA BUGÜN DOĞMUŞ VE

YİNE BUGÜN SEMAYA

ÇEKİLMİŞ BUDUR GEÇEK

KANMA GEL SAFSATAYA

İMAM HÜSEYİN BUGÜN

KERBELÂ'DA ŞEHADET

ŞERBETİNİ İÇMİŞTİR

BUGÜNE ÇOK DİKKAT ET

HATIRINA BUGÜNÜN

KURTAR ÂBİD KULUNU

BU AŞURE GÜNÜNDE

DÜZLÜĞE ÇIKAR ONU

TAŞLAMA

ÜÇ-BEŞ MAAŞ ALANLAR

HAKKEDİLEN MAAŞIN

DIŞINDA KALANLARI

VERSİN, DİNSİN SEL-YANGIN

FAKİR VATANDAŞLARIN

ON LİRALIK HİBESİ

TALANCININ ON MİLYAR

VERMESİNDEN DEĞERLİ

ÇOK VEREN MALDAN VERİR

AZ VEREN CANDAN VERSE

MAKB.UL OLAN HİBE BU

BİL ALLAH’IN İNDİNDE

30 MİLYON DOLARI

SOMALİ’YE HİBE ET

İBAN’LA PARA TOPLA

BİR ÇELİŞKİ VAR ELBET

Yazarın Diğer Yazıları