Zannedilir ki
ADALETE TALEP,
DEMOKRASİ
ile başlamıştır. Demokrasiyle idare edilen ülke insanlarının talepleridir. Oysa
ADALETE TALEP,
insanlık tarihi ile yaşıttır. Adaletsizlik, yeryüzünde
HABİL - KABİL
olayı ile başlamıştır. Habil, masumiyeti; Kabil ise zulmü simgeler!
Firavunların, Nemrutların dönemlerinde bile adalet istemi vardı. Firavunlar da, Nemrutlar da bir konuda hüküm vermek için divanlarındaki adalet temsilcilerinin düşüncelerini alırlardı. Günümüzde Adaletin üç saç ayağından biri olarak tanımlanan
SAVUNMA HAKKINA
en despot yöneticiler bile dikkat ederlerdi.
Rejimlerin adı ister cumhuriyet, ister mutlakıyet, ister diktatörlük olsun yöneticilerin ilk görevleri
(EN ZAYIFIN
HAKKINI, EN KUVVETLİDEN
ALMAK)
halkları arasında adaleti sağlamaktır. “Herhangi birini sevdiğinde insaflı davran ki haksız kimse haklının önünde yer almasın. Eğer birinden nefret edersen, Allah’ı hatırlayarak ona zulüm etmekten kaçın” İslam dininin kurallarıdır.
İslami kurallarla yönetilen ülkelerde adlarına KADI denilen, günümüzde HÂKİM olarak isimlendirilenler arasında, en zayıf konumdaki tebaanın haklarını teslim etmek konusunda dönemlerindeki halifelerin, padişahların, ümeranın aleyhine karar verenler olmuştur. İşte, tatbikatta en zayıfın hakkını, en kuvvetliden almak budur.
21.yüzyılda sözde demokrasi ile yönetilen ülkelerin durumlarına bir bakınız. Gerçek anlamda Adalet var mı! Kuvvetliler, zayıfları ezerken; zulme (dur) denilebiliyor mu! Demek oluyor ki, adı demokrasi olan rejimlerde bile adaletle yönetilmediğimiz durumlar var.
Mahkeme kararlarını bir yana bırakalım da diğer konulardan örnekler verelim:
*Kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan atamalarda, adaletten söz edilebilir mi!
*Milyonlarca işsizin bulunduğu bir ülkede, birilerine hem de katmerli 3-5 maaş verilmesi adalete uygun mu!
*Fakirlerden ve zenginlerden KDV adı altında eşit oranda vergi alınması adil midir!
*Vatandaşları ırk, din, dil, mezhep gibi saiklerle ayrıştırarak (BİZDEN OLANLAR) ve (BİZDEN OLMAYANLAR) diye ayrıştırmak doğru mudur!
*Birlerini zengin etmek için çeşitli olanaklar sunarken, birilerini cezalandırarak hizaya getirmeye çalışmanın adaletle yorumlanacak bir yanı var mı!
*Devletin imkânları üleştirilirken birilerine kepçe-kepçe, birilerine çay kaşığı ile dağıtmak adil midir!
Soruları çoğaltmak mümkün. Bütün bunlar için rejimlerin adlarının CUMHURİYET veya OTOKRASİ OLMASI fark etmez. Bütün bunlardan önce sorulması gereken tek bir soru var. YÖNETİM ADİL Mİ, DEĞİL Mİ!!!
TAŞLAMALAR
ADALETE MUHTACIZ
HAVA KADAR, SU KADAR
TUZ KOKMUŞTUR GERÇEK BU
YÜZDE ONDUR İTİBAR
HER DEVİR, HER DÖNEMDE
ADALETTİR ARANAN
MİLLETİN TEK KAYGISI
ADALET İÇİN İNAN
EN ZAYIFIN HAKKINI
EN KUVVETLİ OLANDAN
ALMAKTIR BİL ADALET
ŞÜPHEN OLMASIN BUNDAN
ADALETİN İŞLEVİ
ZULME DİZGİN VURMAKTIR
ZULÜM FİRAVUNLAŞMAK
YA DA NEMRUTLAŞMAKTIR