Ahmet Arıtürk

1960'LI YILLAR VE PLEVNE KAHRAMANI GAZİ OSMAN PAŞA!

Ahmet Arıtürk

4 Nisan 1900 günü, Plevne muharebelerinin şanlı komutanı

GAZİ

OSMAN PAŞA’NIN

vefat tarihidir. 93 harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rusya, o yıllarda bir Osmanlı yurdu olan ve bugün Bulgaristan sınırlarında kalan

PLEVNE’Yİ KUŞATMIŞTI.

Gazi Osman Paşa, komutasındaki askerlerle Rus ve Rumen taarruzlarına karşı 145 gün süreyle Plevneyi savunmuş ve büyük kahramanlıklar sergilenmişti. Rusya ve Rumen Orduları kuşatmaları altındaki kente 3 ayrı taarruz düzenlemiş, yardım alamayan askerlerimizin cephaneleri tükenirken kış mevsiminin gelmesiyle şiddetli soğukla karşı karşıya kalıp bitap düşmüş ve bunun üzerine son çare olarak kuşatmayı yarmak için düzenledikleri bir huruç harekâtı başarısızlıkla sonuçlanarak Rus ve Rumen ordularına teslim olmak zorunda kalmışlardı.

İlk üç saldırıyı püskürten Osman Paşa yarma harekatında muvaffak olamayarak teslim olmak zorunda kalınca Rus Çarı ve ordusu tarafından iyi bir şekilde karşılanıp başarılı savunması nedeniyle Ruslarca da saygın bir muamele görmüş, kılıcı kendisine iade edilmişti.

Sonuç itibarıyla yenilmişti ama, sayıca ve mühimmat itibarıyla (Galip sayılır, bu yolda mağlup) deyiminde olduğu gibi kat-kat üstün düşmanlara karşı gösterdiği direniş, kulaktan kulağa gezmiş, Gazi Osman Paşa’yı halkın gözünde yüceltmişti. Bunun için gerek Plevne ve gerekse Gazi Osman Paşa ile ilgili bir çok marşlar yazılmıştır. Bu marşların en meşhuru ise

(PLEVNE MARŞI)

olarak bilinenidir. Önce o marşın sözlerini sunalım, sonra kaldığımız yerden asıl konumuza dönerek, yazımıza noktayı koyalım:

"PLEVNE MARŞI"

TUNA NEHRİ AKMAM DİYOR

ETRAFIMI YIKMAM DİYOR

ŞANI BÜYÜK OSMAN PASA

PLEVNE'DEN ÇIKMAM DİYOR

OLUR MU BÖYLE OLUR MU

EVLÂT BABAYI VURUR MU

SİZİ MİLLET HAİNLERİ

BU DÜNYA SİZE KALIR MI

DÜŞMAN TUNA'YI ATLADI

KARAKOLLARI YOKLADI

OSMAN PAŞA'NIN KOLUNDA

BEŞBİN TOP BİRDEN PATLADI

KILICIMI VURDUM TAŞA

TAS YARILDI BAŞTAN BAŞA

ASKERİNLE BİNLER YAŞA.

NÂMI BÜYÜK OSMAN PAŞA

***

İşte bu MARŞ 1959’lu, 1960’lı yıllarda üniversite gençlerinin dillerinden düşmüyordu. Demokrat Parti iktidarının zulümlerine karşı direnen gençler, eylemler düzenliyor ve marşın nakaratını:

OLUR MU BÖYLE OLUR MU

DEVLET GENCİNİ VURUR MU

KAHROLASI DİKTATÖRLER

BU DÜNYA SİZE KALIR MI

Şeklinde değiştirip okuyarak Demokrat Parti iktidarını DİKTATÖRLÜĞE DÖNÜŞMÜŞ OLMAKLA SUÇLUYORLARDI. İnanır mısınız, bu marş, o yıllarda sadece üniversitelerde değil, lise

düzeyindeki okullarda bile düzenlenen küçük çaplı eylemlerde (KAHROLASI DİKTATÖRLER) şeklinde yaygın bir şekilde okunmaktaydı.

ANEKDOT

Geçmiş yıllarda,  Gazetemizde çıkan bir haberi ihbar kabul eden dönemin C. Başsavcısı, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak ifademi almak için beni makamına çağırmıştı. Bahse konu haberde, bir müteahhidin, kendisine ihale verilmesini sağlaması için bir siyasiye sıfır kilometre taksi verdiği yolundaki söylentilere vurgu yapılmıştı. Haberin özeti şöyleydi:

“Şehrimizde, bir müteahhidin, kendisine ihale verdirsin diye, bir siyasiye sıfır kilometre araba hediye ettiği söyleniyor!”

Başsavcı bana:

-Biz bu haberi ihbar kabul ettik. Haberde bahsedilen müteahhidin ve siyasinin isimlerini ver. Haklarında soruşturma açacağız!

dedi.

Rüşvet alıp verme işi, iki kişi arasında olur. Gerçek olduğu bilinse bile, ispatı zordur. Bunun için

“Rüşvetin belgesi olmaz!”

denilir, ya! Bu bakımdan, olayın gerçek olduğu belli olduğu, hatta, taksiyi veren müteahhit ile taksiyi alan siyasilerin adlarını bildiğim halde, ispat edemeyecek olduktan sonra, adlarını vermem beni suçlu duruma düşecek olduğu için Başsavcıya:

-Ben, sadece söylentileri yazdım. Elimde olayla ilgili ne kanıt var, ne de ispatlayacak bir belge! Bu bakımdan isim veremeyeceğim. Hem zaten, Gazeteci, haberinin kaynağını belirtmek zorunda değildir

diye cevap verdim.

Bildiğim halde ve bütün zorlamalara karşılık, ne taksiyi veren müteahhidin ve ne de alan siyasinin adlarını söylemedim. Benden laf alamayacağını anlayan Başsavcının kendisi, cevap verir gibi söylendi:

-Taksiyi veren müteahhit …….. alan siyasi ………. mi!

İşin doğrusu, Başsavcının verdiği isimler, bu konuda adları dolaşanlardı. Meğerse Başsavcıya başka kanallardan aynı haber ulaşmış ama dava açabilmek için bir kanıt peşindeymiş. Bunun için de gazete haberini ve Gazetenin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü olarak ifademi delil olarak öne sürmek ve dava açmak niyetindeymiş!

Verilen isimlerden Başsavcının da olaydan haberdar olduğunu anlayarak şu cevabı verdim:

-Sayın Başsavcım, taksiyi veren müteahhit ile taksiyi alan siyasinin kimliklerini siz söylüyorsunuz, ben değil!

TAŞLAMALAR

BİNDOKUZYÜZALTMIŞLI

YILLARI ANIMSADIM

BİR AN İÇİN KENDİMİ

O YILLARDAYIM SANDIM

GENÇLERİN SESLERİNİ

DUYAR GİBİYİM BELLİ

HER ZAMAN DA (KAHROLSUN

DİKTATÖRLER) DEMELİ

DİKTATÖRLER, DİKTATÖR

BOZUNTUSU OLANLAR

DÜNYADAN EBEDİYEN

DEFOLSUN, KAHROLSUNLAR

DİKTATÖR BOZUNTUSU

OLAN YOK ŞÜKÜR BİZDE

TESELLİMİZ BİZİM BU

BİRİZ DEMOKRASİDE

Yazarın Diğer Yazıları