AKP iktidarının seçime yönelik göstermelik hamleleri devam ediyor. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı 250 bin konut, 100 bin arsa, 10 bin dükkan satış projesi de seçime yönelik masallardan biridir! Bakın, size bir örnek vereyim, Mersin’de sözde TOKİ tarafından konutlar yapılacaktı. Bundan 3 yıl kadar önce kura çekimleri de yapılmıştı. Müracaatçılar Ziraat Bankasına 500’er lira kaparo da yatırmışlardı. Bu konutlar için müracaat eden ve kurada adı çıkan bir hemşerimizin ifâdesine göre, TOKİ’nin 3 yıl önce yapacağını vadettiği konutlar için hala arsa bile tespit edilmemiş!
Besbelli ki kiraların 3-5 bin TL’ye dayandığı günümüzde, vatandaşları ev sahibi yapmak hayali ile oyalamak istiyorlar. İktidar, çok uzun vadeli böyle bir yatırımı programa alarak, seçimlere yönelik bir hamle yapmıştır. İktidarda kalsalar oh ne alâ. Milleti oyalamaya (bu yıl bitecek, gelecek yıl bitecek) diyerek oyalamaya devam ederler. İktidardan düşerlerse, yerine gelecek iktidarın iki ayağını bir pabuca sokmuş olacaklar.
Bakın, peşinen belirtelim. 2023 Ocak ayında memurlara, emeklilere ve asgari ücretlilere kallavi bir zam yapılacak. Çünkü, iktidarın elinde son koz o var. Onu da kullanacak, seçimi kazanırsa zaten istediğini almış olacak. Seçimi kazanamazsa
(BENDEN SONRASI TUFAN)
havasında…
250 bin konut projesi hayaline dalacak vatandaşlara anımsatalım. Kiralardaki fahiş artışların sebebi nedir! Türkiye’ye 10 milyon sığınmacı alırsanız, elbette, onlar da başlarını sokacak bir konut edinmek zorunda kalmışlardır. Parası olanlar, konut satın alarak, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olmak hakkını elde ederlerken, parası olmayan sığınmacılar ise ev kiralamak suretiyle en zaruri ihtiyaç olan konut sorunlarını bir şekilde halletmenin yolunu bulmuşlardır. İşte, kiraların füze hızıyla yükselmesinin asıl sebebi budur. Aynı şekilde, yine sığınmacılar sebebiyle iş gücü ucuzlamış, iş verenler, asgari ücretin bile çok altında ve sigortasız olarak çalışmak zorunda olan sığınmacıları köle gibi kullanmak pahasına çalıştırırlarken, bu ülke vatandaşlarının iş kaybı yaşamalarına yol açmışlardır.
Kiraların, işsizliğin, pahalılığın artmasında ve enflasyonun TÜİK’E GÖRE YÜZDE 81, ENAG’A GÖRE YÜZDE 181 OLMASINDA SIĞINMACILARIN BÜYÜK PAYLARI VARDIR. Bu milleti hala MUHACİRİN-ENSAR masallarıyla avutmak isteyenler, İslâmi terimleri kullanarak milleti aldatmaktan vazgeçsinler. Saf Müslüman kardeşlerimiz de artık bu oyunlara gelmesinler.
Kendilerini 250 bin konut, 100 bin arsa, 10 bin iş yerinden edinmek hayaline kaptıranlar varsa, 20 yıldır yaşananlardan ibret alarak, hayâl kurmaktan vazgeçsinler…
ARILARA BİLE HİLEYİ ÖĞRETTİK!
Yazımıza, Kur’an-ı Kerim’de arı ve bal ile ilgili ayeti kerimenin meali alisini sunarak başlayalım. NAHL süresinde mealen:
“Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin. Sonra meyvelerin hepsinden ye de, Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir bal çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için, büyük bir ibret vardır” buyrulmaktadır.
Bal devşirme mevsimi içinde bulunuyoruz. Maalesef piyasaya (Pervari Balı) adı altında sürülen balın yüzde doksanı sahte. Evet, ARI adını verdiğimiz mübarek hayvana dahi hem hileyi, hem tembelliği öğrettik. Kendi tembelliğimiz yetmiyormuş gibi,
Yüce ALLAH’IN
vahyine muhatap olan arıyı hileye ve tembelliğe alıştırdık. Arının
“hayvan mı yoksa böcek mi olduğu"
tartışması devam ede dursun, ben arının İNSAN olduğu hükmüne vardım. Çünkü hile ve tembellik huyları sadece insanlarda vardır.
Arıya tembelliği ve hileyi nasıl öğrettik diye sorulursa hemen cevabını verelim. Kovanının yanına şeker şerbetini koyuyoruz. Arı da, kilometrelerce yol uçup özünü alacağı çiçek aramak yerine, kovanın yanındaki şeker şerbetini alıyor ve bal olarak işliyor. Piyasada satılan ve üzerinde
“HAKİKİ PERVARİ BALI”
yaftası yapıştırılmış balların çoğu, maalesef şekerli bal!
Sadece arıya mı hileyi ve tembelliği öğrettik. İnsanlarımıza da hileyi ve tembelliği öğretmedik mi! Belli gelir düzeyinin altında olan vatandaşlara
YEŞİL KARTLAR
dağıtılacak denilerek, vatandaşların çoğunu yalan beyana yöneltmedik mi. Çeşitli adlar altında ve sözüm ona sosyal devletin görevlerini yerine getirelim ayağıyla, milleti tembelliğe alıştırmadık mı. “Nasıl olsa devlet kömür veriyor. Makarna veriyor. Üç-beş kuruş maaş veriyor. Çalışmaya ne lüzum var!” düşüncesini vatandaşların zihinlerine sokmadık mı!
Evet insanlarımıza da, arı denilen mübarek hayvanlara da hem tembelliği hem hileyi öğreten, biz, sözde üstün zekâlılarız!
Yine de aklımın almadığı husus şu. Yüce ALLAH’IN vahyine muhatap mübarek ARI, nasıl oldu da, insanların bu oyunlarına geldi!
ANEKDOT
İşi, peynir ticareti olan sahtekâr, yağı alınmış (YAĞSIZ) olarak tabir edilen peynirleri, (YAĞLI) diyerek müşterilerine kakalamak için bir formül bulmuş. Dini, istismar için kullanan her sahtekâr DİNCİ gibi, YEMİN EDEREK müşterilerine peynirinin yağlı olduğunu söylüyor ve yağsız peyniri, yağlı peynir gibi satıyormuş.
Ama bunu yaparken, yemininin gerçek olması için bir de formül bulmuş. Şişe işi kiloluk sıvı yağ alıyor, peynir dolu her tenekeye bu şişeden az bir yağ döküyor, böylece yemininin gerçek olacağını varsayıyormuş!
Bu tüccar, diyelim ki peynir tenekesine az bir yağ dökerek ve
(PEYNİRİM YAĞLI)
diyerek yeminle alıcıyı kandırdı, peki,
YÜCE ALLAH’I NASIL KANDIRACAK!!!
TAŞLAMA
SEÇİM HAVASI İLE
BONKÖRLÜĞE BAŞLADI
SEÇİMLERE AZAMİ
ON AYLIK SÜRE KALDI
BİR SAVAŞ HAVASINA
SOKMASINLAR ÜLKEYİ
YUNAN İTİ HAVLARMIŞ
YENİ Mİ HAVLAR PEKİ
ADALARA SİLAHLAR
YIĞARLARKEN SUSTUNUZ
SEÇİM YAKLAŞINCA MI
BUNDAN AGAH OLDUNUZ
BİZDEN SONRASI TUFAN
HAVASINA GİRMEYİN
ÜLKEMİZİ DÜŞÜNÜN
ETMEYİN, EYLEMEYİN