9 Mart gününün Siirt ve Türkiye tarihinde önemli bir yeri vardır. 2003 yılına geri döner ve arşivleri incelersek 09 Mart 2003 günü ilimizde bir
yenileme seçimi yapıldığını anımsayacağız.
O tarihte Siirt’ten milletvekili seçtiğimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan 11 yıl süreyle başbakanlık yaptıktan sonra, artık cumhurbaşkanı olarak görev yapıyor. Yani 22 yıldır, Türkiye’nin tek adamı konumunda. 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul büyükşehir belediye başkanı seçilen Erdoğan, 12 aralık 1997'de şehrimizde halka hitaben yaptığı konuşmada okuduğu bir şiir yüzünden mahkum edilmiş, 4 ay kaldığı cezaevinden çıktıktan sonra 14 Ağustos 2001'de Adalet ve Kalkınma Partisi'ni kurmuş ve partinin genel başkanı olmuştu. 2002 yılı genel seçimlerinde hakkındaki mahkeme kararı nedeniyle 3 Kasım 2002 seçimlerinde milletvekili adayı olamayan Erdoğan, yapılan yasal düzenlemeyle milletvekili adaylığının önündeki yasal engelin kalkması üzerine, 9 mart 2003'te ilimizde yapılan milletvekili yenileme seçimine katılarak ve oyların yüzde 85'ini alarak 22. Dönem Siirt Milletvekili seçilmişti.
15 Mart 2003’te Başbakanlık görevini üstlenen Erdoğan, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde de AKP’yi iktidara taşımıştı.
10 Ağustos 2014 pazar günü, Türk siyasi tarihinde ilk kez doğrudan halkın oylarıyla ve ilk turda 12. Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, 24 Haziran 2018 pazar günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden cumhurbaşkanı seçilirken, 16 Nisan 2017’de kabul edilen anayasa değişikliği ile hayata geçirilen cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ilk cumhurbaşkanı olarak 9 Temmuz 2018 tarihinde yemin ederek görevine başlamıştı.
Yani, Erdoğan 10 ağustos 2014 tarihinden beri Cumhurbaşkanı. Şimdi de üçüncü defa cumhurbaşkanlığına aday olacağını ilân etmiş bulunmakta. Gerçi, anayasada (bir kimse 2 defadan fazla cumhurbaşkanı olamaz) deniliyor ama anayasa dediğiniz ne ki, her zaman değiştirilerek, yeni bir kalıba sokulabilir…
Yine anımsayalım, Sayın Erdoğan, Siirt ile olan manevi bağlantısını bizzat şu sözleriyle vurgulamıştı: “Siirt benim siyasi hayatımda 2 defa dönüm noktası oldu. Birincisi 17 Aralık 1997 tarihinde bu meydanda, burada okuduğum milli eğitim bakanlığının, talim terbiye kurulunun onayıyla geçmiş bütün kitaplarında yer alan Ziya Gökalp’e ait bir şiirle başlayan ve cezaevinde sonuçlanan bir süreçtir. O şiiri hatırlıyor musunuz, biliyor musunuz? Bu şiiri bir daha okuyabilir miyiz? Türkiye’nin nereden nereye geldiğini bu vesileyle bir kez daha hatırlayalım, özgürlük neymiş bunu bir kez daha hatırlayalım. Ne diyordu o şiirde; ‘minareler süngü, kubbeler miğfer; camiler kışlamız, müminler asker. Bir şey beni sindiremez; gökler, yerler açılsa, üzerimize tufanlar, yanardağlar saçılsa; biz oyuz ki; imanıyla övündüğümüz ecdadımız, titretici şeylere hiçbir gün diz çökmemiş; zaferlerin kapısı, Anadolu’nun tapusu Malazgirt’ten ta Çanakkale’ye imanın geçilmez kalesine kadar bizi zaferden zafere koşturan şey işte şu anda içinde bulunduğumuz inanç birliğidir.’ bu yolda böyle yürüdük. Buralara böyle geldik.”
Sayın Erdoğan’ın Siirt’le ikinci dönüm noktası ise 9 Mart 2003 tarihinde yapılan
yenileme seçiminde
Siirt milletvekili seçilmiş olmasıdır.
14 ağustos 2001’de arkadaşlarıyla birlikte adalet ve kalkınma Partisi’ni (AK Parti) kuran ve genel başkanı seçilen Sayın Erdoğan siyasi yasaklı olduğu için 3 Kasım 2002 yılında yapılan genel seçimlerde aday olamamıştı. Daha sonra, o yılların CHP Genel Başkanı merhum Deniz Baykal ile anlaşması sonucu yapılan yasal düzenlemeyle 9 Mart 2003 tarihinde Siirt seçimlerinin yenilenmesine karar verilmiş Sayın Erdoğan da ilimizden milletvekili adayı olmuştu.
Yenileme seçimine katılarak TBMM’ne 22. Dönem Siirt Milletvekili olarak giren Erdoğan, o hava ile AKP’li diğer iki adayı da meclise taşımıştı. Siirt yenileme seçiminde oyların yüzde 85’ini alan Sayın Erdoğan, böylece ezici bir çoğunlukla Siirt Milletvekili olmuştu. Peki, Siirt seçimi neden iptal edilmişti. Onu da anımsatmakta yarar var. Pervari ilçemizin Doğan köyü halkı, yolları olmadığı için seçimleri boykot etmişlerdi. Güya Doğan köyde sandık kurulu da oluşmamıştı! Maalesef, Doğan köyünün hala doğru dürüst bir yolu yoktur!
Siirt Milletvekili olduktan sonra 15 Mart 2003 tarihinde başbakanlık görevini de üstlenen Sayın Erdoğan, böylece Siirt milletvekilleri arasında şimdiye kadar
(başbakan)
sıfatını kazanan ilk ve tek milletvekili olmuştur.
Sayın Erdoğan’ın genel başkanı olduğu AK Parti 3 Kasım 2002 yılından beri kesintisiz olarak ve hem de büyük bir çoğunlukla iktidardadır. 2003 yılında başbakan olan Sayın Erdoğan 25 ağustos 2014 tarihinden itibaren de cumhurbaşkanlığı makamındadır. Sayın Erdoğan’ın bu yüce makamlara yükselişinde Siirtliler olarak karınca kararınca bir katkımız varsa, bununla elbette büyük bir gurur duyarız.
Ancak, acı da olsa hakikatleri dile getirmek gerekir. İlimizin durumunu özetlersek hala bir
(MEGA KÖY)
konumunda olduğunu söylemek zorundayız. 22 yıllık AKP iktidarına rağmen, sık sık dile getirdiğimiz beklentilerimizden hiç biri gerçekleşmedi. Sayın Erdoğan’ı, milletvekilimiz olarak seçtiğimiz 9 Mart’ta, Siirt’in dileklerini anımsatalım istedik. İşte, 20 yıldır devam eden ve makes bulmayan taleplerimiz:
*(Yol medeniyettir) kavramından hareketle Siirt’in çıkmaz sokak konumundan çıkarılması için demir yolu (tren) Siirt merkez ilçe üzerinden sınıra ulaştırılmalıdır.
*Siirt’e modern bir havalimanı yapılmalı ve Türkiye’nin bütün havalimanlarına kesintisiz uçak seferleri düzenlenmelidir.
*Siirt-Kurtalan-Batman yolu ile Siirt-Eruh-Şırnak yolu duble yol kapsamında ele alınmalı ve bir an evvel tamamlanarak hizmete açılmalıdır.
*Siirt-Şirvan-Pervari yolu Hizan üzerinden ve yine duble yol olarak Van’a bağlanmalıdır.
*İlimizin tarihi zenginliklerinin kanıtı olması açısından Türkiye’nin müzesiz tek ili durumunda olan Siirt’imize, en kısa süre içinde müze binası kurulmalıdır.
*Şehrimizdeki askeri birlik, tugay düzeyinden, tümen düzeyine çıkarılmalıdır. Yıllar öncesinde konuşlu olan 12. Tümenin, şehrimizin ekonomisine büyük katkıları olduğunu bilenlerden ve yaşayanlardanız.
*İlimizin en önemli geçim kaynaklarından biri olan fıstıkçılık konusu ciddi bir şekilde desteklenmeli ve yeni fıstık çiftliklerinin kurulması teşvik edilmelidir.
*Veyselkarani ve Tillo’daki manevi dinamiklerin turizm potansiyeline gerçek anlamda katkılarının sağlanması açısından
(sakin şehir)
kapsamına alınarak projelendirilmelidir.
22 yıllık AKP iktidarında bunların hiçbirinin gerçekleştirmemiş olması, Siirt halkını üzmektedir. Oysa 09 Mart 2003 tarihinde Siirtliler ne gibi hayaller ve ümitlerle sandık başına koşmuş, yüzde 85 oranında ezici bir çoğunlukla Sayın Erdoğan’ı milletvekili seçmişti. Erdoğan ve AKP’si 22 yıldır iktidarda, Siirt hala yerinde sayıyor…
Gerçek olan şu ki, AKP iktidarı, algı yönetimi açısından gerçekten yüksek bir performans sergilemektedir. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 22 yıl, hem de tek başına anayasayı bile değiştirecek temsil kabiliyetiyle iktidardadır. Ama hala da mazeretler üretmekte ve mağduriyet edebiyatı peşinde.
Cumhuriyet tarihinde gelen geçen hükümetleri irdelediğimizde sözde ilk demokratik seçimlerin yapıldığı 1950’li yıllardan günümüze kadar 22 yıl süreyle iktidarını sürdüren bir başka siyasi parti var mıdır. Hatta, iktidarını sürekli olarak 10 yıl sürdürebilen başka parti olmuş mudur.
1950’lerde iktidar olan Demokrat Parti tarafından kurulan Menderes hükümetlerinin toplam ömrü 10 yıldır. 22 Mayıs 1950-27 Mayıs 1960 yılları ardasında iktidarda kalmıştır.
Ondan sonra iktidarını 6 yıl devamlı sürdürebilen Adalet Partisinin Süleyman Demirel hükümetleri vardır. Demirel hükümetlerinin süreklilik kazandığı yıllar 27 Ekim 1965-26 Mart 1971 yılları arasındadır. Demirel, birkaç defa daha hükümetler kurmuşsa da bunlar koalisyon hükümetleri şeklinde ve kısa süreli olmuştur. Cumhurbaşkanlığına seçilmesinden sonra adalet partisi de zayıflamış ve siyasi partiler mezarlığına defnedilmiştir.
AKP’den önce en uzun süreyle hükümetler kuran bir siyasi parti de Turgut Özal’ın ANAP hükümetleridir. 13 Aralık 1983’te ilk hükümetini kuran Özal, 21 Kasım 1989 yılına kadar başbakanlık yapmıştır. Yani yaklaşık 6 yıl başbakanlık yaptıktan sonra cumhurbaşkanı oluştur. Özal’dan sonra ANAP zaman-zaman hükümetler kurmuşsa da, zayıf bir durumda ve koalisyonlar içinde yer almıştır.
AKP ise 3 Kasım 2002 yılından günümüze kadar sürekli iktidardadır. Hem de kuvvetli bir şekilde ve TBMM’inden dilediği her yasayı çıkarabilecek güce sahip bir çoğunlukla. AKP hükümetlerinin ilk 5 aylık döneminde başbakanlığı Abdullah Gül yürütmüşse de, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilme yasağının kaldırılmasından ve iptal edilen Siirt seçimlerinin 9 Mart 2003 tarihinde yenilenmesinden sonra meclise girmesi üzerine Abdullah Gül başbakanlıktan istifa ettirilmiş ve Erdoğan başbakan olmuştur. 2014 yılına kadar başbakan olarak görev yapan Erdoğan, başkanlık sisteminin getirilmesiyle birlikte şimdi de tek yetkili başkan olarak iktidarını sürdürmektedir.
22 yıldır iktidarda olan AKP’nin hala mağduriyet edebiyatı yapması ve Türkiye’nin kalkınmasının dinamosu olması gerekirken, milyonlarca işsizin oluşmasına, ekonomide bunca başarısızlıklara imza atmasına bir gerekçe bulunabilir mi!
Şöyle düşünün. AKP’nin iktidar olduğu gün dünyaya gelen bir bebek bugün ya üniversite mezunudur, ya da üniversite öğrencisi. 2002 yılında doğduğu ilk aylarda altına kakasını, çişini yapan o bebek, imkân bulabilmişse belki iş hayatına atılmış, iş adamı bile olmuştur. Hatta üstün irade tarafından tensip edilse meclise milletvekili olarak da girebilmiştir.
Diyelim ki, AKP iktidar olduğu zaman Türkiye’nin durumu da yeni doğmuş o bebek gibi olsun. Her konuya sıfırdan başlanılmış bulunulsun. Nasıl bir bebek 22 yıl içinde serpilip güçlü kuvvetli bir genç haline dönüşüyorsa, AKP’nin de bu 22 yıllık iktidarı döneminde Türkiye’yi güçlü kuvvetli bir duruma getirmesi gerekmez miydi.
Kaldı ki, AKP iktidarı hükümetleri yönetimi devraldıklarında, Türkiye Cumhuriyeti gerçekte zaten güçlü kuvvetli, gelenekleri, görenekleri olan dünya çapında bir devletti. Hiçbir şekilde bir
Ortadoğu
ülkesi
durumunda değildi. Ortadoğu’nun
kutup yıldızı
durumundaydı. Bütün Ortadoğu ülkelerinin gıpta ile baktıkları, hızına erişmek istedikleri bir konumdaydı. Sanayisi, ekonomisi, askeri gücü, en önemlisi demokrasiyi içselleştirmiş, kuvvetler ayrılığının en iyi uygulandığı bir ülkeydi. Şimdi, elinizi vicdanınıza koyun ve AKP zihniyeti tarafından 22 yıldır yönetilen ülkenin durumuna bir bakın. Bu ülkenin güçlü bir ekonomisinin olduğunu, her şeyden önemlisi kuvvetler ayrılığının tıkır-tıkır işleyen yapısının bulunduğunu söyleyebilen var mı! Allah için doğruyu söyleyin. Bugün bu ülkede 15 milyon işsiz varsa, bir zamanlar aşı ihraç eden ülke, ithal edecek aşı bile bulamıyorsa, mirasyediler gibi devletin bütün sanayi tesisleri, fabrikaları haraç-mezat satılmışsa, ülkenin dış borcu 500 milyar doları aşmışsa, vatandaşlar, çöp bidonlarından ekmek kırıntıları, meyve-sebze artıkları toplamak mecburiyetine bırakılmışlarsa bunun sorumlusu kimdir!
Hele 6 Şubat 2023 tarihi itibarıyla ülkemizin 11 ilinde yaşanan depremlerin yarattığı can kayıpları ve yıkıntılar ortada. AKP iktidarı maalesef bu yıkıntıların altında kalmıştır. 22 yıldır iktidarda olan bir siyasi parti, ülkeyi bu hallere getirmişse, hala bu siyasi partiye umut bağlamış olan ve Allah ile kandırılan saf vatandaşlar varsa, suçu kimde aramalı!
TAŞLAMA
DÜNYA KADINSIZ OLSA
BEŞ PARAYA DA DEĞMEZ
CENNET BİLE HURİSİZ
BİLİN BEŞPARA ETMEZ
KADIN OLMAZSA, ERKEK;
ERKEK OLMAZSA KADIN
BEŞ PARAYA DEĞMEZLER
GERÇEK OLAN BU BAKIN
KADINLAR VE ERKEKLER
BİRBİRİNE LİBASTIR
BU DURUM ADEM İLE
HAVVA’DAN BİR MİRASTIR
HAVVA’SIZ, ADEM OLMAZ
ADEM’SİZ, HAVVA DAHİ
DÜNYA, KADINLA GÜZEL
HEM VALLAH, HEM BİLLAHİ