MOSSAD’ın "
İstihbarat ve Özel Harekâtlar Enstitüsü
- İsrail'in ulusal istihbarat teşkilatı” 31 Temmuz 2024’te İran’ın kalbi hükmünde olan Başkenti Tahran’da, Hamas Lideri İsmail Haniyye’ye suikast düzenleyerek şehit etmesi, zihinlerde istifhamlara yol açmaktadır.
Kuruluş amacı, İsrail'in diplomatik kuruluşlarından ayrı olarak istihbarat toplama, gizli operasyonlar ve terörle mücadeleden sorumlu olan Mossad hiçbir yasa amacıyla, rolüyle, göreviyle, yetkisi ve bütçesiyle tanımlanamaz ve İsrail Devleti'nin anayasal kanunlardan tamamen muaf olduğu için bir derin devlet olarak görülür.
MOSSAD’IN, ABD’nin görüşünü almadan ve izni olmadan hiçbir eylem gerçekleştirmeyeceği de bilinen gerçeklerdendir. Hatta, emirleri İsrail Devletinden değil, ABD’den aldığı ve eylemlerinde CİA ve FBI (ABD İSTİHBARAT TEŞKİLATLARI) ile işbirliği içinde olduğu da bilinmektedir. Yani, MOSSAD’IN düzenlediği bütün eylemlerden İsrail kadar, ABD de doğrudan sorumludur. Her ne kadar ABD’li yetkililer düzenlenen suikastten haberdar olmadıklarını söyleseler bile, bunun böyle olmadığı bilinmektedir. Ancak, ABD’ye kim nasıl ceza verebilecek!
Dünyada 15 milyon Yahudi, 2 milyar Müslüman var. Bu 15 milyon Yahudi, maalesef ABD’nin de desteğiyle 2 milyar Müslüman’ı zebun etmiştir. Müslümanların bu duruma düşmelerinin sebebi, Müslüman kılıklı yöneticilerinin gerçekte ABD’nin kuklaları olmalarından kaynaklıdır.
Türkiye'de, ABD’ye ait İzmit, Balıkesir, Eskişehir, Konya, Ankara, Malatya ve Erzurum'da üsler ve nükleer silah depoları bulunmaktadır. Her ne kadar NATO kılıfı altında kurulmuş olsalar bile, gerçekte ABD’nin üsleri oldukları ortadadır. Zaten, NATO demek, bir yerde ABD demektir. ABD'nin Türkiye'de bulunan en büyük askeri üssü ise İncirlik Hava Üssü'dür. Bu Üs
1951 yılında inşaata başlanarak 1954 yılında kullanıma açılmıştır
. O günden bugüne bağrımıza saplanmış
BİR HANÇER GİBİ DURMAKTADIR. Haniyye’ye düzenlenen suikastte, İncirlik Üssünün kullanılmış olabileceği de istifhamlar arasındadır.
Bir istifham da, bunca ABD üssünün bulunduğu Türkiye’de, Ankara ne kadar güvenlidir. MOSSAD, ABD’den emir alırsa, İran’ın kalbi hükmündeki Tahran gibi, Ankara’da da suikastler dezenleyebilir mi!
Başta İncirlik üssü olmak üzere NATO kılıfı altında Türkiye’de bulunan bütün ABD Üsleri kapatılsın, diyeceğiz amma buna cesaret edecek bir iktidarın çıkacağını pek zannetmiyoruz…
MERMER KAFALILARA, ANIMSATALIM!
Türkiye, 26 Kasım 1950 günü
KORE
SAVAŞLARINA
katılmıştı. Daha doğrusu, Sovyetlerin bazı tacizlerine karşı bu yolu seçmek mecburiyetinde bırakılmıştı.
(NATO Kafa, Mermer kafa)
şeklinde kullanılan bir deyim vardır. Birisine bir şeyi on defa anlattığınız halde yine anlamazsa, durumunu bu deyimle açıklarsınız. Türkiye, 18 Şubat 1952’de NATO’ya alınmıştı. NATO’nun açılımı
“Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü”dür. İkinci Dünya Savaşı sonunda Dünya iki kutba ayrılmıştı. Bunlar başını ABD’nin çektiği NATO, diğeri de Sovyetler Birliğinin başını çektiği komünist bloktu.
İsmet İnönü, çok isabetli bir dış politika uygulayarak Türkiye’yi İkinci Dünya Savaşına sokmamıştı. Bilahare bu konuda tenkitte bulunanlara
“Ben sizi ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım”
şeklinde tarihe not düşmüştü. İkinci Dünya Savaşından sonra, yeni bir tehlike belirmişti. Bu da Sovyetler Birliği tehlikesiydi. Demokrasi ile yönetilen Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu ilkelerin, komünist bir ideoloji altında sürdürülmesi imkânsızdı. Sovyetler Birliği ise Türkiye’den toprak talebinde bulunmağa başlamıştı. Kars’ı ve Ardahan’ı istemek yanında Boğazlar üzerinde hak iddia etmekteydi. Bu durum, Türkiye’yi bir seçim yapmağa zorladı. SSCB’nin karşısında tek güç olan
NATO’ya
girmek için başvurdu.
Washington Antlaşması’na göre NATO ülkelerine yönelik herhangi bir saldırıya karşı üye ülkeler beraber hareket edecek ve beraber mücadele edeceklerdi.
Türkiye NATO’ya girerse, SSCB’nin istemlerinden çıkış yolu bulacaktı. NATO, önce Türkiye’yi kabul etmedi.
KORE
Savaşı
çıkınca, Türkiye Birleşmiş Milletlerin asker talebini kabul etti.
4500 kişiden oluşan Şimal Yıldızı isimli tugayını Kore’de kurulan Birleşmiş Milletler ordusu emrine verdi. Türkiye’nin amacı kendisini NATO’ya kabul ettirmekti. Kore savaşına katılan Tugayımız
721 şehit, 175
kayıp, 2147 yaralı ve 234 esir vermişti.
İşte, ancak bu kayıplardan sonra, Türkiye’nin
NATO’ya
kabulü gerçekleşti. Ancak, iş bununla da bitmedi.
(Elini veren, kolunu kaptırır)
misali Amerika’nın NATO çatısı altında Türkiye sınırları içinde üs kurmasına ve asker bulundurmasına izin verildi. 1960’lı yıllara gelindiğinde bu üslerin sayısı 100′ü geçmişti. Böylece 1922 yılında Kurtuluş Savaşı’yla kovduğumuz emperyalizm, bu dönemden sonra Türkiye’yi yeniden sarmaya başladı.
Türkiye, NATO üyesi ama hep ikinci sınıf üye muamelesi görmekte. Çünkü NATO’ya dahil tek Müslüman ülke. Türkiye’nin sınırında bir terör örgütü oluşturmak isteyen ülkelerin başında ABD gelmekte. Sözde Türkiye’nin yanında yer alması gereken ABD’nin, amacı Türkiye’yi bölmek olan PKK uzantısı YPG’ye tırlar dolusu silahlar verdiği, üstelik istihbarat temin ettiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Yani, bizim NATO’DA duruşumuzun hiçbir anlamı kalmamıştır.
Büyük Ortadoğu Projesiyle ABD, Türkiye’yi bölmek
istiyor. Bunun böyle olduğu açıktır.
NATO KAFA, MERMER KAFA OLANLARA VE HALA BU KONUDA AKILLARI BASMAYANLARA ANIMSATIRIZ.
TAŞLAMA
HANİYE SUİKASTI
MOSSAD’IN İŞİ BELLİ
ABD’E, İSRAİL’LE
BU İŞTE İŞBİRLİKÇİ
ONAYI ABD’DEN
ALMIŞ MOSSAD BELLİDİR
ABD VE İSRAİL
GAYET TEHLİKELİDİR
ABD VE İSRAİL
FİTNESİDİR DÜNYANIN
ORTADOĞU’YU YANGIN
YERİ YAPTILAR BAKIN
İSLAM DÜŞMANI BELLİ
BU HER İKİ ÜLKE DE
MÜSLÜMANLAR UYKUDAN
UYANMIYOR YİNE DE
ONBEŞ MİLYON YAHUDİ
KAN KUSTURUR İSLAMA
DESTEKÇİSİ ABD
BUNU BİLELİM AMA
TÜRKİYE’NİN BAĞRINA
SAPLANMIŞ HANÇERLER VAR
ABD’NİN ÜSLERİ
BİRER HANÇERDİR BUNLAR