2021 yılı itibarıyla Türkiye olarak, hukuk endeksi sıralamasında 139 ülke arasında maalesef ve maalesef 117. sıradayız. Artık, dünya devletleri kendi başlarına değiller. Onları gözetleyen ve attıkları her adımı takip eden kurum ve kuruluşlar var. Biz, deve kuşu gibi başımızı kuma gömsek bile, gövdemiz açıkta. Bu ülkede neler oluyor, neler bitiyor, gözler önünde!
Türkiye, 2021 yılına ait açıklanan "2021 yılı Hukukun Üstünlüğü Endeksinde (Rule of Law), geçtiğimiz yıla kıyasla 10 sıra gerileyerek 139 ülke arasında 117'inci oldu. Geçtiğimiz yıl listede 107’inci sırada olan Türkiye, bu yıl 10 sıra gerileyerek 139 ülke arasında 117’inci sıraya geriledi. Bu durum, Türkiye’de hukukun ne durumlara düşürüldüğünün kanıtı. Sözün tam anlamıyla çok ciddi bir hukuksal travma!
Bu çalışmanın sponsorları arasında Apple, Google, Microsoft gibi küresel ölçekteki dev şirketlerin yanı sıra Gates Vakfı ve Avrupa Birliği gibi kuruluşlar da bulunuyor. Projeye ayrıca Türkiye Barolar Birliği de dahil pek çok ülkenin barolar birliği destek veriyor.
Hukukun üstünlüğü bakımından dünyada en ileri ülkeler Danimarka, Norveç, İsveç ve Finlandiya geçen yıl olduğu gibi ilk sıraları paylaşıyor. Singapur 9. sırada yer alırken Güney Kore 11. sırada yer almakta.
2020 rakamlarına göre 139 ülke arasında 107. sırada yer alan Türkiye, son bir yılda yaşanan gelişmeler de göz önüne alınarak 2021 endeksinde tam 10 sıra gerilemiş bulunmakta.
Türkiye’yi gelişmiş demokrasilerle kıyaslamak doğru olmayabilir. Ancak Türk hukuk sisteminin, komşu ülkelerdeki 13 ülke içinde 12. sırada yer alıyor olması ciddi bir duruma işaret ediyor.
Bölgesel değil gelir üzerinden bakıldığında ise durum yine değişmiyor. Türkiye kendi gelir grubundaki 31 ülke arasında hukuk sistemi itibariyle 29. sırada yer alarak çarpık hukuk sistemini gözler önüne seriyor.
‘Hukukun üstünlüğü endeksi’ her bir ülkenin adalet sistemini 8 alt faktörde inceliyor. Bu alt faktörlere baktığımızda Türkiye’nin en kötü notu aldığı kategori ‘temel haklar’ kategorisi.
Türkiye’de hukuk soyut bir kavram olarak ele alınıyor. Adalet denince genelde başı kanunlarla derde girenler kişiler akla gelirken, hukuk yasaların üzerindeki bir değeri ifade ediyor. Bir ülkede hukukun üstünlüğü arttıkça, o ülkede kişi başı milli gelir ciddi bir şekilde artıyor. Tersi de geçerli: Hukukun üstünlüğü zedelenince herkes kaybediyor. Hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir ülkede, vatandaşlar kendini güvenli ve huzurlu hissediyor.
Yeni ekonomide rekabet ancak adil ve yasalarla garanti altına alındığı zaman ekonomik büyümeyi getiriyor. Yasal güvence altında, adil rekabet koşulları olduğu zaman insanlar daha özgür düşünebiliyor. Nitekim dış sermaye de hukukun işlediği ülkelere uzun vadeli yatırımlarını yapıyor. Yani hukukun üstünlüğü ihdas edilmeden refah seviyesini artırmak artık günümüz küresel ekonomisinde mümkün değil.
Türkiye’nin, Hukukun üstünlüğü endeksinde geçen yıla göre 10 sıra birden gerileyerek geldiği nokta gerçekten çok acı ve düşündürücü değil mi!!!
HDP, BARIŞ DİLİNİ KULLANIRSA!
Seçimler erkene alınır mı alınmaz mı, 2023’te mi, 2022’de mi olur, netlik kazanmış değil. İttifaklar nasıl şekillenecek, henüz kesinlik kazanmadı. Önümüzdeki seçimlerin kilidi ve anahtarı HDP olacak. Milletvekili seçimlerine tek başına katılacak olan HDP’nin baraj sorunu yaşamayacağı muhakkak. Daha şimdiden, AKP ve CHP’den sonra barajı geçecek üçüncü parti konumunda görünüyor. Samimi olarak belirtmekte yarar var. HDP, barış dilini kullanır, bunda inandırıcı olan ve diğer siyasi partiler gibi, Türkiye Partisi olduğu kanıtlarsa, çok iyi mesafe alacaktır. Aslında, HDP’nin meclis dışında kalması, temenni edilmemesi gereken bir husustur. Legal bir partinin mecliste olması, illegal görüntülerden çok daha olumludur. Seçmen vatandaşlar (öncelikle Kürt kardeşlerimiz) Türkiye’nin bir partisi olacağına ve barış söylemlerinin gerçekliğine inansalar, HDP’ye büyük ölçüde teveccüh edeceklerdir.
Türkiye'deki Kürt nüfusunun oranı yüzde 12 ile yüzde 20 arasında tahmin edilmektedir. Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde bulunan Kürt sayısı kadar, Batı Bölgelerini mesken edinmiş Kürt kökenliler vardır. Kürtler, Anadolu'nun yerli halklarındandır, göç ederek bölgeye gelmemişlerdir. Özellikle Bölgemiz dışındaki Kürtlerin endişeli oldukları konular vardır. Türkiye’nin birlik ve beraberliğinin bozulmasını istemezler. İstanbul, İzmir, Adana, Mersin gibi metropol illerde yaşayan ve ticaret hayatına yön veren Kürtler bulunmaktadır. Bunlar, düzenlerinin bozulmasını asla istemezler. Bunun için HDP’ye sıcak bakmayabilirler. Ancak, HDP bir Türkiye partisi olduğunu ve barış konusunda samimiyetini ispatlarsa, bölge dışındaki Kürtlerin ve hatta umut arayışı içinde olan diğer etnik kimliklerin teveccühünü kazanması hiç de zor olmayacaktır.
Unutulmaması gereken bir husus da, Türkiye’deki etnik gruplar arasında büyük ölçüde akrabalık bağlarının kurulmuş olduğudur. Doğu ile Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yüzde 50'nin üzerinde Kürt nüfus bulunurken, Kuzeydoğu Anadolu, İstanbul, Batı Anadolu, Ege, Doğu Marmara ve Akdeniz Bölgelerinde de önemli oranda Kürt nüfus bulunduğu akıllardan çıkarılmamalıdır.
Kürtlerin, Türkiye'nin tamamına yayıldığı, Türklerle ve Türkiye’deki diğer etnik gruplarla iç içe yaşadığı, kuvvetli akrabalık bağlarının oluştuğu bilinen gerçeklerdendir.
Evet, HDP’nin yapması gereken tek şey barıştan yana bir Türkiye partisi olduğunu kanıtlamasıdır. Seçmenlere bu mesajı verebildiği takdirde, genel seçimde üçüncü siyasi parti olarak meclise girecek ve 20-30 yıl sonrası Türkiye’nin belki de birinci partisi olacaktır.
TAŞLAMA
RUSYA İŞGAL ETMEYE
BAŞLADI UKRAYNA’YI
BAKALIM NE YAPACAK
ABD DENEN DAYI
NATO’YU HAREKETE
GEÇİRSE NE OLACAK
TÜRKİYE’NİN DURUMU
ORTADADIR DOSTUM BAK
SAVAŞ DEĞİL, BARIŞTIR
İNSANLARIN İSTEĞİ
BARIŞ İÇİN GÖSTERİN
GEREKTİR HER DESTEĞİ
ABD DE RUSYA DA
BİRER KÖPEK BİLİNİZ
İTLER KAPIŞTIĞINDA
ARAYA GİRMEYİNİZ