Kovid-19 kapsamında Ramazan ayı için yeni ve etkileyici tedbirler alınması beklenirken, bir da baktık ki, tedbirler paketinin içi boş çıktı. Bilim adamları en az 21 günlük genel bir kapanmayı önerirlerken, çekirdek kabuğunu doldurmayacak tedbirlerle konunun yine savsatıldığına şahit olduk.
Böylesine boş tedbirler alınacağına işi
(SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞINA
BIRAKMAK)
çok daha isabetli olacaktı, herhalde! Böylece, hastalık kime bulaşırsa bulaşır,
(ölen ölür, kalan sağlar bizimdir)
deyişinde olduğu gibi hayat kaldığı yerden devam ederdi.
Bilim adamlarının ısrarla vurgulamalarına karşılık
TAM KAPANMA
yolunun neden gerçekleştirilmediğine doğrusu pek aklımız ermiyor. Ancak, tam kapanmaya gidilememesinin temelinde
EKONOMİK
DURUMUN BÜYÜK ETKİSİNİN OLDUĞU BELLİ!
Tam kapanmaya gidilmesi durumunda bunun ekonomik faturası gayet ağır olacak ve zaten, çok zor durumda olan ülke ekonomimiz bu yükü kaldıramayacaktır.
Akıl vermek gibi olmasın ama Devlet yetkililerine benim naçizane bir tavsiyem var. Hazır Ramazan ayı içindeyken, Diyanet İşleri Başkanlığından bir fetva alınsın, fitre ve zekat paraları, pandemiyle mücadele için kurulacak bir fonda toplansın. Zekat parasından ne çıkar demeyin. Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye’deki zenginlerin zekatlarını tam anlamıyla çıkarmaları durumunda, 500 milyar TL gibi yüklü bir paranın piyasaya arzedilmesi gerekeceği kanaatinde olduğunu açıkladı. Diyanet İşleri Başkanlığı fetva kurulu şimdi bir karar alsın ve zekat paralarının pandemiyle mücadeleye harcanmak üzere kurulacak bir fonla devlete ödenmesini istesin. Toplanan zekat paraları, pandemiye harcansın! Diyanet İşleri Başkanlığı böyle bir fetva verir ve zenginler zekatlarını kurulacak fona yatırırlarsa, pandemiyle mücadelenin ekonomik boyutunda büyük bir rahatlama gerçekleşirdi. Tabii, zekat verecek zenginler, zekatlarını böyle bir fona yatırırlar mı, yatırmazlar mı, ya da bir kısmını yatıranlar olur mu olmaz mı bilemeyiz. Vatandaşlar, yöneticilerine itimat ederse, güven duyarsa, vereceği zekatın gerçekten pandemiyle mücadele işinde kullanılacağına inanırsa belki verecek ama, güven duymuyorlar ki, versin! Merkez Bankasının kasasından çıkan 128 milyar doların akıbeti hala meçhulken, kurulacak bir
ZEKAT FONUNA, ZEKATINI KİM YATIRSIN!
Ben, din adamı değilim ama, felsefi inancıma göre, gerçekten de zekat ve hatta fitre paralarını bir fonda toplayarak koronavirüs pandemisi ile mücadelede alınacak ekonomik tedbirler için pek ala kullanılabilir! Hem de çok isabetli olur. Ama dediğim gibi, toplanacak zekat paralarının iç edilmesi korkusu varsa, elbette böyle bir uygulamaya gidilse bile netice alınamaz. Böyle bir uygulama ancak HAZRET-İ ÖMER döneminde olabilir. YEZİTLERİN döneminde değil!
ANEKDOT
Bektaşi meşrep Siirtli, Ramazan ayında bir zenginin peşine takılarak zekat istemiş. Bektaşinin ısrarlı bir şekilde peşine takılmasından sıkılan zengin, def-i bela kabilinden çıkarmış, bugünün değeriyle YÜZ TL olarak hesaplanacak bir parayı eline tutuştururken, söylenmiş:
-Biliyorum, aldığın bu parayla şimdi gidip bir şişe RAKI ALACAKSIN!
Bektaşi meşrep Siirtli cevap vermiş:
-Verdiğin parayla, DEVE alamam ya! Zaten gelse-gelse bir şişe rakı gelir!
TAŞLAMALAR
ZEKAT PARALARINI
BİZ BİR FONDA TOPLASAK
FETVASI YOK MU BUNUN
PANDEMİYE HARCASAK
DİYANET BÖYLE FETVA
VERMESİNE VERİR YA
VATANDAŞIN GÜVENİ
ESAS OLAN BU ANLA
128 MİLYAR
DOLAR NEREDE DİYE
SORULAR SORULUYOR
BİR CEVAP YOK NE DİYE
VATADAŞ GÜNAHINI
BİLE VERMEZ İNANIN
GÜVENMESİ ESASTIR
DEVLETE VATANDAŞIN