PKK’nın V. Kongresinde; “...Hareketli savaş tarzının tek taktik olarak uygulanmaması, buna paralel olarak suikast, sabotaj, pusu, baskın, çatışma, kuşatma gibi eylem biçimlerini iç içe gerçekleştirilmesi, kurtarılmış alanlar oluşturulması, GKK’ların aileleri ile birlikte imha edilmesi...” eylem stratejisi olarak belirlenmiştir.
Abdullah ÖCALAN silahlı çete PKK’nın başkanı olarak silahlı çetenin bütün eylemlerinden sorumludur. Eylem yapmak üzere Türkiye’ye gönderdiği PKK elemanlarıyla devamlı irtibat halindedir. İnisiyatifini devamlı kullanarak PKK elemanlarını eylem yapmaya sevk etmiştir.
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünce izlenen “31.10.1996 günlü Parti Önderliği Telsiz Talimatı”nda;
"...Gördünüz, en son bir sempatizan genç kızımız bile kendi başına ne kahramanca eylem yapıyor. Evet. En zayıf olan Leyla biraz, öyle çok eğittiğimiz, çok tecrübe kondurduğumuz birisi de değil. PKK’nın ruhunu biraz alan düşmanı sarsacak eylemi gerçekleştiriyor.
"...Bütün güçler için söylüyorum. O geçen günkü genç kızın anısına yalnız bunun anısına saygılı olun. Ne kadar değerli olursanız. Peki bunun karşısında sizin aklınızda ne var. Yetki var. Komutanlık var...” demiştir.
Abdullah ÖCALAN’ın Türkiye’deki PKK alan sorumlularıyla devamlı irtibat halinde olduğunu, alan sorumlularına sık sık talimat verdiğini gösteren dosyamızda çok sayıda telsiz çözümü bulunmaktadır.
Abdullah ÖCALAN’ın emir ve talimatıyla PKK elemanları Türk Ceza Kanunu'nda yazılı tehdit, hürriyeti tahdit, adam kaçırma, yol kesme, gasp, kundaklama ve patlayıcı madde atma gibi suçlar yanında, TCK’nun 450 nci maddesinde belirtilen ve karşılığı ölüm cezası olan, taammüden ve birden çok adam öldürmek, canavarca bir his sevkiyle veya işkence ve tazip ile ya da görev başında devlet memurlarını öldürmek suçlarını işlemişlerdir.
PKK elemanları, Abdullah ÖCALAN’dan aldıkları emirle bu suçları birden ziyade işlemişlerdir. Ancak, Abdullah ÖCALAN ve bu suçları işleyen PKK elemanlarının asıl amacı Devletin birliğini bozmak, Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaktır.
Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca;
“Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin hakimiyeti altına koymağa veya Devletin istiklalini tenkise veya birliğini bozmağa veya Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmağa matuf bir fiil işleyen kimse ölüm cezası ile cezalandırılır.”
PKK elemanlarının gerçekleştirdiği eylemler sonucunda sivil vatandaş, asker, polis, GKK toplam 9818 kişinin şehit olması, 16.362 vatandaşımızın yaralanması göz önüne alındığında PKK eylemlerinin Türkiye’nin iç ve dış güvenliği için tehlike oluşturduğunu kabul etmek zarureti vardır. Ayrıca PKK örgütünün Yunanistan, Suriye gibi Türkiye’ye karşı düşmanca siyaset takip eden ülkelerle birlikte hareket ettiği, bu ülkelerden yardım gördüğü, PKK elemanlarının Avrupa’da Türkiye aleyhinde geniş propaganda faaliyetinde bulundukları da düşünülürse, Türk Ceza Kanunu'nun 125 inci maddesinde yazılı suçun, bütün unsurlarıyla oluştuğu anlaşılır.
Silahlı çete PKK’nın kurucusu olan, kuruluşundan itibaren örgütünü Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleye hazırlayan ve belirli bir hazırlık döneminden sonra Türkiye üzerine silahlı eylem yapmaya sevkeden sanık Abdullah ÖCALAN, Türk Ceza Kanunu'nun 125 inci maddesindeki suçu işlemiştir.
Abdullah ÖCALAN sorgusunda;
“..Başlangıçta gerçekten Kürdistan Devleti kurmak gibi bir kavramımız vardı. Bu da doğrudur. Ancak değişen süreç içerisinde müstakil bir Kürt Devleti kurmak değil de, Kürtlerin de Cumhuriyetin kuruluşunda rol almış bir halk olarak özgür olduğu bir ortam içerisinde birleştirilmesi sonucuna yardım..."
03.04.1999 günü alınan ek ifadesinde de;
“...Bildiğiniz gibi PKK’nın da kurucusu benim. PKK’nın kurulurken programını da yaptık. O zaman Kürtlerin Bağımsız bir Kürdistan kavramı da vardı. Marksist temele dayalı yeni sistem getirecektik. Ancak değişen olaylar ve zaman bize bu programın hayali olduğunu gösterdi. PKK kurulduktan sonra şiddete başvuruldu. Ama, zaman içerisinde de PKK’nın gösterdiği bu şiddetten rahatsız oldum. 1993’ten sonra bütün çabamı PKK’yı şiddet unsurundan arındırıp siyasi kanal içerisine sokmayı amaçladım.... Benim programlarımın da başlangıçta hayali olduğunu anladım. PKK programının politik ve siyasi değeri olmadığını kavram olarak Kürdistan ibaresi kullandım. Coğrafi olarak ele aldım. Kürt devleti kurmanın mümkün olamayacağı gerekli de değildir. Mevcut Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisinde demokratik ortam içerisinde herşeyin gerçekleşmesi mümkündür. Ben bu sonuca vardım...” beyanında bulunmuştur.
(DEVAM EDECEK)
TAŞLAMA
ANKARA’DA BİR “MEBUS
PAZARI” KURULMUŞTUR
TRANSFERLER OLACAK
SU YOLUNU BULMUŞTUR
HARAÇ-MEZAT SATILIK
MEBUSLAR OLACAK MI
İKTİDARIN DIŞINDA
ALAN BULUNACAK MI
TRANSFER ÜCRETLERİ
YÜKSEK OLACAK DERLER
GÖÇMİŞTE DE YAŞANDI
BELLİ BU TRANSFERLER
FUTBOLCU ALIP-SATMAK
İŞİNE DÖNDÜ BU İŞ
ŞIK’KA SALDIRAN ALPAY
ESKİ FOTBOLCU İMİŞ
MECLİS ATALAY İÇİN
TEKRAR TOPLANACAK MI
ANAYASANIN HÜKMÜ
TKEKRAR OYLANACAK MI
ANAYASA YETERSİZ
BABAYASA GEREKLİ
ANAYASAYI TAKMAZ
BABA, GİDİŞAT BELLİ