Doğa katliamının zirveye ulaştığı günümüzde, büyük önder Mustafa Kemal ATATIRK’ÜN DOĞAYA VERDİĞİ ÖNEMİ VURGULAMLAK AÇISINDAN Yalova’daki YÜRÜYEN KÖŞK’ÜN İNANILMAZ ÖYKÜSÜNÜ ANLATMAK İSTEDİM.
İşte o öykü:
ATATÜRK, 19 Ağustos 1929 günü Ertuğrul Yatı ile Yalova’ya gider. Amacı kenti kasıp kavuran amansız sıtma hastalığını yerinde görmektir. Yalova ve Termal’de gereken incelemeleri yaptıktan sonra yatıyla İstanbul’a dönmek üzere yol çıkar. Yalova açıklarında seyrederken gözü bir ulu çınara takılır ve hemen karaya çıkar. Gölgesinde bir süre dinlendiği bu ulu çınardan çok etkilenir ve kendisine burada bir ev yapılmasını emreder. Yalova sahilinde, bugün yine ATATÜRK tarafından kurulan BAHÇE KÜLTÜRLERİ MERKEZ ARAŞTIRMA içinde dörtgen plânlı, iki katlı, ahşap mütevazi köşk yapılır.
İnşaat 12 Eylül 1929 tarihinde (22 günde) tamamlanır.
Atatürk bir gün (1930 yılında) sahildeki köşküne tekrar geldiğinde bahçıvanı ağacın bir dalını keserken görmüş. Bunu neden yaptığını sorduğunda bahçıvan:
“Paşam, bu dallar çatıya zarar vermektedir”
cevabını alınca tarihe geçen şu emri vermiş:
“O DAL KALACAK, KÖŞK GİDECEK.”
Bunun ne anlamı geldiğini bahçıvan daha sonra anlayacaktır.
Gazi’nin emri ile İstanbul’dan getirilen bir teknik ekip 08.08.1930 tarihinde (üç gün içinde) bu binayı raylar üzerinde 4 metre 80 cm. doğuya kaldırır! Atatürk Köşk’ün yaklaşık 5 metre kaydırılma çalışmalarına, yanında kız kardeşi Makbule Ata’dan, Vali Vekili Muhittin Üstündağ ve Gazeteciler olduğu halde bizzat nezaret etmiştir.
Bu eylemle Atatürk dünyaya: doğa sevgisi, çevre bilinci ve teknolojik beceri konularında mesajlar vermeyi amaçlamıştır.
Afet İnan hatıralarında ulu çınar için,
“ATATÜRK’ÜN HAYATINI DEĞİŞTİREN AĞAÇ” ifadesini kullanmıştır.
Gerçek adı “MİLLET KÖŞKÜ” olan binaya halk bilahare “YÜRÜYEN KÖŞK” adını takmıştır.
Bugün için bile bu yapı doğa ve çevre sembolüdür ve Yalova’nın markasıdır. Kendi parasıyla yaptırdığı bu köşk
Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından Türk milletine bağışlanmıştır.
Köşk, 1999’da yaşanan Yalova Depreminde hasar görmeyen sadece yüzde 15 dolayındaki binalardan biridir. Halen sapsağlam ayakta durmaktadır. Çınar ise bu gün yaklaşık 400 yaşındadır. Bir uzmanlar ekibi tarafından ülkemizin en önemli 4 ağacından biri olarak seçilmiştir. İşte
ATATÜRK
ile gönümüz yöneticileri arasındaki fark budur. Atatürk, bir ağacın korunması için koca bir köşkü yürütmüş, günümüz yöneticileri ise Akbelen’de ağaç katliamı yapmakla meşguller!
Bu arada, Fatih Sultan Muhammed Han’ın da bir özdeyişini anımsatarak, yazımızı noktalayalım:
“Ağacımdan bir dal kesenin, başını keserim.”
TAŞLAMA
EYYAM-I BAHUR DEĞİL
ZAMLAR BİZİ BUNALTTI
ZAMLARIN DERECESİ
ALTMIŞI BİLE AŞTI
KIRKBEŞ DERECE DEĞİL
ALTMIŞ DESEK DAHİ AZ
YAŞANAN BUNCA ZAMDAN
İNSAN NASIL BUNALMAZ
EYYAM-I BAHUR BİTER
EYYAM-I ZAM BİTER Mİ
ALTMIŞ DERECEYİ DE
AŞAN BU ZAM DİNER Mİ
EYYAM-I BAHUR ON GÜN
SÜRER GEÇER AZAMİ
AMMA EYYAM-I ZAMMIN
SİZCE SONU GELİR Mİ
SICAKLAR DEĞİL BİZİ
BUNALTAN BU ZAMLARDIR
HELE EMEKLİ İSEN
HALİN PESPERİŞANDIR
YETER ARTIK BUNALDIK
PEŞPEŞE BU ZAMLARDAN
TAKATİMİZ KALMADI
DUYMUYOR SAĞIR SULTAN