16 Nisan 2017 Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından oldukça önemlidir. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçiş için referandum yapıldığı gündür. Özellikle muhalefet parti liderlerinin
(UCUBE SİSTEM)
olarak yorumladıkları Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi o tarihte yapılan referandum sonucu gerçekleşmiştir.
Türkiye'de hükumet sistemi tartışmaları yeni değildir. 1982 Anayasasının yapılış çalışmaları sırasında da ortaya atılan bu sorun, daha sonraları merhum Turgut Özal ve Merhum Süleyman Demirel tarafından da gündeme getirmiş, ancak bu konuda ciddi bir girişimde bulunulmadan tartışmalar gündemden düşmüştü.
AKP’nin 20 yıllık iktidarı döneminde 2007 ve 2010 yıllarında anayasada kapsamlı değişiklikler yapıldı. 2007’de de cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi yine bir referandumla gerçekleşmişti.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli'nin cumhurbaşkanlığı sistemi açıklaması referanduma açılan kapıyı aralamıştı. AKP ve MHP heyetleri arasında yapılan görüşmeler sonucunda AKP’nin hazırladığı teklif TBMM Anayasa Komisyonuna gönderilmişti.
Meclis Anayasa Komisyonundaki görüşmelerin tamamlanmasının ardından 18 maddelik değişiklik teklifi oylamaları için meclis oylaması süreci 9 Ocak'ta başladı. Oylamanın ilk turu 15 Ocak'ta tamamlandı. Onaylanan değişikliği yürürlüğe koymak için yapılan nihai oylama referandum sınırı olan 330'u geçerek 339 oyla kabul edildi ancak doğrudan yürürlüğe girmesi için gerekli olan 367 barajının altında kaldı.
Mecliste kabul edilen 18 maddelik yasa tasarısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylandı.
Cumhurbaşkanının onayıyla birlikte Resmi Gazetede yayımlanan anayasa tasarısı 16 Nisan'da referanduma sunuldu. Referandum sonucu Anayasanın 18 maddesi üzerindeki değişiklikler onaylandı. Değişikliklerle, yürürlükteki parlamenter sistem kaldırıldı, yerine başkanlık sistemi getirildi. Başbakanlık kaldırıldı, meclisteki vekil sayısı 550'den 600'e çıkarıldı. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) yapısında değişiklikler yapıldı. Milletvekili seçilebilme yaşı
25'ten 18'e
indirildi. TBMM ve cumhurbaşkanı seçimlerinin 5 yılda bir aynı gün yapılacağı, Cumhurbaşkanı seçilen kişinin
partisiyle ilişiği kesilmeyeceği,
Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti grupları, en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en
az yüzde 5'ini
alan partiler ile en az
100 bin seçmen
tarafından aday gösterebileceği referandum sonucu kabul edildi. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların,
cumhurbaşkanı tarafından atanacakları
ve görevden alınacakları onaylanmış oldu. Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri ile teşkilat yapısı, merkez ve taşra teşkilatlarının kurulmasının,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi
ile düzenleneceği, TBMM, üye tam sayısının 5'te 3 çoğunluğu ile
seçimlerin yenilenmesine
karar verebileceği, Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis, seçimlerin yenilenmesine karar verirse
bir kez daha aday olabileceği,
Anayasa Mahkemesinin üye sayısının
17'den 15'e
düşürüleceği yine bu referandumla kabul edilmiş oldu.
Türkiye'nin yönetim sistemini değiştiren anayasa değişikliği referandumunda seçmenlerin yüzde 51,43,”EVET” yüzde 48,57’sinin “HAYIR” OYU KULLANDIKLARI YSK tarafından açıklandı. Açılan sandıklara göre katılım oranı yüzde 85,5 oldu, 25 milyon 133 bin 391 kişi "Evet" oyu kullanırken, 23 milyon 758 bin 401 seçmen de "Hayır" oyu kullanmıştı. Yaklaşık 800 bin oy geçersiz sayılmış, 2 milyon kadar mühürsüz oy Yüksek Seçim Kurulu kararıyla geçerli sayılmıştı.
Evet, 16 Nisan 2017, Türk siyasi hayatı açısından çok önemli bir gündür. Bu tarih, Parlamenter sistemin tıkandığı ve TEK ADAM REJİMİNİN kurulduğu tarih olarak hafızalara kazınmış bulunmaktadır.
14 Mayıs 2023 günü 28. Dönem milletvekilliği genel seçimleriyle birlikte, Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Anayasamıza göre Cumhurbaşkanı kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.
Bilindiği gibi, Cumhurbaşkanlığı adaylıkları onaylanan dört kişiden ipi göğüsleyebilecek iki isim vardır.
Bunlardan biri HALEN CUMHURBAŞKANI OLAN CUMHUR İTTİFAKININ ADAYI AKP’Lİ RECEP TAYYİP ERDOĞAN, DİĞERİ, MİLLET İTTİFAKI’NIN ADAYI CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’DUR!
Erdoğan, 10 Ağustos 2014’te Türk siyasi tarihinde ilk kez doğrudan halkın oylarıyla ve ilk turda 12. Cumhurbaşkanı seçilmişti. 16 Nisan 2017 tarihindeki halk oylamasında kabul edilen Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanının partili olabilmesinin önünün açılmasının ardından aynı Erdoğan’ın, 21 Mayıs 2017 tarihinde gerçekleştirilen 3. Olağanüstü Büyük Kongrede, tekrar kurucusu olduğu AKP'nin Genel Başkanlığına getirilmiş ve 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %52.59 oy oranıyla yeniden Cumhurbaşkanı seçilmişti.
Erdoğan’ın, yüksekokul diploması olmadığına ilişkin iddialar ise kayıp diplomanın ortaya çıkmasıyla noktalandı.
Elbette, Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanlığı adaylığı için daha ilk müracaatında Yüksek Seçim Kurulu’na diplomasını sunmuştu.
Hem Sayın Erdoğan gibi haktan, hukuktan anlayan, YOLUNU KUR’AN-I KERİMLE, NAS’LA BELİRLEYEN BİRİ
diploması olmadığı halde “Diplomam var” diyecek değildi ya!
Yüksek Seçim Kurulu üyeleri de o diplomayı mübarek gözleriyle görmezlerse, adaylığını nasıl onaylayacaklardı. Buna imkân ve ihtimal var mı. Yüksek Seçim Kurulu’nun anlı-şanlı şerefli üyeleri böyle ağır bir sorumluluğa ve vebale girerler miydi. Marmara Üniversitesi yetkililerinin açıklamalarıyla
Reisin KAPI GİBİ DİPLOMASININ OLDUĞU DA KANITLANDI!
Gelelim, iki defa üst-üste cumhurbaşkanı olduğu bunun için de üçüncü defa aday olmaya hakkı bulunmadığı konusuna. Bilindiği gibi, Sayın Erdoğan 16 Nisan 2017’de kabul edilen Anayasa değişikliği ile hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı olarak 9 Temmuz 2018 tarihinde yemin ederek görevine başladı. Yani, ilk cumhurbaşkanlığı yasadan önce olduğu için sayılmaz. Kilometre sıfırlanmış, taksimetre yeni açılmıştır.
Bu durumda, 14 Mayıs seçimlerini kazanırsa, bir daha seçilme hakkı bile doğabilir. Anayasa hükümleri bu kadar net ve açık!
Sayın Erdoğan’ın iki defa seçilmiş olduğu için aday olamayacağını söyleyenler, bu işi Yüksek Seçim Kurulu’nun çok muhterem ve saygıdeğer hâkimleri kadar mı bilecekler. Yüksek Seçim Kurulunun çok muhterem ve adaletleriyle temayüz etmiş üyeleri Erdoğan’ın üçünce kez aday olmasına onay verdiklerine göre sorun yok demektir.
Tabii, bazı mahkeme kararları var ki, günü gelir, hukuk literatürüne girerler. Geçmişi bırakarak Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana hukuk literatürüne giren kimi söylemleri ve kararları ele alalım. Yassıada Mahkemesinde hâkimin, sanığa
“Sizi buraya tıkan irade böyle istiyor”
demesi, hukuk literatürümüzdeki yerini çoktan almıştır.
16 Nisan 2017’de gerçekleşen Anayasa değişikliği referandum sonuçlarına dair en büyük tartışma, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) "mühürsüz oyların kabul edileceği" ile ilgili açıklaması olmuş ve YSK’nın bu kararı da hukuk literatüründe yerini almış bulunmaktadır.
İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinin iptal edildiğinde, aynı zarfta bulunan 4 oy pusulasından sadece 1’inin geçersiz sayılarak, diğer 3’ünün geçerli kabul edilmesi de, hukuk literatürümüzde yerini alan kararlar arasındadır.
Unutmayalım, bugünkü ucube sistemin temeli 16 Nisan 2017 günü yapılan referandumda 2 milyona yakın mühürsüz oyun geçerli sayılmasıyla atılmıştır. Bu açıdan 16 Nisan 2017 Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından çok önemli bir tarihtir.
TAŞLAMA
SEÇİME BİR AY KALDI
GEL DE GETİR BİR AYI
BİZ BİLE GETİRMEZKEN
SİZ DÜŞÜNÜN ADAYI
CUMHURBAŞKANI OLMAK
BÜYÜK BİR ŞEREF EL HAK
TARİH KİTAPLARINDA
ADI YER ALIR MUTLAK
ATATÜRK VE İNÖNÜ,
BAYAR, GÜRSEL VE SUNAY
KORUTÜRK VE EVREN’LE,
ÖZAL, DEMİREL’İ SAY
SEZER VE GÜL’DEN SONRA
ERDOĞAN VAR SIRADA
ARTIK MİADI GEÇTİ
GÜNÜ DOLDU ONUN DA
HEM HAZRET-İ ERDOĞAN
ZATEN TARİHE GİRMİŞ
İYİ Mİ ANILACAK
KÖTÜ MÜ, BİL BUDUR İŞ
KEMAL KILIÇDAROĞLU
CUMHURBAŞKANI OLSUN
ADI TARİHE GEÇSİN
ŞİMDİ ZAMANI ONUN