29 Eylül-2 Ekim 2022 günleri arasında İstanbul’da Genel merkezi İstanbul’da olan
Siirt
Kültür Eğitim ve Yardımlaşma Vakfının gerçekleştireceği “
Siirt
Tanıtım Günleri” start aldı. Geçmiş yıllarda düzenlenen etkinliklere hep davet edilirdik. Her ne hikmetse, bu yıl düzenlenen etkinliğe davet edilmedik. Gazeteci meslektaşlarımızdan davet edilen var mı, bilemiyorum. Söz, (SİİRT TANITIM GÜNLERİ)NDEN açılmışken, 2017 yılında İstanbul Yenikapı’da düzenlenen etkinlikle ilgili bir nostalji yapalım istedik. Hani ne demiş atalarımız (Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer:
Siirtliler Vakfı tarafından 18-22 Ekim 2017 tarihleri arasında düzenlenen (Siirt Tanıtım Günleri) etkinliklerine katılmak üzere 17 Ekim günü İstanbul’a gitmiştim. Siirt uçak seferleri uzun süredir iptal edildiğinden, haliyle Batman Hava Limanından uçağa binmek zorunda kalmıştım. Doğrusunu isterseniz, bu ilin bir sevdalısı olarak Siirt Hava Limanından değil de Batman Hava Limanından İstanbul’a gitmek zorunda kalmak beni her zaman için incitmiştir.
Türk Hava Yollarına ait uçakta, fazladan birkaç sıra koltuk eklenmesi için standartların dışına çıkıldığı ve yolcuların ayaklarını rahatça uzatabilmelerinin imkânı olmadığı belliydi. Pencerenin yanındaki koltukta oturacağıma sevinirken, ilave sıralar nedeniyle pencere, koltuğun hizasından çıkmıştı. Aşağıya bakabilmem için başımı sağa doğru çevirmem lazımdı. Bir süre çevirdim ama boynumun tutulduğunu hissederek, pencereden aşağıyı izlemekten vazgeçmek zorunda kaldım. Elbette, uçak koltuklarının kaç santim aralıklı olmaları gerektiğini belirleyen bir standart vardır. Belli ki, Türk Hava Yolları bu kurala uymuyordu. Birkaç fazla yolcu almak için, standartlara uymayı boş vermişti. Bu sebeple de güya koltuğun yanındaki pencereler, kafalarımızın arkasına denk geliyordu.
Şimdi, bu durum sadece Bölgemize yönelik iller için uyguluyor dersem, belki yalan olur. Çünkü şimdiye kadar yaptığım seyahatler Siirt - Ankara - İstanbul, Batman - Ankara - İstanbul veya Diyarbakır - Ankara-İstanbul seferleri ve bunların dönüşleri şeklinde olmuştur. Bu yüzden diğer illerle ilgili seferlerin yapıldığı uçaklarda da koltuk düzeninde standartların dışına çıkılıp çıkılmadığını bilemem. Sadece tahmini olarak, diğer bölgelerde standartlara uygun koltuk düzeni olduğunu düşünüyorum. Yanılıyorsam, Türk Hava Yolları lütfen düzeltsin!
Uçak yolculuğu yapanlar bilirler. Uçak kalkmadan önce, bir tehlike anında nasıl hareket edileceği konusunda yolculara bilgilendirme yapılır. Bilgilendirme Türkçe ve İngilizce şeklindedir. Bölgemiz illerine sefer yapan uçaklarda tek-tük yabancı yolcu olabilir. Ama ne Türkçe, ne İngilizce bilmeyen o kadar Kürt ve Arap var ki…
Doğrusunu isterseniz, yolcuları sözde bilgilendirme amaçlı yapılan anlatımları hiçbir yolcunun dinlediği kanısında da değilim. Yani, anlatılanlar bir kulaktan giriyor, bir kulaktan çıkıyor. Hem
ALLAH
KORUSUN
bir tehlike olsa, binde bir kurtuluş ihtimali ya vardır, ya yoktur. Bana göre, hostesler de, kaptan pilotlar da boşuna nefes tüketiyorlar.
Uçakta, bir de yolculara yapılan ikramlar vardır. Genelde bayatlamış sandviç ve meyve suları servis edilir. Eh, ikram ikramdır. Artık tazesine, bakmamak gerekir. Yolcu ne verilirse onu yiyecek, onu içecek, ya da ikramı kibarca reddedecek.
Uçağımız Atatürk Hava Limanına indikten sonra, adres olarak verilen Yeni Kapı Etkinlik Alanına gitmek için Metroya biniyoruz. Yeni Kapı Metrosu zaten son durak. Yeni Kapı’da, metrodan iniyoruz. Bu arada, bir hafta önce, İstanbul’a gezmek için gitmiş olan Oğlum Muhammed Cüneyt’le sık-sık telefonlaşıyorum. Yeni Kapı Metrosunun çıkışında buluşmayı kararlaştırmıştık. Meydana çıkınca, yine cep telefonuna sarılıp, Cüneyt’i arıyor,
(neredesin)
diye soruyorum. Gülerek cevap veriyor:
-Baba, arkana bak.
Dönüp baktığımda, Cüneyt’in iki-üç adım arkamda olduğunu görüyorum. Metroya çok yakın bir otelde yer ayırtmış olduğunu söylüyor. Zaten vakit akşam olduğu ve karanlık çöktüğü için doğrudan otele gidiyoruz.
Yol yorgunu olduğum için otele gider gitmez ayrılan odaya çıktım ve başımı koyduğum gibi yattım. Cüneyt ise gezmek ve İstanbul’un tadını çıkarmak için dışarı çıktı.
Ertesi gün saat 10:00 sıralarında etkinlik alanına gitmek için önce Yenikapı metrosunun bulunduğu alana gittim. Oradan da yürüyerek ve sora sora etkinlik alanına ulaştım. Alanın ortasında büyük bir çadır vardı. Siirt’ten gelen kurum ve kuruluşlar için stantlar belirlenmişti. Siirt’le ilgili etkinliğe katkı sağlamak ve kendi reklamlarını da yapmak açısından olacak İstanbul’un Gaziosmanpaşa, Fatih, Sancaktepe, Esenler ve Bayrampaşa Belediyeleri de çadırın içindeki stantlarda yer ayırmışlardı.
Siirt Vakfı ise etkinlik çadırının girişinde orta yerde büyük çadır içinde küçük çadırını kurmuştu. Küçük çadırın içinde kitaplar, broşürler, çay-kahve servisi için lüzumlu malzemeler vardı. Küçük çadırın etrafına ise etkinliğe katılacak Siirtli yazarların kitaplarını imzalamaları için masalar konulmuştu.
Yine etkinlik çadırının ortasında Siirt evliyalarının tanıtımının yapıldığı yazısal ve görsel tablolar yerleştirilmişti. Abdurrahman Bin Avf, Veyselkarani, Şeyh Hamza El Kebir, Şeyh İbrahim El Mücahid, Şeyh Musa, İsmail Fakirullah, İbrahim Hakkı, Şeyh Muhammed El Tomani, Molla Halil, Şeyh El Hazin, Şeyh Müşerref, Şeyh Kazım gibi zevatların biyografilerinin ve türbe fotoğraflarının yer aldığı panoların konulmasının amacı Siirt’in
EVLİYALAR DİYARI
olduğuna vurgu yapmaktı. Biyografileri tetkik edip, dikkatlice okudum. Bazılarında hatalar vardı. Daha doğrusu yıllarca evvel hazırlanmış ve hemen her etkinlikte kullanılan bu materyallerin zaman içinde değiştirilmeleri gerekiyordu. Mesela Şeyh Müşerref’e ait biyografiyi okuyanlar hala hayatta olduğunu zannedebilirler.
Çadır içinde Valilik standı en başta yer alırken, bu standın, protokolün ağırlanması amacıyla dizayn edildiği belliydi. Valilik standının altında Siirt Üniversitesine ayrılmış yan yana dört stant vardı. Siirt Ticaret Odası, Siirt Özel İdaresi, Siirt Kamu Hastaneleri Birliği stantları yan yana sıralanmıştı. Aynı sırada Kanal 56’ya da stant ayrılmıştı.
Karşı tarafta ise Siirt Belediyesi, Siirt Fıstık İşletmeleri Birliği (SFİT), Tillo Kaymakamlığı, Şirvan Kaymakamlığı, Şirvan Belediyesi, Pervari Kaymakamlığı, Pervari Belediyesi, Kurtalan Kaymakamlığı, Kurtalan Belediyesi, Eruh Kaymakamlığı, Eruh Belediyesi ve Baykan Kaymakamlığı ile Baykan Belediyesine ait stantlar yan yana dizilmişti. Kurum ve kuruluşlar kendilerini tahsis edilen stantlarda etkinliklerini, hünerlerini sergileyen tanıtıcı materyalleri teşhir etmekteydiler.
Stantlarda fıstık, Pervari Balı, Bıtım Sabunu, Siirt Battaniyesi, perde-pilav kabı, bakırdan mamul materyaller, menengiç kahvesi şal, kilim gibi Siirt’e özgü değerler sergilenmekteydi.
Çadırın dışında kalan geniş alanda ise verilecek konser ve yapılacak konuşmalar için geniş bir alan düzenlenmişti. Alanın çevresi boydan boya stantlarla doluydu. Stantların hemen hepsi, sahipleri Siirtli olan çeşitli firmaların tanıtımlarını yapmaları amacıyla dizayn edilmişti. Birçok firmalar ürünlerini veya iş alanlarını duyurmak için tezgâh açmışlardı. Bu arada, Siirt’in yemeklerinin yapılıp servis edildiği stantlar da vardı. Büryan, Kaburga, KİTEL İMMİ (İÇLİ KÖFTE) gibi yöresel Siirt yemekleri pişirilerek servis edilmekteydi. Tabii, yemekler paralıydı ve gerçeği söylemek gerekirse, oldukça da pahalıydı.
Yine çadırın dışında iki stant vardı ki, bana göre en önemlileri bunlardı. Siirtli Şair-Ressam Hemşerimiz M. Sait Yıldrırımer
(AMMO BERHO)
olarak ünlenen şiir kitabını imzalamak yanında, eserlerinden oluşan tablolarını kendisine ayrılan stantta sergilemişti.
Yine Siirtli Yazar Hemşerilerimizden M. Şefik Görgin (Arapça Qelt Lehçesi) ile hazırladığı (Arabi l-Welêyê) – (Siirt Arapçası) adlı eserini okuyucularına imzalıyordu.
Hem çadırın içindeki, hem dışındaki stantları bir-bir gezerken, özellikle çadırın dışındaki stantlarda çok yakından tanıdığım ancak belki 50 yıldır görmediğim eski dostlarımla ve okul arkadaşlarımla karşılaştım. Hepsiyle de sarmaş dolaş olduk. Şaka yollu birbirimize
(yahu, sen daha sağ
mısın)
diye takıldık.
Etkinliğin ilk 3 gününde (8-19-20 Ekim) pek bir kalabalık yoktu. Siirtliler biz bize idik. Protokolden kimseler de ortalıkta görülmüyorlardı. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Muhterem Eşi Türkiye’nin First Lady’si Hemşiremiz Emine Erdoğan Hanımefendinin 21 Ekim’de etkinliğe katılacağı söyleniyordu. Anlaşılan ekabir takımı arz-ı endam için Emine Hanımefendinin geleceği günü beklemekteydi.
İşin gerçeği
(Siirt Tanıtım Günleri)
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Eşi Türkiye’nin First Ladysi Hemşiremiz Muhterem Emine Hanımefendinin geleceği zamana endeksli gibiydi. Bu yüzden olacak, ilk üç gün ortalıklarda pek arz-ı endam etmeyen ekabir takımı, Emine Hanımefendi’nin etkinliğe katılacağı dördüncü gün koşuşturup duruyorlardı. Tabii, etkinlik alanında da olağanüstü güvenlik önlemleri alınmıştı. Polisler barikat kurmuş, etkinlik alanına girecekler, tepeden tırnağa aranıyorlardı. Emine Hanımefendi gelip gidinceye kadar da Etkinlik çadırına sadece görevli kartı sahipleri ve basın mensupları girip çıkabiliyorlardı.
Etkinlik için Siirt’ten gelen protokol mensuplarının başında Vali Ali Fuat Atik vardı. Belediye Başkan Vekili Ceyhun Dilşad Taşkın, Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Erman, Vali Yardımcılarından Yunus Koç, İlçe Kaymakamları, Belediye Başkanları, AKP İl Başkanı Fuat Özgür Çalapkulu, İl Özel İdare Genel Sekreteri Hifzullah Canpolat, Kültür ve Turizm İl Müdürü Remzi Uslu, SFİT (Siirt Fıstık İşletme Tesisleri) Başkanı Şuayip Aslan ve diğer bazı il müdürleri de gelenler arasındaydı.
21 Ekim 2017 Cumartesi günü saat 10:00’dan sonra önce muhtelif illerde üst düzey görevlerde bulunan Siirtli hemşerilerimiz etkinlik alanına teşrif ettiler. Aralarında AKP
Siirt
Milletvekili Yasin Aktay, AKP MKYK üyesi İş Adamı Ethem Sancak, Siirt Eski Milletvekili Afif Demirkıran, ATO (Ankara Ticaret Odası) Başkanı Hemşerimiz Gürsel Baran, Siirt Ticaret Odası Başkanı Güven Kuzu gibi isimler vardı. Yanlarında adlarını sayamayacağımız kadar çok sayıda üst düzey protokol mensupları ve iş adamları bulunuyordu. Etkinlik alanında yapılan anonslarda sık-sık Emine Hanımefendi’nin geleceği zamana vurgu yapılmaktaydı.
Saat 14:00’te Emine Hanımefendi’nin etkinlik alanına teşrif ettiği duyuruldu. Bu anonsla Siirtli hemşerilerimiz adeta coştu. Etkinlik alanında verilecek konserler için kurulmuş olan platformun önünde karşılama töreni düzenlendi. Emine Hanımefendi ekabir takımıyla teker-teker tokalaştıktan sonra, herkes platformdaki yerini aldı.
Önce Vali Ali Fuat Atik ve Milletvekili Yasin Aktay birer konuşma yaptılar. Son konuşmayı ise Emine Hanımefendi yaptı. Siirt’le ilgili olarak düzenlenen tanıtım günleri etkinliklerine katılmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Hanımefendi "12 bin yıllık geçmişiyle birçok medeniyete ev sahipliği yapan 3 dilli şehir Siirt'in tüm güzelliklerini burada görmekten ziyadesiyle mutluyum" diyerek başta Siirtliler Vakfı yöneticileri olmak üzere etkinliğe katkı sunan Siirt Valiliğine, Siirt belediyesine, diğer kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.
Siirt Tanıtım Günleri'yle İstanbullu ve Siirtlilerin, buluşup kaynaştığını belirten Emine Erdoğan, "Toprağından kopmadan ona vefa duyan herkes bizim için özeldir, kıymetlidir. Evrensel olmanın şartı kendi kültürüne kök salmaktır. Anadolu’muzun yerel değerlerini ne kadar tanıtır, yeni nesillere ne kadar öğretirsek o kadar küresel değerler üretebiliriz. Bu tür toplantılar, geleneği canlı tutmanın vesilesidir" diye konuştu.
"
Siirt
Tanıtım Günleri süresince Siirt’imizin yöresel lezzetlerini, büryan kebabını, kitelini, perde pilavını, bıttım sabununu, tanıtma fırsatımız olacaktır. Dünyaca bilinen Pervari balı ve
Siirt
fıstığı da hatırlanmaya değerdir. Daha çok insanı
Siirt
'in zenginlikleriyle tanıştırmalıyız" diye konuşmasını sürdüren Emine Hanımefendi konuşmasını,
"Siirt'i Gören Bilir"
türküsünün sözlerini okuyarak sonlandırırken alkış tufanı koptu. İki dörtlükten oluşan türkünün sözleri şöyleydi:
AH SİİRT'İ GÖREN BİLİR
YAYLASINA ÇIKAN BİLİR
AH SİİRT'İ SEVMESİNİ
GURBETTE KALAN BİLİR
DERESİ DERİN SİİRT
SULARİ SERİN SİİRT
HER ZAMAN AKLIMDASIN
KALBİMDİR YERİN SİİRT
Konuşmalardan sonra, etkinlik çadırı önüne gidilerek kurdele kesimi gerçekleştirdi. Haliyle kurdele kesimi de Emine Hanımefendi tarafından yapıldı. Yanında yine Vali, eski-yeni Milletvekilleri, İş Adamı Ethem Sancak gibi isimler vardı. Kurdele kesimini müteakip protokol mensupları ile birlikte çadır içindeki stantları teker-teker gezen First Lady Hemşiremiz, görevlilerle sohbet ederek bilgiler aldı. Valilik standının önüne gedilinceye kadar hayli zaman geçmişti.
Valilik Standında dinlenmek üzere oturan Emine Erdoğan’a yöresel yemekler ve menengiç kahvesi ikram edildi.
Hanımefendi hazır oturmuşken, imzalamak üzere getirdiğim (AŞKIN KİTABI) ve (SİİRT İLE İLGİLİ ANEKDOTLAR) KİTAPLARIMI imzalayarak Valilik standının önünde kendisine takdim ettim. Hanımefendi kitaplarımı alırken, gülümseyerek:
-Ben sizi tanıyorum
dedi.
Cumhurbaşkanlığı Fotoğrafçısına birlikte fotoğraflarımızı çekmesi emrini verdi.
Valilik standından sonra, diğer stantları da geçerek yetkililerden bilgi alan First Lady, bu arada Bayrampaşa'da faaliyet gösteren Sevgi Kafe'de çalışan down sendromlu çocuklarla bir araya gelerek onlarla da hatıra fotoğrafı çektirdi.
Ve sonuç olarak Emine Hanım gitti, etkinlik bitti. Bugünkü yazımızla, etkinlik izlenimlerimizi noktalarken, (Siirt Tanıtım Günleri)ni organize eden Siirt Vakfı yöneticilerine Genel Başkanları Zeki Akyüzlü’nün şahsında teşekkür ediyor, çok daha başarılı etkinliklerde buluşmak ümidimizi yineliyoruz.
TAŞLAMA
DİNDARLAR CAHİL OLSA
AYDINLAR DİNSİZ İSE
HUZUR OLUR MU DEYİN
BÖYLE BİR CEMİYETTE
DİN-MEZHEP KAVGALARI
BİTMİŞKEN AVRUPA’DA
BU KAVGALAR SÜRÜYOR
İSLAM COĞRAFYASINDA
MÜSLÜMANLAR NEDENDİR
BÖYLE GERİ KALMIŞTIR
DİNCİ KESİM YÜZÜNDEN
DERSEK SANMA YANLIŞTIR
DİNDAR BAŞKADIR BİLİN
DİNCİ İSE BAŞKADIR
BİRİNİN YOLU GERÇEK
BİRİ YOBAZLIKTADIR